Kovid-19 Salgını Ülkemizde ve Dünyada Yayılmaya Devam Ediyor

Kovid-19 Salgını Ülkemizde ve Dünyada Yayılmaya Devam Ediyor - RayHaber
Kovid-19 Salgını Ülkemizde ve Dünyada Yayılmaya Devam Ediyor - RayHaber

Kovid – 19 salgını ülkemizde ve dünyada yayılmaya devam ediyor. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de her gün yeni tip koronavirüse bağlı can kayıpları artarken salgının önüne geçilebilmesi adına her gün yeni önlemler alınıyor.

Türkiye’de Kovid – 19 pandemisi ile mücadelede en önemli topluluk ise Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın başkanlık ettiği danışma kurulu, alanında uzman tıp bilimcilerinden oluşuyor. Bu kuruldaki önemli isimlerden biri de Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü. Özlü, bir yandan koronavirüsle bir doktor, bir bilim insanı olarak mücadelesine devam ederken bir yandan da olabildiğince halkı bilgilendirmeye çalışıyor. Bu kapsamda da bugün Radyo Trafik ortak yayınında Kovid – 19 salgını ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

“AMACIMIZ ALINAN TEDBİRLERLE AVRUPA’DAKİ GİBİ OLAYIN KONTROLDEN ÇIKMASINI ENGELLEMEK”

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü salgının hala ciddi oranda ülkeleri zorladığını söylüyor. Özlü, “Çin biraz bu işi, yangını söndürmüşe benziyor. Onun dışında Almanya’da yangın devam ediyor ama hasar çok daha az, onlar daha kontrollü bu süreci götürüyorlar. Güney Kore gibi, Singapur gibi ülkelerde de yine bu süreç az hasarla atlatılabildi.” derken Avrupa ve ABD’de ise sürecin çok daha hasarlı olduğunu anlatıyor:

“Genel olarak Avrupa’ya bakıldığında İtalya başta olmak üzere İspanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde hatta ABD’de sürecin çok hasarlı geçtiğini ve yangın yerine döndüğünü söyleyebiliriz.”

Türkiye’de ise salgın sürecinin çevre ülkelerle karşılaştırıldığında nispeten daha kontrollü gibi göründüğünü söyleyen Prof. Dr. Özlü şöyle devam ediyor:

“Türkiye çevredeki bu ülkelerle karşılaştırıldığında nispeten daha sakin ve daha kontrollü gibi görünüyor şu an itibarıyla. Tabi geç de olsa biz de arkadan olayı takip ediyoruz. Şimdi bütün amacımız bu alınan tedbirlerle Avrupa’daki gibi olayın kontrolden çıkmasını engellemek. Çünkü şu an itibarıyla hastalarımızı yönetebiliyoruz, hiçbir hastamız açıkta değil ama tabi hasta sayıları çok artarsa süreç kontrolden çıkabilir, onun için bu kısıtlamaların olumlu olarak sürece etki etmesini umuyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde vaka sayılarımızdaki artış ve kaybettiğimiz hastalarımız olmaz ve daha sağlıklı günlere hep birlikte evriliriz.”

“İYİLEŞENLERDE BAZEN KALICI HASARLAR OLABİLİYOR”

Prof. Dr. Tevfik Özlü genç ve kronik bir rahatsızlığı olmayanların hastalığı daha hafif atlatabildiğini söylüyor. Ancak iyileşenlerde kalıcı hasarlar kalabildiğine de dikkati çekiyor:

“Şimdi tabi ki bu virüse yakalanan kişilerin büyük çoğunluğu özellikle genç ve kronik bir rahatsızlığı yoksa hafif olarak ayakta atlatabiliyor, bir hasar oluşmuyor. Hastaneye yatan olguların da %15 kadarı yine tedavi ile iyileşiyor ve bir hasar oluşmadan evine sağlıklı olarak dönüyor. Ama %5 – %6 kadar kritik hastamız var, onlarda maalesef olay o kadar iyi seyretmiyor. Ölümler daha çok bu %5’lik gruptan çıkıyor ve maalesef iyileşenlerde de bazen kalıcı hasarlar olabiliyor. Ama bu virüsle mücadelede en önemli konu aslında bu virüse bulaşmamak, yakalanmamak… En güvenli olan bu. En çok odaklanılması gereken de bu konuda bulaşmaması için neler yapılması gerektiği.”

