Yıllar önce, Danimarkalı bir müfreze komutanı olan Martin Tamm Andersen, güney Afganistan’da Taliban saldırısının hemen ardından hem vatandaşlarına hem de ABD Deniz Piyadelerine liderlik ediyordu. Askeri konvoy hareket halindeyken her şey olması gerektiği gibiydi; ta ki aniden kumla kaplı dünya ona dönüşene kadar. Vücudu şiddetle sarsıldı ve ne olduğunu anlamaya çalıştı. Elleriyle vücut noktalarını gezerek tüm bedeninde hissetmeye çalıştı.
Toz çözüldüğünde, askerlerinden birinin yüzünden ağır şekilde kan aktığını fark etti. Yerde yatan başka bir asker ise, taretten fırlamış ve acı içinde inleyerek, sırtı iki yerden kırılmış haldeydi. Patlama sayesinde araç paramparça olmuştu. Andersen, bölgedeki güvenliği sağlayan, yaralıları tedavi edip tahliyeleri organize eden ABD Deniz Piyadeleri’nden yardım istedi. O zamanlar, Amerikan ve Danimarkalı askerler, ortak hedef için canlarını veren birliklerdi ve birbirlerine sıkı sıkıya bağlıydılar.
Stratejik Endişeler ve Tarihsel Bağlar
Ancak günümüzde, Başkan Donald Trump’ın Danimarka’ya ait yarı özerk bölge olan Grönland’ı ele geçirme girişimleri, bu ortaklığın ne hale geldiğine dair şaşkınlık ve üzüntü yaratıyor. Trump, adanın stratejik konumunun yanı sıra zengin maden kaynaklarını da ön plana çıkarıyor ve kontrole alınması gerektiğine inanıyor. Andersen, bu gelişmeleri yakından takip ederken, ABD-Danimarka ittifakının eskisi gibi olmadığını düşünüyor. Röportajında, “Amerika 11 Eylül sonrası ihtiyaç duyduğunda oradaydık” diyerek, bağımsızlık ve sadakat hislerini dile getiriyor.

HİSSETTİKLER ve KİŞİSEL DÂLİYETLER
Andersen, 2010 yılında Helmand eyaletinde el yapımı patlayıcıyla hasar gören zırhlı araçların sergilendiği Kopenhag’daki Danimarka Savaş Müzesi’nde bulunuyordu. Irak ve Afganistan’da görev yapmış, her iki savaşta da yakın arkadaşlarını kaybetmiş ve yaralanmıştı. Hizmetlerine hizmet eden savaşlar, onun için özgürlük ve demokrasi uğruna verilen mücadeleydi.

‘Gerçeküstü Hissettiriyor’
ABD’nin Grönland’a yönelik tehditleri karşısında, Avrupa’da pek çok kişi büyük bir şaşkınlık ve derin bir hayal kırıklığı yaşıyor. Bu hareketin, NATO ve Avrupa güvenliği açısından ne anlama gelebileceği korkularını artırıyor. Danimarka Başbakanı, bunun NATO’nun sona erişi olabileceği endişesini dile getiriyor. Danimarkalı gaziler içinse, bu durum çok kişisel bir yara açtı. 1949’dan beri NATO üyesi olan ülke, Amerikan ile müttefikliğin simgesi haline gelen birçok kayıpla karşılaştı; 44 asker hayatını kaybetti, 8’i Irak’ta olmak üzere toplamda ölümler yaşandı.
Andersen, “Gerçeküstü bir his veriyor. Bir şaka gibi geliyor” diyerek, neyin gerçek olduğunu anlamakta güçlük çektiğini ifade ediyor. “Bu kadar çılgınca bir durumun yüksek sesle söyleniyor olmasına gerçekten inanamıyorum” diyerek, kattı.
Madalyalar ve Sadakat Bağları
Geçen yıl, Afganistan’da görev yapmış olan Danimarkalı gazi Søren Knudsen, televizyonlarda Amerika Başkan Yardımcısı JD Vance’in Danimarka’yı ‘iyi bir müttefik’ olmadığını açıkladığını duydu. Vance, Trump’ın, Grönland’da bölgesel çıkarlar için daha fazla Amerikan varlığı kurulması gerektiği yönündeki görüşünü destekliyordu ve Danimarka’yı görevini yapmamakla suçluyordu. Bu durumu kabullenemeyen Knudsen, evinde sakladığı, Afganistan’ın Kalat kentinde çekilmiş çocuklarla dolu bir fotoğrafı gösteriyor.

Andersen gibi, Knudsen de, misyonunun gençlerin geleceğine katkıda bulunmak olduğunu ve askeri hizmeti sırasında aldığı roller ve ödülleri gururla sergiliyor. Ancak, son zamanlarda, bu madalyaları ve bayrağı, acı içinde paketleyip, yeniden herhangi bir ihtiyaç ortaya çıkmazsa saklamaya karar verdi. Karısına, bunların ancak iki ülke arasındaki yeni bir birliktelik kurulduğunda geri alınacağını söylüyor.
Güvenlik ve Bağlılık
Gaziler, Beyaz Saray’ın Grönland ve Danimarka’nın kendi iradeleriyle hareket edememeleri konusunda sözleriyle öfkeliler. Trump’ın, savaş halinde Danimarka’nın ve bölgenin güvenlik çıkarlarını yeterince korumadığı iddialarına karşı çıkıyorlar. Andersen ve Knudsen, bölgedeki güvenlik endişelerini anlıyorlar; yine de, Danimarka’nın NATO kapsamında bölgeyi koruma konusunda kararlı olduğunu düşünüyorlar. Her iki asker de, birlikte hizmet ettikleri Amerikan birlikleriyle derin bağlar ve dostluklar sürdürüyor. Knudsen’in eşi Amerika doğumlu ve kayınbiraderi ABD Deniz Kuvvetleri’nde hizmet veriyor, bu da Amerikan ve Danimarka arasındaki güçlü bağları gösteriyor.
Danışıklı olarak, Danimarka, eski askeri varlıklarını azaltmış olsa da, Kuzey Kutbu’ndaki stratejik varlığını korumaya devam ediyor. Trump’ın geçen hafta yaptığı açıklamadan sonra, “Sahiplik sadece belgelerle değil, aslında unsurlarla da ilgilidir” diyerek, bölgenin gelecekteki olası işgali endişelerini güçlendirdi. Knudsen, “Eğer bu olursa, NATO’nun sonuna yaklaşırdık. Bu, 250 yıllık Amerikan deneyimi ve hayranlığına son verecek bir durum olurdu” diyerek duygularını ifade ediyor.