Avrupa’da yurt dışı seyahatlerinde trenin payı henüz uçak ve otomobilin oldukça gerisinde bulunsa da uluslararası demiryolu yolculuklarına yönelik ilgi giderek artıyor. İklim değişikliği, hava ulaşımındaki jeopolitik riskler ve daha sakin seyahat deneyimine yönelik talep, demiryolunun Avrupa turizmindeki önemini artırıyor.
Eurostat verileri, Avrupa’da yurt içi seyahatlerin yaklaşık yüzde 75’inin otomobille gerçekleştirildiğini gösteriyor. Uluslararası yolculuklarda ise uçağın payı yüzde 50’ye yaklaşıyor. Tren, yurt içi seyahatlerin yüzde 16’sından biraz fazlasında, sınır ötesi seyahatlerin ise yaklaşık yüzde 6’sında tercih ediliyor.
Buna karşın demiryolundaki büyüme dikkat çekiyor. Deutsche Bahn verilerine göre 2019’dan bu yana Avrupa seyahatlerinde treni kullananların sayısı yaklaşık üçte bir arttı. Bugün şirket ve iş ortakları tarafından her gün 300’den fazla sınır ötesi uzun mesafe seferi düzenleniyor. Bu trenlerle 14 Avrupa ülkesindeki 200’den fazla şehre doğrudan ulaşım sağlanırken, uluslararası uzun mesafe trenlerinde günlük yolcu sayısı yaklaşık 70 bine ulaşıyor.
Tren Seyahatlerine Talep Artıyor
Demiryolundaki hareketlilik, seyahat şirketlerinin verilerine de yansıyor. Evaneos Eş CEO’su Laurent de Chorivit, tren yolculuklarının Avrupa turizminde gelecekte çok daha büyük bir paya sahip olabileceğini belirtiyor.
Evaneos’un Avrupa operasyonlarında tren seyahatlerinin ciro içerisindeki payı yaklaşık yüzde 10’a yükselmiş durumda. Şirketin verilerine göre bu oran üç yıldan kısa sürede üç kat arttı.
Söz konusu artış, sürdürülebilir ulaşım açısından önemli bir potansiyelin bulunduğuna işaret ediyor. Tren yolculukları, şirketlerin karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik stratejilerinde de giderek daha fazla öne çıkıyor.
Ancak demiryolunun uçak ve otomobile güçlü bir alternatif oluşturabilmesi için sınır geçişlerinin kolaylaştırılması, seyahat sürelerinin kısaltılması, bağlantıların güçlendirilmesi ve rezervasyon süreçlerinin basitleştirilmesi gerekiyor.
Sınır Ötesi Hatlar Çoğalıyor
Avrupa’daki demiryolu ağının genişletilmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor. Deutsche Bahn’ın 2026 tarifesinde Belçika, Danimarka, Polonya ve Çekya başta olmak üzere farklı ülkelere yaklaşık 40 yeni veya uzatılmış sınır ötesi sefer bulunuyor.
Uluslararası bağlantıların 2027’de daha da artırılması hedefleniyor. Münih-Milano ve Münih-Roma arasında doğrudan seferlerin yanı sıra Hamburg-Kopenhag arasında ICE bağlantısının devreye alınması planlanıyor.
2028 yazından itibaren ise Berlin’den Hamburg, Kopenhag, Malmö ve Göteborg üzerinden Oslo’ya doğrudan tren bağlantısı oluşturulması öngörülüyor. Yeni güzergahların hayata geçirilmesiyle Avrupa’nın kuzeyi ile merkezi arasındaki demiryolu ulaşımının daha da güçlenmesi bekleniyor.
Tek Rezervasyon Dönemi Genişliyor
Uluslararası tren seyahatlerinde yalnızca hat sayısı değil, biletleme altyapısı da gelişiyor. OSDM veri standardının kademeli olarak uygulanması, farklı ülkelerin demiryolu şirketlerine ait biletlerin tek işlem üzerinden satın alınmasını kolaylaştırıyor.
