Bulgaristan’da komünist diktatörlük döneminde binlerce soydaşımızın ve rejim muhalifinin ağır işkencelere maruz kaldığı tarihi Belene Kampı’nda yaşamını yitirenler için geniş katılımlı bir anma töreni organize edildi. Avrupa kıtasının yakın tarihteki son toplama kamplarından biri olan ve Tuna Nehri üzerindeki Persin Adası’nda konumlanan bu eski hapishane alanında, geçmişin karanlık izleri bir kez daha lanetlendi. 1949 ile 1987 yılları arasında on binlerce muhalifin iradesini kırmak amacıyla kullanılan bu trajik merkez, yüzlerce insanın hayatını kaybettiği bir toplu mezar niteliği taşıyor.
Dualar Edildi
Demir perde rejiminin siyasi suçluları ve Türk azınlığı baskı altına almak için kullandığı adadaki geleneksel buluşmaya; Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, elçilik diplomatları, kamptan sağ kurtulan eski mahkumlar ve hayatını kaybedenlerin aileleri katıldı. Farklı inanç gruplarından din adamlarının mazlumlar için semaya açtığı ellerle ortak dualar okunurken, katılımcılar anıt duvara karanfiller bırakarak saygı duruşunda bulundu.
“Soydaşlarımız Ağır Şartlar Altında Yaşadı”
Törende konuşan Büyükelçi Uyanık, Bulgaristan Türklerinin komünist zorbalığa karşı öz kimliklerini, asil kültürlerini ve dini inançlarını korumak adına destansı bir direniş gösterdiklerini hatırlattı. Soydaşların hukuksuzca esir edildiği bu kampın, çekilen ıstırapların en somut kanıtı olduğunu belirten Uyanık, buranın acilen geçmişle yüzleşme adına bir hafıza müzesine dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti. Adada sadece Türklerin değil, farklı etnik ve dini kökenlerden binlerce insanın da zulüm gördüğünü ekleyen Büyükelçi, kapsayıcı bir müze anlayışının önemini vurguladı.
Halen Cezaevi Var
Anma etkinliğinin davetlileri arasında yer alan ünlü tarihçi Plamen Pavlov ise Belene’nin trajik geçmişinin doğayla bütünleşen bir milli park ve tarihi sit alanı olarak tescillenmesi çağrısında bulundu. Adanın mevcut durumunun bakımsız kaldığına işaret eden Pavlov, bölgede hala aktif bir cezaevinin bulunmasını eleştirerek, hapishanenin bu tarihi hafıza mekanından tahliye edilmesi gerektiğini savundu.
Belene Kampı
İkinci Dünya Savaşı’nın akabinde Sovyetlerin desteğiyle yönetime el koyan totaliter Bulgar idaresi, muhalif unsurları temizlemek amacıyla sözde Halk Mahkemeleri kurmuştu. O karanlık süreçte 28 binden fazla siyasi figür zindanlara atılırken, binlercesi idam edilmiş ya da köylerinden sürgün edilmişti. Rejimin kurduğu 20 toplama kampı arasında en uzun süre açık kalan Belene’den yaklaşık 20 bin kişinin geçtiği biliniyor. Özellikle 1984-1989 yıllarındaki barbarca asimilasyon dalgasında, isimlerini değiştirmeyi reddeden 550’den fazla Türk kahraman hiçbir yargılama olmaksızın bu ölüm adasına sürülmüştü.