TÜVASAŞ, Yerli ve Milli Olarak Tüm Demiryolu Araçlarını Üretebilecek Noktada



tuvasas yerli ve milli olarak tum demiryolu araclarini uretebilecek noktada
tuvasas yerli ve milli olarak tum demiryolu araclarini uretebilecek noktada

Demiryol-iş Sendikası Adapazarı Şubesi Başkanı Yaman, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Yaman açıklamasında, TÜVASAŞ’ın yerli ve milli olarak Türkiye’nin ihtiyacı olan tüm demiryolu araçlarını üretebilecek noktaya geldiğini vurguladı.

Demiryol-iş Sendikası Adapazarı Şube Binası’nda gerçekleştirilen kahvaltıda basın mensuplarıyla bir araya gelen sendika başkanı Cemal Yaman, Türkiye Vagon Sanayii Anonim Şirketi (TÜVASAŞ)’ın dünü, bugünü ve geleceğini konu alan açıklamasını kamuoyuyla paylaştı.

Yaman, TÜVASAŞ’ın yaptığı ve yapacakları projelerle Türkiye’nin gözbebeği olması gerektiğini ancak yeteri kadar tanıtılamamış bir kuruluş olduğunu kaydetti.

TÜVASAŞ’ın, İlk yerli demiryolu yolcu vagonlarını, elektrikli banliyö dizilerini, RAYBÜS’leri, TVS-2000 serisi lüks yolcu vagonlarını, Modernizasyon projelerini ve “Anadolu” adlı Dizel Tren Setlerini ürettiğini anlatan Yaman, bunların yanı sıra toplamda 2500 adet civarı demiryolu aracı üretimi ve 40 bin civarı araç onarımı ve modernizasyonu yaptığını da hatırlatan Yaman, TÜVASAŞ’ın ortak üretim çerçevesinde ise BURSARAY Metrosu araçları ve MARMARAY araçları ile şehir içi taşımacılığa yönelik raylı taşıt üretiminde de tecrübe kazandığını vurguladı.

KABUKLARINI KIRAMADI
Yaman, tüm bunlara rağmen TÜVASAŞ’ın kabuklarını kıramayıp kendine özgü bir marka halini alamayarak istediği konuma gelemediğinden de yakındı. Bunun önündeki engelleri de açıklayan Yaman, bu engellerin kamu ihale kurumu kanunu, devlet personel yasası, yurtiçi ve yurtdışındaki ihalelerde uygulanan prosedürler ve finansal sebepler olduğunu savundu.

YERLİ VE MİLLİ ÜRETİM VURGUSU
Dünya ülkeleri arasındaki mücadele temelinin ekonomiye dayandığının da altını çizen Yaman, “Bu mücadelenin son çıktısı ne yazık ki savaşlardır. Ülkemizin bekasının temini, savunma sanayimiz örneğinde olduğu gibi bütün sektörlerimizin ve dolayısı ile ekonomimizin güçlü olması ile mümkündür. Bunun için nasıl Savunma Sanayii Sektörüne doğrudan temin imkânı sağlayan düzenlemeler yapılmışsa; Demiryolu Araçları üretim sektörüne de aynı düzenlemeler getirilmelidir ki sektörümüz, yerli- milli üretimi ve ihracatı ile güçlü hale gelebilsin” diye konuştu.

ZORLUKLARI ORTADAN KALDIRMAK İÇİN
Yaman, misal verdiği bu zorluklara çözüm önerisi olarak da, öncelikle Cumhurbaşkanlığına bağlı demiryolu sektör başkanlığının kurularak, ülkenin bu sektördeki tüm arz ve talep yönetimi bu başkanlık tarafından stratejik olarak belirlenmesi gerektiğini savundu. Yaman atılacak bu adımın, uluslararası bürokraside oluşan zorlukları ortadan kaldıracağını ifade etti.

