İZBAN’da Faciaya Davetiye Çıkarılıyor



İzmir’de İZBAN grevi iki haftayı geride bıraktı. İZBAN yönetimi ise yasalarda suç olarak tanımlanan ‘grev kırıcılığına’ devam ediyor. Üstelik 300’den fazla işçinin çalıştırdığı devasa bir raylı ulaşım sistemini, yedi emekli makinistle çalıştırarak… Bakım, kontrol ve denetimlerin hakkıyla yapılmadan İZBAN’ın çalıştırıldığına dikkat çeken işçiler, olası bir faciada sorumlunun İZBAN yönetimi olduğunu kamuoyuna ilan ettiler. Olası riskleri soL’a anlatan işçiler, ‘Şu andaki İZBAN trenlerine biz de binmeyiz, ailemizi ve tanıdıklarımızı da bindirmeyiz, böyle bir riski göze alamayız’ dediler.

İzmir’de anayasal haklarını kullanarak grev yapan İZBAN işçileri, hak arama mücadelesinde iki haftayı geride bıraktı.

İZBAN grevi devam ediyor… Grev devam ederken İZBAN işverenlerinin grev kırıcılığı da sürüyor. Yasalarda suç olarak tanımlanan grev kırıcılığını pervasızca sürdüren İZBAN yönetimi, sadece grev kırıcılığı yapmakla kalmıyor, aynı zamanda devasa bir raylı ulaşım sistemi olan İZBAN’ı yedi emekli makinistle işletmeye çalışıyor. Yeni bir Ankara faciası an meselesi.

İZBAN, İzmir’i kuzey-güney güzergahında, Aliağa-Selçuk arasında birleştiren 136 kilometrelik bir banliyö hattı. Makinistiyle, teknisyeniyle, teknikeriyle, operatörüyle, gişe ve vezne emekçileriyle 300’den fazla işçinin çalıştırdığı devasa bir sistem. İZBAN yönetimi, sırf “grev kırıcılığı” uğruna bu koca sistemi yedi emekli makinistle çalıştırma çabasında. Bu durum, yolcular açısında çok büyük riskler barındırıyor. Trenlerin sefer öncesi kontrolleri, haftalık bakımları, sinyalizasyon ve makas değiştirme işlemleri çok az sayıda bir kadroyla yapılıyor ve olası facialara kapı aralanıyor.

İZBAN işverenleri, işçilerin talep ettiği enflasyon oranı olan yüzde 28’lik zammı vermemek için adeta ayak diretiyor ve bu inadın sonucu olarak her gün binlerce İzmirlinin can güvenliğini tehlikeye atıyor.

Yıllardır İZBAN’da çalışan, sistemin işleyişinin yakından bilen ve şu anda grevde olan işçiler, yaşları 62-63-64 olan emekli makinistlerle yürütülmeye çalışılan İZBAN trenlerinin çok büyük risk altında çalıştığına dikkat çekerek, “Şu anda, grev kırıcılıkla çalıştırılan trenlere biz binmeyiz, ailemizi ve tanıdıklarımızı da bindirmeyiz. Çünkü ne olacağı belli değil. Her an bir faciayla karşılaşılabilir” diyor.

Grev kırıcısı İZBAN yönetiminin eksik ve deneyimsiz personelle çalıştırdığı İZBAN sisteminin ne gibi riskler barındırdığını, yıllardır İZBAN’a emek veren işçilerle Berkan Arda ve Ahmet Güler’le konuştuk…

TRENLERDE KONTROL VE BAKIM YAPILIYOR MU?

Greviniz, direnişiniz iki haftayı geride bıraktı, ancak İZBAN işvereni grev kırıcılığı yaparak günün belli saatlerinde de olsa trenleri çalıştırıyor. Az ve deneyimsiz personelle çalıştırılan İZBAN’da neler eksik sizce ve bu durum ne gibi riskler barındırıyor?

