Keçiören metro inşaatında hayatını kaybeden işçi meclis gündeminde :CHP’li Murat Emir, Keçiören metro inşaatında hayatını kaybeden işçi Mehmet Kalaycı’yı meclis gündemine taşıdı.
Keçiören metro inşaatında hayatını kaybeden kaynak işçisi Mehmet Kalaycı ile ilgili inceleme yapan CHP Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in yanıtlaması üzerine meclise soru önergesi verdi.
Soru önergesi:
17/08/2015 tarihinde saat 18:00 sıralarında Keçiören Mecidiye metro istasyonu inşaatında kaynak işçisi olarak çalışan 45 yaşındaki Mehmet Kalaycı , havalandırma ızgarasından düşerek hayatını kaybetmiştir. Mehmet Kalycı’nın istasyonun havalandırma boşuluğunda bulunan ızgaraların bağlantılarını sağlayan plastik kelepçelerin kopması sonucu, 10 metre yükseklikten beton zemine düştüğü belirlenmiştir. İhmaller zinciriyle oluşan olayda kilolarca ağırlıkta bulunan demir ızgaraların plastik kelepçeyle sabitlenmiş olması bu iş cinayetine davetiye çıkartmıştır. İş yerinde olay sırasında hiçbir iş güvenlik firması yetkilisinin bulunmaması ve çalışan işçiye halat veya baret verilmemiş olması da bu kazayı hazırlamıştır.
Bu bağlamda;
-Söz konusu şantiyede risk analizi yapılmış ve bu doğrultuda gerekli iş güvenliği önlemleri alınmış mıdır?
-Çalışana temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ve bu işe özel iş güvenliği eğitimi verilmiş midir?
-Çalışanın yüksekte çalışma eğitimi ve yüksekte çalışabilir raporu var mıdır?
Yüksekte çalışanların kullanması zorunlu olan baret ve halat gibi donanımlar bu kaza sırasında neden kullanılmamıştır?
-Bu ekipmanların iş sırasında kullandırılmasından sorumlu personel hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?
Özellikle ülkemizde yoğun biçimde yaşanan bu ve benzeri olaylar, nedense “burası Türkiye…”, “olur böyle vakalar…”, “bu işin fıtratında var…” v.b.g. zırvalıklarla geçiştirilen, vatandaş kitlesinin de kanıksadığı cinsten, duyarlı insanı çıldırtacak cinsten “kaza” değil, KATLİAM düzeyindedir. İnsan; “neden pek çok ülkede olmaz da, hep bizde ve geri kalmış ülkelerde olur?” sorusunu sürekli sormaktan kurtulamıyor. İş -haklı olarak- mecliste soru ve konu düzeyine kadar gelmiş ise, vay halimize… Bu işin standartı, tasarım ve uygulama denetçisi, kontrolörü, güvenlik sistemi… yok mudur? Hadi vicdani sorumluluklardan vazgeçtik, ama hiç olmazsa işin teknik yanı? Izgaraların zincirli redundans güvenlikleri nerede? Tasarımdan, uygulama safhasına, hiç mi bir “reviuew” yapılmaz? Her kes kör müdür? Yoksa “körler sağırlar, birbirlerini mi ağırlamaktadırlar” Bu ne biçim inşaat ve kontrol mekanizması? Yoksa bu da mı, bu ve benzerlerinin fıtratında var? Ya sonradan üstünden bir dizi insan, çocuk yürürken çökseydi… Utançtan kahrolmamızı gerektiren, asla kabul edilemez bir durum! Mutlaka alakasız bir, kaç günah keçisi bulunacak, sözde cezalandırılacak, biz de sus, pus bir sonraki vakayı bekleyeceğiz. Tipik şarki davranış, geri kalmışlık göstergesi… Bu şartlar altında uzay aracı göndersek ne olacak… Nasıl olsa onda da %xx sağlam gönderme olasılığı var… Bizim için bu ülkede her gün, her an insanın kahrolması, utanç duyması, sinir krizi geçirmesi bu ülkenin fıtratında var (galiba)… Yabancılar ise, işte buna “geri kalmışlık” diyorlar!