Yapay zekâ, üniversitelerde öğrenciler ve akademisyenler tarafından giderek daha fazla kullanılırken, eğitim programları, ölçme-değerlendirme sistemleri ve kurumların politikaları bu dönüşüme aynı hızda uyum sağlayamıyor. Digital Education Council’ın (DEC) 35 ülkeden 118 eğitim kurumunu kapsayan yeni araştırması, yükseköğretimde yapay zekâ kullanımının ulaştığı seviyeyi ortaya koydu.
“AI in Higher Education Global Survey 2026” araştırmasına 27 bin 284 öğrenci ve 18 bin 114 akademisyen olmak üzere toplam 45 bin 398 kişi katıldı. Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 88’i öğrenme süreçlerinde, akademisyenlerin ise yüzde 77’si derslerinde yapay zekâ araçlarından yararlanıyor.
Öğrencilerin İlk Tercihi Bilgi Aramak
Yapay zekâ kullanan öğrencilerin yüzde 58’i bu teknolojiyi bilgi aramak için kullanıyor. Bunu yüzde 54 ile fikir geliştirme ve yüzde 49 ile yazılı çalışmaların iyileştirilmesi takip ediyor.
Yeni kavramları öğrenmek amacıyla yapay zekâ kullanan öğrencilerin oranı yüzde 45 olurken, yüzde 43’lük kesim metin hazırlamak, yine yüzde 43’lük kesim ise belgeleri özetlemek için bu araçlardan faydalanıyor.
Öğrencilerin yapay zekâya yönelik genel değerlendirmelerinde de olumlu bir tablo ortaya çıkıyor. Katılımcıların yüzde 43’ü teknolojiyi eğitim hayatında “bir ölçüde yararlı”, yüzde 32’si ise “çok yararlı” buluyor. Buna karşın yapay zekânın öğrenme deneyimini kökten değiştirdiğini düşünenlerin oranı yüzde 13’te kalıyor.
Akademisyenlerin Kullanımı Bir Yılda 16 Puan Arttı
Araştırmada akademisyenlerin yapay zekâ kullanımındaki hızlı artış da dikkat çekti. Derslerinde yapay zekâ kullanan akademisyenlerin oranı bir yıl içinde 16 puan yükselerek yüzde 77’ye ulaştı.
Öğretim elemanlarının yüzde 77’si yapay zekâdan ders materyali hazırlamak amacıyla yararlanıyor. Akademisyenlerin yüzde 47’si idari işlerde, yüzde 45’i video ve görsel gibi içeriklerin hazırlanmasında, yüzde 38’i ise öğrencilere yapay zekâ kullanımını öğretmek için bu teknolojiyi kullanıyor.
Buna karşılık öğrencilerin çalışmalarına geri bildirim vermek amacıyla yapay zekâ kullanan akademisyenlerin oranı yalnızca yüzde 6 olarak belirlendi.
Yapay Zeka Derslere Henüz Sistemli Biçimde Girmedi
Yapay zekânın öğrenciler ve akademisyenler arasındaki yaygın kullanımına rağmen teknolojinin derslere sistematik biçimde entegre edilmesinin sınırlı kaldığı görüldü.
Öğrencilerin yalnızca yüzde 15’i yapay zekânın birçok dersine entegre edildiğini belirtirken, yüzde 42’si birkaç dersinde yapay zekâ kullanıldığını söyledi. Öğrencilerin yüzde 43’ü ise eğitim aldığı derslerin hiçbirinde yapay zekâ uygulamasıyla karşılaşmadığını ifade etti.
Yapay zekânın kullanıldığı derslere katılan öğrencilerin yalnızca yüzde 5’i teknolojinin öğrenme biçimlerini dönüştürdüğünü düşünüyor. Yüzde 28’lik kesim yapay zekânın anlama ve öğrenme sonuçlarını geliştirdiğini belirtirken, yüzde 42’si katkının kısmi düzeyde kaldığını ifade ediyor. Öğrencilerin yüzde 24’üne göre ise yapay zekâ derslere yenilik getirse de öğrenme açısından belirgin bir katkı sunmuyor.
Öğrenciler Akademisyenlerin Rehberliğini Yetersiz Buluyor
Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri de akademisyenlerin yapay zekâ eğitimi ile öğrencilerin bu konudaki algısı arasındaki fark oldu.
Akademisyenlerin yüzde 64’ü yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi aldığını belirtirken, öğrencilerin yalnızca yüzde 29’u öğretim elemanlarını yapay zekâ kullanımı konusunda kendilerine rehberlik edebilecek yeterlilikte görüyor.
Öğrencilerin yüzde 57’si ise ödev ve sınavlarda yapay zekâ kullanımına izin verilip verilmediği konusunda üniversiteleri veya öğretim elemanları tarafından yapılan yönlendirmeleri yetersiz buluyor.
Araştırmanın sonuçları, yapay zekânın yükseköğretimde günlük kullanım düzeyine hızla ulaştığını ancak bu teknolojinin eğitim süreçlerine, ders içeriklerine ve ölçme-değerlendirme sistemlerine kurumsal olarak entegrasyonunun aynı hızda ilerlemediğini gösteriyor.