Berkant Arda: Bu trenlerin bir teknik bakım standardı var. Üretici firmaların, trenlerin bakım ve kontrollerinin nasıl yapılması gerektiğini tarif eden yazılı dokümanlar. Haftalık, aylık, yıllık bakımları var. Bir de her gün sabah ilk sefer öncesinde yapılması gereken kontroller var. Şu anda bu bakım ve kontrolleri yapan arkadaşların tamamı grevde. Şu anda İZBAN yönetimi, sefer öncesi kontrolleri ordaki mühendis arkadaşlara yaptırmaya çalışıyor. Ama mühendis arkadaşların bakım ve kontrol deneyimi yok. Daha önce hiç yapmadıkları bir iş çünkü. Kendileri mühendistir, teorik bilgileri de olabilir ama İZBAN’da kontrol ve bakım deneyimi olmayan arkadaşlarımız. Bu arkadaşlarımız elbette bir şeyler yapmaya çalışıyor, dokümanları dolduruyorlardır ama her gün bakım ve kontrol yapan tekniker ve teknisyenler gibi pratik bir deneyime sahip değillerdir. Biz yeni başlayan arkadaşları yetkin düzeye getirene kadar bir buçuk-iki yıl geçiyor. Birlikte bakım ve kontrollere giriyoruz, eğitiyoruz, bir buçuk-iki yıl sonra yetkin düzeye geliyorlar. İşin pratiğini her gün görerek, öğrenerek, deneyimleyerek bu tecrübeyi kazanıyorlar. Bir buçuk-iki yıl sonra kendi başına bakım ve kontrol yapmaya başlar.

Ahmet Güler: Bir de şu var. Kontrol ve bakımları aslında bir ekip yapıyor. Kolektif bir çalışma yani. Birkaç farklı göz görüyor, kontrol ediyor, denetliyor. Bir gözün kontrolü ile birkaç farklı gözün kontrol etmesi arasında fark var. Şimdi zaten çok az sayıda olan mühendis arkadaşlarımıza bu kontrol ve bakımları yaptırıyorlar. Mutlaka eksiklikler çıkıyordur.

Haftalık bakımdan söz ettiniz. Grev iki haftayı geride bıraktığına göre ve sizlerde grevde olduğunuza göre iki haftadır bakım ne durumda acaba?

Berkant Arda: Haftalık bakım detaylıdır. Ve en kritik, en önemli bakım haftalık bakımdır. Bu bakımlar şimdilik anladığımız kadarıyla, sayıları çok az olan birkaç mühendisle yapılmaya çalışılıyordur. En azından kağıt üzerinde yapılıyor görünüyordur. Ne yapıldığını ya da yapılamadığını bilemiyoruz. Ama dediğim gibi, bu arkadaşların saha tecrübesi yok. Pratik deneyimleri yok. Bildikleri kadar yapıyorlar diye düşünüyoruz. Pratik deneyimleri olmadığı için, ne kadar bildikleri konusunda şüphelerimiz var.

‘İZBAN ŞU ANDA HER TÜRÜ FACİAYA AÇIK’

Sefer öncesi kontrolü yapılmayan ya da eksik yapılan, haftalık bakımı yapılmayan ya da eksik yapılan bir trenin yolcularını bekleyen riskler nelerdir? İzmir halkını en çok ilgilendiren konu bu şu anda?

B.A.: Her türlü risk diyebiliriz. Alt alta yazarak anlatabileceğimiz bir şey değil bu. Örneğin alt takımlardan bahsedeyim. Trenin altında tekerlek takımı var. Kenarında bir kırık varsa, çatlak varsa bunu görmek zorundasınız. Az önce de dediğim gibi en önemli bakım haftalık bakım. Çünkü haftalık bakımda, trenin altında olabilecek bir problemi ya da problem doğurabilecek sıkıntıyı ilk olarak haftalık bakımda görürüz. Olası bir problemin görülebileceği ilk yerdir haftalık bakım. Çok dikkatlice yapılması gerekir. Büyük sorumluluktur. İZBAN’da 73 tren var. Bu trenlerin haftalık bakımları dönüşümlü olarak yapılır. Haftalık bakımı sürekli yapmamız gerekiyor. İsterseniz kullanmayın, bir hafta sonra tekrar yapılması gerekiyor. İkinci önemli mesele elektriksel sorunlar. 25 bin voltla çalışıyor. Bunun bakımı önemli çünkü yukarda gördüğünüz teldeki akım, trenin içinden gövdesinden geçerek altına kadar gider. Şu anda tüm bakımların yapıldığı zannediliyor olabilir ama bence hakkıyla yapılmıyor. Ben sanmıyorum. Şunun için söylüyorum bunu: Ben o kabloya bugüne kadar binlerce defa bakmışımdır, benim gözümle, bakışımla; saha deneyimi olmayan arkadaşımızın bakışı aynı olur mu bilemiyorum. Bakımda en önemli husus trenin rayların üzerinde sağlıklı bir şekilde durmasıdır. Raylara zaten TCDD bakıyor ama tekerleklere biz bakıyorduk. Trenin tekerleklerinin nizami olması gerekiyor. Tren rayda kalmazsa faciaya yol açabilir.