MİLLİ TREN PROJESİ
Beş sene önce ihalesi yapılan yerli ve milli trenin üretim sürecine de değinen Yaman, “Beş yıl önce başlatıldığı halde, kayda değer bir ilerleme göstermeyen 160 km/h hızlı Elektrikli Milli Tren Seti Projesi, Prof. Dr. İlhan Kocaarslan’ın Genel Müdür olarak göreve başlamasıyla yüksek ivme kazanmış ve geçtiğimiz 1,5 yıl içinde, Alüminyum Gövde Fabrikası kurulumu, araç tasarım çalışmaları ve komponent teminleri tamamlanarak üretim çalışmaları başlatılmıştır. Üretilecek olan bu milli trenimiz aynı zamanda Ada ekspresinde de kullanılacaktır. 100 araçlık siparişin ilk partisi olan beş araçlık prototip dizi, 2019 yılı sonunda raylara indirilecek ve milletimize armağan edilecektir. Kurumumuzun bu tren setlerini üretmemesi için uluslararası arenada büyük engeller ve zorluklar ile karşılaştığını bilmenizi istiyoruz.

TCDD’nin yapmış olduğu bilgilendirmelerden öğrendiğimiz kadarı ile önümüzdeki 10 yıl içerisinde elektrikli hızlı ve yüksek hızlı demiryolu hatlarının uzunluğu 10 bin km’lerin üzerine çıkacaktır.

Bunların bazıları 160-200 km/h hızlı tren setleri için yapılırken, bazıları da 200-250 km/h hızlar için yapılacaktır. Dolayısıyla ülkemizin gelecek 10 yılda bu güzergâhlarda çalıştıracağı Hızlı ve Yüksek Hızlı Elektrikli Tren Setlerine çok büyük miktarlarda ihtiyaç duyulacaktır” ifadelerini kullandı.,

TREN AĞINA ‘VÜCUT’ ÖRNEĞİ
Konunun özeti adına bir örnekleme yapmak istediğini belirten Yaman, açıklamasının devamında, ülkede bulunan demiryolu altyapısını insanlarda bulunan damar sistemine benzetirken, damarda dolaşan kanın ise demiryolu araçları gibi olduğunu vurguladı. Yaman, damarda dolaşan kanın vücut sistemi tarafından üretilmesi nasıl önemli ise, demiryolu ağlarındaki araçların da Türkiye’de üretilmesinin o derece önemli olduğunu savundu.

NASIL BAŞARACAK?
Yaman açıklamasının devamında şunları kaydetti; “Genel Müdürümüzün önderliğinde cevap bulmuş. TÜVASAŞ statüsü gereği önünde bulunan bürokratik engelleri aşmak için; 160 km/h hıza haiz Milli Elektrikli Tren Setlerinde ve 225 km/h hızdaki Milli Elektrikli Tren Setlerinde birlikte çalıştığı ASELSAN ile bir işbirliği anlaşması yapmıştır. Tasarım, pazarlama ve benzeri durumlardaki devlet statüsünden kaynaklanan bürokratik engelleri ASELSAN’ın özerk yapısı ile aşmaktadır.

TÜVASAŞ Yönetimi de Sayın Cumhurbaşkanımızın yerlilik ve millilik söylemlerinden vazife çıkartarak; Alüminyum Gövde Üretim Fabrikasının kurulumunda, 160 km/h Elektrikli Milli Tren Setlerinin üretim sürecinde ve 225 km/h Hızlı Tren Setlerinin geliştirilmesinde ve komponent temininde; öncelikle ASELSAN olmak üzere birçok yerli firma ile çok yakın işbirliği içinde çalışarak bütün bunları yapmaktadır.

Ülkemizde son yıllarda, 12 değişik ülkeden, 26 değişik demiryolu aracı ve aksamı ithal edilmiş ve yaklaşık 6 milyar dolarlık yurt dışı alımı yapılmıştır. Bu her türlü kıt kaynağını maksimum verimli kullanması gereken ülkemiz için, kalıcı dışa bağımlılık oluşturduğundan çok büyük bir kayıptır.

Ülke olarak yapılan bu hatayı bundan sonra devam ettirmeyelim. Söylediğim gibi değerli arkadaşlar, ülkemizin önümüzdeki 15 yıl içerisinde binlerce yakın mesafeli demiryolu araçlarına, binlerce ana hat yolcu demiryolu araçlarına ve binlerce hızlı ve yüksek hızlı tren araçlarına ihtiyacı vardır. Bu sektörün bütün uluslararası büyük temsilcileri bizim bu pazarın peşindedir. Onların tek dertleri haklı olarak kendilerince bu pazardan mümkün olduğu kadar çok pay almaktır.

