Şirketlerin çalışanlarına sunduğu yan haklarda yeni bir dönem öne çıkıyor. Özel sağlık sigortası, yemek ve ulaşım desteği, eğitim imkanları ve esnek çalışma modellerinin ardından çalışanların ailelerini de kapsayan “aile esenliği” uygulamaları şirketlerin gündeminde daha fazla yer bulmaya başladı.
Eş ve çocukları da kapsayabilen bu uygulamalarla aile bireylerinin sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması, çalışanların ise iş ve özel yaşam arasındaki dengenin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Aile Desteğine Yönelik Uygulamalar Artıyor
WTW tarafından 100’den fazla ülkede 5 bin 538 kuruluşla gerçekleştirilen “2025 Yan Haklar Trendleri” araştırması, şirketlerin aile desteğine yönelik yaklaşımının değiştiğini ortaya koydu. Araştırmada, 24 milyondan fazla çalışanı temsil eden kuruluşların yüzde 20’sinin gelecek üç yıl içinde aile desteği imkanlarını geliştirmeyi veya iyileştirmeyi planladığı belirtildi.
Kurumsal esenlik alanında faaliyet gösteren Wellbees’in CEO’su Melis Abacıoğlu da aile ortamının bireylerin günlük davranışları ve yaşam alışkanlıkları üzerinde önemli etkisi bulunduğunu ifade etti.
Sağlıklı Alışkanlıklarda Ailenin Etkisi Öne Çıkıyor
Abacıoğlu, bireylerin yaşam biçimlerinin yalnızca kendi kararlarından oluşmadığını, aile ve yakın çevrenin de davranışlar üzerinde belirleyici olabildiğini belirtti.
JAMA Internal Medicine’de yayımlanan bir araştırmaya göre, çiftlerden birinin sigarayı bırakması durumunda diğer eşin de sigarayı bırakma ihtimali 11 katın üzerinde artıyor. Çiftlerden birinin fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam konusunda daha aktif hale gelmesi halinde ise diğer kişinin de aktif olma oranının yüzde 67’ye kadar çıkabildiği ifade ediliyor.
Wellbees’in 2025 yılı verilerinin de yakın ilişkilerin psikolojik esenlik üzerindeki etkisine işaret ettiğini belirten Abacıoğlu, psikolojik destek başvurularında evlilik ve ilişkilerin yüzde 19,8 ile ilk sırada bulunduğunu, ebeveyn-çocuk ilişkilerinin de önemli başvuru nedenleri arasında yer aldığını söyledi.
Çalışanların iş yerindeki stres, kaygı veya ailevi sorunlarını mesai saatleriyle birlikte geride bırakamadığını belirten Abacıoğlu, bu nedenle çalışan deneyiminin kişinin yaşamının bütünü dikkate alınarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Bakım Sorumlulukları İstihdamı Etkiliyor
Aile esenliğinin yalnızca psikolojik destekten ibaret olmadığını belirten Abacıoğlu, çocuk ve yaşlı bakımı gibi sorumlulukların da çalışanların iş hayatını doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre 2023 yılında dünya genelinde 748 milyon kişi ücretsiz bakım sorumlulukları nedeniyle iş gücünün dışında kaldı. Bu kişilerin 708 milyonunun kadınlardan oluşması, bakım yükünün istihdam üzerindeki cinsiyet temelli etkisini de ortaya koydu.
Türkiye’de 2024 yılında hanesinde 3 yaşından küçük çocuk bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 seviyesinde kalırken, aynı gruptaki erkeklerde bu oran yüzde 90,9 olarak gerçekleşti.
Abacıoğlu, aile içerisindeki bakım yükünün çalışma hayatına katılımı belirleyen önemli unsurlardan biri olduğunu belirterek, gelecekte yaşlı bakımının da şirketlerin çalışan destek politikalarında daha fazla yer bulacağını ifade etti.
Yaşlanan Nüfus Aile Desteğini Daha Önemli Hale Getirecek
Dünya Sağlık Örgütü’nün öngörülerine göre 2030 yılında dünya nüfusunun yaklaşık altıda birinin 60 yaş ve üzerinde olması bekleniyor. Bu durum, aile desteği politikalarının yalnızca çocuk sahibi çalışanlar açısından değil, yaşlı yakınlarının bakımını üstlenen çalışanlar bakımından da önem kazanacağını gösteriyor.
Şirketlerin önümüzdeki dönemde bakım sorumluluklarına yönelik daha kapsamlı çözümler geliştirmesi beklenirken, çalışanların aile yaşamını destekleyen uygulamalar da yan hak paketlerinin önemli unsurlarından biri haline geliyor.
Esenlik Politikaları Kamu Gündeminde De Yer Alıyor
Esenlik yaklaşımının yalnızca özel sektörle sınırlı kalmadığını belirten Abacıoğlu, kamu tarafında da bu alana yönelik düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi.
Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin temmuz ayında yürürlüğe girdiğini aktaran Abacıoğlu, düzenlemeyle esenlik merkezleri ve ünitelerinde sunulacak hizmetlerin kapsamının belirlendiğini ifade etti.
Beslenme, fiziksel aktivite, psikolojik destek ve uyku sağlığı gibi başlıkların da esenlik hizmetleri kapsamında değerlendirildiğini belirten Abacıoğlu, kamu ve özel sektörün bu alandaki çalışmalarının sağlıklı yaşam yaklaşımının daha geniş bir çerçevede ele alınmaya başladığını gösterdiğini kaydetti.
Şirketlerin Aile Esenliğinde Öne Çıkan Uygulamaları
Şirketlerin çalışanların ailelerini de kapsayan esenlik politikalarında farklı uygulamalar öne çıkıyor. Bunlar arasında eş ve çocuklara psikolojik destek, beslenme ve spor danışmanlığı sağlanması, uzman desteğinin çevrim içi veya telefon üzerinden sunulması ve aile bireylerine yönelik sağlıklı yaşam içeriklerinin hazırlanması bulunuyor.
Bunun yanında ailelerin birlikte katılabileceği spor ve sağlıklı yaşam etkinlikleri düzenlenmesi, ebeveyn izinlerinin genişletilmesi, çocukların eğitim ve bakım giderlerine destek verilmesi ve aile bireylerinin esenlik platformlarından çalışanlarla birlikte yararlanabilmesi de dikkat çeken uygulamalar arasında yer alıyor.
Şirketlerin yan hak politikalarındaki bu değişim, çalışanların yalnızca iş yerindeki ihtiyaçlarını değil, aile ve sosyal yaşamlarını da dikkate alan daha kapsamlı bir çalışan deneyiminin öne çıktığını gösteriyor.