Bakım ve kontrolün dışında teknik olarak yapılması gereken işlemler var mı, neler?

B.A.: Elbette sadece bakım değil. Tekerleklerde sorun varsa, tornası yapılması gerekiyor. Şu anda tornacılar da grevde, onlar da çalışmıyor. Tekerlek zemin altı tornası derler. O ekip de grevde. Teorik bilgisi olan ancak pratik deneyimi olmayan personelle tüm bunlar yapılmaya çalışılıyor. Torna hiç yapılmıyor.

‘RAYDAN ÇIKABİLİR, VAGON DEVRİLEBİLİR…’

Tüm bu tabloya bakıldığında, olası riskler neler peki?

B.A.: Her şey olabilir. Tekerlek tornası yapılmazsa örneğin, tren raydan çıkabilir. De-ray denilen bir tabir var, rayı terk eden tekerlek demek. Bu olabilir. Kazaların çoğu bundan oluyor trenlerde. Trenin bulunduğu pozisyona göre vagon bile devrilebilir. Yani öngörülemez, tahmin edilemez bir durumla da karşı karşıya kalınabilir.

A.G.: Trenin alt takımındaki teçhizatlar kopup vagonun altına düşebilir. Trenle rayın arasında kalabilir. Trenin raydan çıkmasına neden olabilir. Bunlar hepsi olasıdır.

B.A.: Şöyle anlatayım… Bakımsız ya da bakımı hakkıyla yapılmamış bir tren her türlü riske açıktır. Şu olursa bu olur diye tarif edebileceğimiz bir durum yok; her şey olabilir. Bakımın amacı şudur: Trenin altındaki her şey yerinde mi, çatlağı kırığı var mı, rayı üstüne düşerse bir şey olur mu? Bunlar kalem kalem yazabileceğimiz bir şey değil… Fren tutmayabilir, elektriksel sorunlar çıkabilir.

GREV ÖNCESİ 65 KİŞİNİN YAPTIĞI İŞİ ŞİMDİ 6-7 MÜHENDİSE YAPTIRIYORLAR’

Grevden önce tüm bu kontrol ve bakım işini üstlenen kaç kişiydi, şimdi İZBAN yönetimi grev kırıcılıkla kaç kişiyi çalıştırıyor?

B.A. : İZBAN’da kontrol ve bakım işlerini üstlenen 65 işçi var. Şimdi bunların hepsi grevde. İZBAN yönetimi, grevden önce deneyimli 65 kişinin yaptığı işi, 6-7 mühendise yaptırmaya çalışıyor. Bu tabo bile zaten yeterince sorunlu bir tablo. Oysa üniversal sistemde tren seti başına iki bakımcının düşmesi gerekir. Şu anda gerçekten sıkıntılı bir tablo var İZBAN trenlerinde. Sonsuz ihtimalli kazalar silsilesiyle karşı karşıyayız. Şu anda İZBAN yönetimi büyük bir sorumluluk alıyor. Büyük bir risk alıyor.

‘OLASI BİR FACİADA SORUMLULUK İZBAN YÖNETİMİNİNDİR’

A.G. : Buradan uyarıyoruz. Olası bir kazada ya da kazanın yol açtığı faciada, sorumluluğun tamamı grev kırıcılığı yapan İZBAN yönetiminindir.

’60 YAŞIN ÜSTÜNDE YEDİ MAKİNİSTLE DEVASA BİR SİSTEMİ ÇALIŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR’

Şu anda grev kırıcısı İZBAN trenleri günün hangi saatlerinde çalıştırıyor?