Deutsche Bahn sistemi üzerinden Avusturya, İsviçre, Fransa, Eurostar, İtalya ve İsveç demiryollarının biletleri satın alınabiliyor. Hollanda demiryolu şirketi NS’nin de 2026 içerisinde sisteme dahil edilmesi planlanıyor.
Bu uygulama sayesinde yolcular farklı ülkelerdeki tren seçeneklerini aynı platformda karşılaştırabilecek, fiyatları inceleyebilecek ve biletlerini tek müşteri hesabı üzerinden yönetebilecek.
Jeopolitik Riskler Demiryolunu Öne Çıkarıyor
Avrupa’da tren seyahatlerine yönelik ilginin artmasında jeopolitik gelişmeler de etkili oluyor. İran savaşı sırasında Dubai ve Doha gibi önemli hava ulaşım merkezlerinin faaliyetlerinin sekteye uğraması, uluslararası hava taşımacılığının krizlere karşı ne kadar hassas olduğunu ortaya koydu.
Bu tür gelişmeler, özellikle Avrupa içindeki seyahatlerde alternatif ulaşım seçeneklerine olan ilgiyi artırıyor. Evaneos Eş CEO’su de Chorivit, jeopolitik belirsizliklerin Avrupa içindeki seyahat talebini desteklediğini ve bunun demiryolu açısından fırsat oluşturduğunu ifade ediyor.
Kısa ve orta mesafeli Avrupa güzergahlarının trenle ulaşım açısından uygun olması, demiryollarının değişen seyahat tercihlerinden daha fazla pay almasına imkan sağlayabilir.
İklim Değişikliği Yeni Seyahat Tercihleri Doğuruyor
İklim değişikliği de Avrupa’da tatil tercihlerini dönüştüren faktörler arasında yer alıyor. Artan sıcak hava dalgaları ve aşırı hava olayları, bazı turistleri daha serin bölgelere yöneltirken seyahat dönemlerinin yeniden değerlendirilmesine neden oluyor.
Bu eğilim, “Coolcation” olarak adlandırılan ve yüksek sıcaklıklardan uzaklaşmayı amaçlayan tatil anlayışını öne çıkarıyor. Kuzey Avrupa ülkeleri ile geleneksel turizm merkezlerinin dışında kalan daha sakin bölgeler, bu değişimden yararlanabilecek destinasyonlar arasında gösteriliyor.
Demiryolu bağlantılarının bu bölgelere kadar genişletilmesi, turistlerin daha sürdürülebilir ulaşım seçeneklerini tercih etmesini sağlayabileceği gibi turizm gelirlerinin büyük kentlerin dışına yayılmasına da katkıda bulunabilir.
Tren Yolculuğu Tatilin Parçasına Dönüşüyor
Avrupa’daki yeni seyahat anlayışında tren yalnızca bir ulaşım aracı olarak görülmüyor. Yolculuk sırasında manzara, doğal güzellikler ve farklı bölgelerin keşfedilmesi, seyahatin kendisini de tatilin bir parçası haline getiriyor.
Bu yaklaşım, özellikle daha yavaş ve deneyim odaklı seyahatleri tercih eden turistler açısından demiryoluna avantaj sağlıyor. Ancak potansiyelin tam olarak değerlendirilebilmesi için bağlantıların yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmaması gerekiyor.
Daha küçük kentlere, kırsal bölgelere ve turistik merkezlere ulaşan demiryolu hatlarının artırılması, Avrupa turizminin daha dengeli dağılmasına katkı sağlayabilir.
Demiryolu Avrupa Turizminde Güçlenebilir
Sürdürülebilir ulaşım talebinin artması, hava ulaşımındaki belirsizlikler ve seyahat deneyimine yönelik değişen beklentiler, Avrupa demiryolları için önemli bir fırsat oluşturuyor.
Sınır ötesi bağlantıların artırılması, kolay rezervasyon sistemlerinin yaygınlaştırılması, rekabetçi fiyatlar ve konforlu hizmetlerin birlikte sunulması halinde trenin Avrupa turizminde uçağa karşı daha güçlü bir alternatif haline gelmesi bekleniyor.