DIŞARI ÇIKMAK ZORUNDA KALANLAR İÇİN ÖNERİLER

Türkiye’de Kovid – 19 salgını ile mücadele için birçok önlem alındı. Belli yaş gruplarına sokağa çıkma kısıtlaması getirilirken bazı noktalar ise giriş – çıkışlara kapatıldı ya da karantinaya alındı. Sosyal izolasyonun salgınla mücadelede en kritik başlık olduğu biliniyor. Ancak ülkemizde hala çokça vatandaş başta iş sebebiyle dışarı çıkmak zorunda. Prof. Dr. Tevfik Özlü de dışarı çıkmak zorunda olanlara şu önerilerde bulunuyor:

“Öncelikle yapılması gereken evden sadece zorunlu durumlar için çıksınlar, zorunlu durum olmadığı sürece çıkmasınlar. İş için, görev için, ihtiyaç için çıksınlar tabi ama onun dışında keyfi çıkmasınlar. Birincisi bu. İkincisi; bu çıktıkları süre içerisinde diğer insanlarla yakın mesafeye gelmemeye çalışsınlar, 1 – 2 metrelik mesafeyi mutlaka ve mutlaka korumaya çalışsınlar. Yani bu 1 – 2 metrelik mesafe bulaşmayı %100 değil ama büyük oranda engellemek için yeterli, güvenli bir mesafe. Ve mutlaka ve mutlaka eğer diğer insanlarla bu 1 – 2 metrelik mesafeyi koruyamayacak bir ilişki kurmaları gerekiyorsa ki olabilir iş icabı. O zaman hem kendileri hem de karşıdaki kişinin maske takması için dikkatli olsunlar, karşıdaki kişiyi de uyarsınlar. Eğer maske takmıyorsa; ‘Lütfen ağzını kapat, burnunu kapat!’, o anda maske olmayabilir ama bir kaşkol ya da eşarp ya da bir bez parçası ya da kağıt mendille ağızlarını ve burunlarını kapatmalarını istesinler. Kendileri de mutlaka maske kullansınlar. Çünkü bu, konuşma sırasında bile geçebiliyor, çok kolay bulaşabilen bir virüs, hiç farkına varmadan hemen hastalığı alabilirler. Onun dışında çok önemli, başkalarının dokunabileceği yüzeylere dokunmamaya çalışsınlar. Herkesin bir şekilde dokunabildiği yerlere dokunmamaya çalışsınlar eğer dokunurlarsa ki – dokunmak zorunda kalabilirler ister istemez – o zaman ellerini suyla ve sabunla mutlaka hemen yıkasınlar, ellerini ağzına, burnuna ve yüzüne götürmemek için gayret etsinler. Paplik yüzeyler, paplik alanlar çok güvenli değil. Herkesin oturup kalktığı restoranlar, benzin istasyonları, umumi tuvaletler, başkalarının kaldığı oteller vesaireler bu açıdan çok dikkat edilmesi gereken alanlar. Bunlarla ilgili yüzeylere dokunduklarında lavabo gibi,batarya gibi, kapı kolu gibi, asansör düğmesi gibi alanlardan elleri kirlenebilir, enfekte olabilir. Ellerini suyla, sabunla yıkasınlar, yıkamadan ellerini gözüne, ağzına, burnuna temas ettirmesinler. Evlerine döndüklerinde hemen banyoya gidip duş alsınlar üstlerindeki elbiselerini çıkartsınlar, yıkanıyorsa yıkasınlar yıkanmıyorsa assınlar balkona ve havalandırsınlar. Aileleriyle, hane halkıyla olan temaslarını bundan sonra yapsınlar, bundan önce kimseye dokunmasınlar.

Eğer evde yaşlı anne, baba, hastalıklı kimse varsa, bağışıklık sistemi zayıf kişiler varsa mümkünse onlarla evlerini ayırmaya çalışsınlar. Çünkü kendileri dışarıdan virüsü alabilir, kendileri hasta da olmayabilir sağlıklı da olabilir ama evdeki kişilere bunu bulaştırma riskleri var, o açıdan kendi yakınlarını korusunlar.”