A.G. : Sabah 6.30 ile 11.00 arasında beş buçuk saat ve akşam da 16.00 ile 22.00 arasında altı saat çalıştırıyorlar. 24 dakikada bir sefer yapılıyor. Tüm hat boyunca değil, Çiğli ile Havalimanı arasında sefer yapılıyor. İşin insani boyutundan bakarsak, çalışan makinistler 60 yaşını geçmiş, emekli makinistler. 62-63-64 yaşlarındalar. Zaten mevzuat gereği 65 yaşından sonra görev yapmıyor makinistler. Bu arkadaşlarımız treni sabah 6’da çalıştırabilmek için 4.30’da uyanmak, istasyona gelmek ve hazırlığını yapmak zorunda. Bu arkadaşlarımız akşam 22’de son seferi yapıyorlar. Böyle bir çalışma temposu olabilir mi? Üstelik de ileri yaşta insanlar. Dinlenebilmeleri, kafalarını ve dikkatlerini toplayabilmeleri mümkün değil. Sabah beş buçuk saat, akşam altı saat çalışıyorlar. 11 saat çalışma temposu. Zaten yasal süre bu. Daha fazlasına yasa müsaade etmiyor. En üst limitte ve parçalı olarak çalışan az sayıda emekli makinistle İZBAN seferleri yapılmaya çalışılıyor. Bu arkadaşlarımızın refleksleri ne durumdadır; dikkat, hafıza, hız-mesafe tahminin algıları ne durumdadır; psikoteknik testinde durumları nedir bilemiyoruz…

Psikoteknik dediniz, bunun tanımını yapabilir misiniz kısaca?

B.A. : Psikoteknik, sürücülerde güvenli araç kullanmak için temel olarak bulunması gereken algı, dikkat, hafıza, muhakeme yeteneği, hız-mesafe tahmini gibi zihinsel özelliklerinin; tepki hızı, göz, el ayak koordinasyonu gibi psikomotor yetenek ve beceri düzeyinin, risk alma, saldırganlık, sorumluluk, öz kontrol gibi tutum, davranış, alışkanlık ve kişilik özelliklerinin bilgisayar destekli test sistemleri kullanılarak ölçülebildiği bir sistemdir. Yaşı 60’ı geçmiş, emekli olmuş, makinistlik yapma yaşının sonlarına gelmiş az sayıda makinistle, koskoca İZBAN sistemini çalıştırmaya zorlamak akıl dışı bir iştir. Şu anda İZBAN yönetimi, maalesef, binlerce İzmirlinin yaşamını tehlikeye sokmaktadır.

‘İZBAN’A BU HALİYLE BEN DE BİNMEM, YAKINLARIMI DA BİNDİRMEM’

Peki genel olarak bir tablo çizdiniz. Bu tabloyu göz önüne aldığınızda, sizler ve aileleriniz İZBAN trenlerine biner mi, İZBAN’la yolculuk yapar mısınız?

A.G. : Bu haliyle ben İZBAN trenlerini kullanmam. Aileme ve tanıdıklarıma da kullandırmam… İZBAN hatları sinyalizasyona dayalı bir sistem. Şu andaki makinistler, az önce anlattığımız koşullarda çalışmaya devam ederlerse, pek çok hata yapabilirler. Az makinistle yoğun bir çalışma var şu anda. Şu anda çalışan hatta, makinistler 35-40 civarında sinyalle karşılaşıyorlar, 20-30 arası makas değiştiriyorlar. Yorgun, iş baskısı altında, yoğun çalışan bir makinist hata yapmaya açıktır. Makinistlerin tek başlarına çalıştığı bir sistem var İZBAN’da. Sabahtan beş buçuk, akşam altı saat, toplam 11 saate yakın tren kullanıyorlar. İleri yaştaki makinistler. Tansiyonları düşebilir, gözleri kararabilir, her türlü sağlık sorunuyla karşılaşabilirler. Bunların hepsi risktir. Sinyalleri ve makasları bir kişinin kontrol etmesi başka, iki kişinin kontrol etmesi başkadır.

B.A. : Ben de kullanmam. Zaten şu anda da kullanmıyoruz İZBAN’ı… Yolcu olarak kullanmıyoruz. Daha önce de bu şekliyle İZBAN’ı kullanmanın riskli olduğunu anlattık. Kimi yayın organları yayımlamadı bile bu anlattıklarımızı…(Ahmet Çınar – HaberSol)

Ücretsiz haber bülteni

Hergün e-postanıza gelsin!



İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.