Tarihi Alman Çeşmesi ile Boğa Heykelinin Hikayesi :Restorasyonu devam eden Sultanahmet Meydanı’ndaki ‘Alman Çeşmesi’ ile Kadıköy’ün simgelerinden ‘Boğa Heykeli’nin tarihi, akibetleri konusundaki fikir ayrılıklarına ışık tutabilir.
Alman Çeşmesi ne Osmanlı ne de Avrupa mimarisini yansıtır. Tanıtım yazılarına Türkçe’nin eklenmesi ne güzel olur!
Almanların taleplerinin simgesidir Alman Çeşmesi… Osmanlı’yı üç defa ziyaret eder Alman Kaiser’i II.Wilhelm. Her seferinde farklı taleplerle gelir huzura. İlk gelişi olan 1889’da, Osmanlı ordusuna Alman tüfeklerini satmayı başarır. İkinci ziyaretini 1898 yılında yapar. Hedefi daha büyüktür; İstanbul-Bağdat Demiryolu’nun yapımının kendilerine verilmesini ister. Çok büyük bir projedir bu; ticareti, siyaseti, sanayi ve teknolojiyi de etkileyecek bir proje… Yaklaşık 4 bin km’lik mesafesiyle en uzun demiryolu projelerinden biridir ve maliyeti de çok yüksektir. II. Abdülhamid şahsi servetinden iki buçuk milyon altın bağışlar, hazine pulu basılır, Duyun-u Umumiye tahvil çıkarır. Alman Çeşmesi de işte bu büyük proje vaadinin hediyesi olur.
II. Wilhelm, çeşmenin tasarımı için özel danışmanı Mimar Mark Spitta’yı görevlendirir. Dönemin ünlü mimarları Schoele, Carlitzik, Joseph ve Antony’dan oluşan ekip çalışır. Ekip sadece çeşme için değil aynı zamanda çeşmenin şatafatını öne çıkararak çevre düzeni için de planlama yapar. Hipodrom alanı düzenlenir, ağaçlandırılır. Yapımına 1899’da başlanan çeşmenin mermerleri ve değerli taşları Almanya’da işlenir. Gemiyle parça parça İstanbul’a getirilir. Açılışı II. Abdülhamid’in 25’inci cülüs törenine yetişmese de II. Wilhelm’in doğum gününe yetişir ve 27 Ocak 1901’de tören yapılır. Çeşme Sultanahmet Meydanı’nda, eski Vakvak Ağacı’nın yerine yerleştirilir. (Cehennemde olduğuna inanılan ve insan kafatası biçiminde meyveleri olan bu ağaç isyancı yeniçerilerin asıldıkları ağaçtır).
SEKİZGEN PLANLI
Ne Osmanlı çeşmelerine ne de Avrupa çeşmelerine benzer, oktagonal (sekizgen) planlı çeşme. Merdivenle çıkılan yüksek bir taban üzerindeki su haznesinin üzerinde de sekiz sütunlu yeşil kubbe bulunur. Kemerle bağlanan yeşil renkli sütunların üstündeki madalyonlar önemli: ‘İki dost hükümdar’ tanımlamasının çeşmedeki imgeleridir bu madalyonlar. Dördünün içinde yeşil zeminde II. Abdülhamid’in tuğrası, diğer dördünün içinde ise mavi zeminde II. Wilhelm’in simgesi W harfi ve 2 rakamı bulunur.
Çeşmenin Almanca olan tunç kitabesinde ‘Alman Kaiser’i Wilhelm II, 1898 yılı sonbaharında Osmanlıların hükümdarı haşmetlü Abdülhamid II nezdinde ziyaretinin şükran hatırası olarak bu çeşmeyi yaptırdı’ yazar. Osmanlıca kitabede ise İzzet Efendi’nin sülüs yazısıyla yazılan Ahmet Muhtar Paşa’nın beyiti bulunur. Restorasyonu süren çeşmenin Almanca ve İngilizce tanıtım yazılarına, Türkçe’nin de eklenmesi gerektiğini eklemekte yarar var.
Kadıköy’ün simgesi
Kadıköy’ün simgesi ve buluşma noktası olan ‘Boğa Heykeli’nin geçmişi de geleceği gibi muallak. Bir görüşe göre bu heykel tıpkı Alman Çeşmesi gibi Alman Kaiser’i II. Wilhelm’in hediyesi. 1860’larda Fransızların Almanları yenmesinin simgesi olarak heykeltıraş Isıdore Bonheure’ye yaptırılır. Savaşın tersine dönmesiyle heykelin önce Almanya’ya, sonra da 1917’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne, oradan Enver Paşa’ya hediye edildiği ve paşanın heykeli sarayının bahçesine yerleştirdiği anlatılır. Ancak genel görüş farklı… Sultan Abdülaziz’in Sarkis Balyan’a yaptırdığı ve günümüze ulaşan en güzel yazlık saraylardan kabul edilen Beylerbeyi Sarayı’nın bahçeleri için Paris’e sipariş edilen heykellerden biri olduğu görüşü daha hakim. Sultan Abdülaziz; ehlileştirdiği aslanını bazen kafesinden çıkarıp etraftakilerini korkutarak oynayacak kadar hayvan sevgisiyle tanınan bir padişah. Hayvan anatomisini tüm doğallığıyla eserlerine yansıttığı için ‘hayvan heykeltıraşı’ olarak tanınan Fransız P.Rouillard’ın yaptığı heykeller, Beylerbeyi Sarayı’nın bahçesine yerleştirilir.
SU İÇEN DİŞİ GEYİK
Ancak bu bronz ve mermer heykeller, Abdülaziz’in tahttan indirilmesiyle farklı saray, köşk ve kasırlara dağılır. Güzellikleri ve isimleriyle dikkat çekicidir hepsi… ‘Kaktüsün Üzerinde Zıplayan Aslan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünde, ‘Su İçen Dişi Geyik ve Yavrusu’nun Emirgan Korusu’nda, ‘Elan Hamle’ adlı geyik heykelinin Yıldız Parkı’nda, ‘Yılan Üstünde Aslan’ın Kalander Orduevi’nde, ‘Top Tutan Aslanlar’ın Genelkurmay Başkanlığı Aslanlı Kapı girişinde, ‘Umutsuz Durumdaki Geyik Avda’ ve ‘Şaha Kalkmış Özgürlük Atı’ heykellerinin ise Atlı Köşk ve Divan Otel’de olduğu bilinmekte…
‘Dövüşen Boğa Heykeli’ni gündemde tutan ise Milli Saraylar’ın bu heykeli talep etmesi oldu. Milli Saraylar’ın heykellerin imitasyonlarının aynı yerde sergilenmesi fikrine Kadıköylüler sıcak bakmıyor. Heykelin artık ‘Kadıköy Boğası’ olduğu, yerinin de Kadıköy olduğu görüşü ağır basıyor. Kısacası ‘şimdilik’ heykelin geleceği belirsiz…