Bunun için aynı şekilde ülkemizdeki bu pazarın peşinde olan özel sektör temsilcileri ile işbirliği içinde hareket edeceklerdir.

Hem uluslararası sektör, hem de ülkemizdeki özel sektör temsilcilerinin tek hedefi de bu pazardaki ranttır.
Onların ülkemizdeki yerli ve milli sanayinin bu teknolojileri kazanmasını desteklemeleri veya ona bağlı yeni teknolojik açılımları yapmamızı istemelerini düşünmek bir gaflettir. Diğer taraftan bu sektörün ülkemizde gelişmesi ve belli bir seviyeye gelmesi bir süreçtir. Bu sürecin milli bir düşünce yapısı ile aşılması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü hiçbir yabancı, ülkemizde kısa vadede böyle bir teknoloji transferi yapılmasını ve ülkemizin bu sektörde yerlileşmesini ve millileşmesini buna müteakip ihracata yönelik çalışmasını istemeyeceği aşikardır.

Sonuç olarak; ülkemizde bu sektörün teknolojik olarak gelişmesi, büyümesi ve ilerde daha yarınlarda bu alt yapılara bağlı olarak yeni teknolojik açılımları sağlaması ve bu alanlarda üretim yapabilmesi, devletimizin bugün bu sektördeki yerli ve milli girişimleri desteklemesi ile mümkün olabilecektir. Hiçbir zaman yabancı veya özel sektörün böyle bir derdi olmaz ve olmayacaktır. Onların sadece ülkemizdeki bu pazarda oluşacak rantla ilgili hesapları vardır. Onların bu hesaplarını ancak yerli ve milli sektörel oluşumu gerçekleştirecek geçişi ile engelleyebiliriz. Sektörlerimizin bekası, iktisadi bekamız; iktisadi bekamız da ülkemizin bekası olacaktır.

Ülkemiz; Devrim Arabası örneği ve Nuri Demirağ’ın uçak sanayisi örneği gibi acı tecrübelere sahiptir. Devletimizin, Bürokrasimizin bu konuda TÜVASAŞ’a ve girişimlerine sahip çıkarak, bizim sektörümüzde de yeni bir acı sürecin yaşanmasına engel olmasını istiyoruz.

Devletimizin; TÜVASAŞ önderliğinde ASELSAN ile birlikte yapmış olduğu bu çalışmalarının doğrudan temin ile destekleyerek geliştirip büyütmesi gerekmektedir.

TÜVASAŞ alınan bu araçların yüzdesel olarak büyük kısmını yerli ve milli sanayii ile birlikte yapabilecek kapasite ve kabiliyete kavuşmuştur.

Bunun için TÜVASAŞ’ın demiryolu araç ihtiyaçlarını belirleyen stratejik planlamacılarından beklediği tek şey; uzunca sürede gerçekleşen altyapı yatırımlarına başlanıldığında, kullanılacak araçlarla ilgili taleplerin TÜVASAŞ’a bildirilerek doğrudan temin edilmesidir. TÜVASAŞ oluşturduğu endüstriyel çevre ile bölgemizde kurduğu raylı taşıt üretim üssünün merkezinde ve yöneticisi olarak tasarımdan-üretime kadar işi organize edecek, yerli partner ve tedarikçileri ile (ASELSAN, TÜLOMSAŞ ve diğer yerli sanayiciler) beraber ülkemizin ihtiyaç duyduğu yolcu taşıyan tren setlerini üretebilecektir. Böylece harcamalarımızın tamamı ekonomimizin ve sanayimizin kalkınmasına aktarılacaktır. Buna müteakip ithalat azalacak, istihdam ve ihracat artacaktır. Ülkemiz demiryolu araçları sektöründe sözü edilen yerlilik ve milliği gerçekleştirmiş olacaktır.”(haberlisin.com)

Reklamlar

Hızlı Tren Haberleri



İlk yorum yapan olun

Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.