EVDE GÜVENDE MİYİZ?

Virüsten kaçınmak için en önemli kural sosyal mesafe ve zorunda olmadıkça evde kalmak. Peki, evde tamamen güvende olduğumuzu düşünebilir miyiz? Prof. Dr. Tevfik Özlü’nün bu soruya yanıtı şöyle oluyor:

“Eğer evdeyseniz güvendesiniz ama kapıyı açarsanız güvende değilsiniz. Yani kapınızı biri çaldığında… Aile eşrafınızdan, hane halkından bahsetmiyorum, geniş aileden akrabanız, arkadaşınız, komşunuz herhangi sevdiğiniz bir kişi olabilir… Eğer ona kapıyı açarsanız güvende değilsiniz. Çünkü bu virüs size pencereden, bacadan girmez. Bir başka sizi bunu size getirecek. O getiren kişi de en sevdiğiniz, en yakın dostunuz, akrabanız olacak. Uzaktan biri bunu size getirmez.

Ancak kargocu ya da tüp gaz getiren kişi de getirebilir. Onun için kapınızı açmayın, ya da açmak zorundaysanız maske takın. Karşıdaki kişi de maskeli olsun ve aradaki 1 – 2 metre mesafeyi koruyun. Keyfi kimseyi eve almayın, artık o dönem değil. Yani; oturma, arkadaşlarla beraber olma, ev ziyaretleri zamanı değil.”

HANGİ AŞAMADA SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURMALIYIZ?

Yeni tip koronavirüsün yayılma hızı endişe verici düzeyde. Bir anda bu kadar çok vaka ve hasta olması ise sağlık sistemlerini zorluyor. Alınan tedbirlerin ise yayılımın önlenmesine ek olarak sağlık sistemini felç etmeden tüm hastalara bakabilmek adına alındığı biliniyor.

Böyle bir aşamada kendisinde Kovid – 19 semptomları olduğunu düşünen biri nasıl davranmalı? Bir sağlık kuruluşuna başvurmak için neyi, ne kadar beklememiz lazım? Bu sorular bugünlerde birçok vatandaşın aklında önemli bir yer tutuyor. Prof. Dr. Tevfik Özlü bu sorulara şu yanıtı veriyor ve yapılacakları şöyle anlatıyor:

“Şimdi hepimizde zaman zaman ufak tefek sorunlar, şikâyetler olabilir. Bunlar hemen Kovid hastası olduğumuz anlamına gelmez. Ve bu dönemde de her türlü şikâyette hastanelere, sağlık kuruluşlarına gitmek de riskli. Çünkü o anda Kovid olmamış olsanız bile gittiğiniz hastaneden bunu kapma olasılığınız var. O bakımdan haklısınız, neye dikkat etmememiz lazım? Öncelikle Kovid hastalarının hepsinde aşağı yukarı ateş oluyor. Başlangıçta olmasa bile ilerleyen 1 gün, 2 gün içerisinde ateş gelişiyor. Ateş olması, sadece ateşle olmuyor öksürük çok sık var. Öksürük olması, kuru öksürük rahatsız edici bir öksürüğün olması… Ve tabi sizde bu öksürüğü yapacak önceden bir hastalık yoksa yani yeni başlamışsa bunlar, ateş ve öksürük son 1 – 2 gün öncesinde ortaya çıkmışsa hele hele buna solunum sıkıntısı, nefes alamama gibi şikâyetler de eklenmişse mutlaka ve mutlaka sağlık kurumuna gitmelisiniz. Ama bunların üçünün beraber olması gerekmez. Ateş ve öksürüğün olması başvuru için yeterli. Peki, ateş ve öksürük olmadan olabilir mi? Olabilir. Bazen sadece öksürükle başlayabilir. Ama genel durumunuz iyiyse, yüksek ateşiniz yoksa çok rahatsız edici inatçı bir öksürük değilse, solunum sıkıntınız yoksa yaşınız gençse, altta yatan kronik bir hastalığınız; şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi bir hastalığınız yoksa yine de bu durumda evde kalmanız güvenli. Yani hastaneye başvurmakta biraz beklemeniz, yani ateş çıkacak mı diye kendinizi gözetlemeniz güvenli. Çünkü bu grupta genel itibarıyla ağır seyretmiyor ve ayakta atlatılıyor ve herhangi bir tedavi de gerekmeyebiliyor. Ama dediğim gibi ateş ve öksürük hele hele solunum sıkıntısı üçüncü semptom olarak olabilir ya da olmayabilir bu durum varsa ya da siz ileri yaşlıysanız ya da kronik hastalığınız varsa o zaman beklemeden başvurmak daha güvenli.”

YAZ AYLARINDA SALGININ BİTECEĞİ YA DA YAVAŞLAYACAĞI NE KADAR GERÇEĞİ YANSITIYOR?

Yeni tip koronavirüsle ilgili gündeme gelen önemli iddialardan biri de virüsün yaz aylarında etkisini yitireceği oldu. Hatta dünyadaki kimi liderler, salgın Avrupa’ya yayılmaya başladığında virüsün yaz aylarında ortadan kalkacağını bile iddia etti. Peki, bu bir ihtimal mi yoksa tamamen uydurma bir söylem mi? Prof. Dr. Özlü bu ihtimalin iki uç arasında bir yerlerde olduğunu söylüyor:

“Bilimsel değil ama asparagas da değil. Bir umut var burada, onu söyleyeyim. İki uç arasında bir yerde bu. Çünkü şunu biliyoruz ki, daha önce tekrarlayan koronavirüs enfeksiyonları insanlarda genelde kış aylarında ortaya çıkar ve yazın biterler. Hep böyle olur, her sene tekrarlanır bunlar. Ama bunlar yeni Kovid değil tabi diğer Koronavirüsler. Yine SARS bu koronavirüse çok benzeyen bir hastalıktı. O da yine yazın gelmesiyle beraber bitti. Dolayısıyla bu koronavirüs için de böyle bir beklenti, böyle bir umut var. Bu tabi sadece hava sıcaklığıyla da ilişkili değil ama sıcak olunca genelde havada güneş de oluyor, güneş aynı zamanda ultraviyole ışığıyla bu virüsün canlılığını, bulaştırıcılığını azaltıyor, yok ediyor kısa bir süre içerisinde. Yine nem önemli, kuru ortamlarda daha çabuk virüs inaktive oluyor. Dolayısıyla yazın gelmesiyle, havaların ısınmasıyla böyle bir beklenti çok da gerçek dışı değil. Ama hani bunun bir bilimsel varsayım olarak bir matematik modelleme olarak değil de sadece bir umut olarak böyle bir beklenti hemen herkeste, bütün dünyada var.”

“BENZER SALGINLAR, TEHDİTLERLE KARŞI KARŞIYA KALABİLİRİZ”

İnsanoğlu bugüne kadar birçok pandemi ile yüzleşti. Acı kayıplar verilse de hepsi atlatılabildi. Kovid – 19 pandemisi de henüz bilemeyeceğimiz bir gelecekte geride bıraktığımız bir olay olacak. Peki, sonrasında dünya hala bildiğimiz şekilde olacak mı? Bu travmadan sonra aynı alışkanlıklar ve aynı davranış şekilleri ile devam edebilecek miyiz? Prof. Dr. Tevfik Özlü’nün bu konudaki görüşleri şöyle:

“Aslında bu virüs bence şu anda yaşadığımız, kurguladığımız dünyada işlerin çok da yolunda gitmediği, her şeyin çok da iyi olmadığını gösteren bir bulgu, bir alarm bence. Bu tabi sadece yeni koronavirüs hastalığı ile de sınırlı kalmayabilir. Bundan sonra da benzer salgınlar, tehditlerle yine karşı karşıya kalabiliriz. Bence bu yaşadığımız deneyim, dünyadaki şu anda yaşamakta olduğumuz hayatın nerelerinde sorun, nerelerde zayıf noktadayız bunu bize yanlışları göstermesi açısından önemli. Çünkü bundan sonra bence hayat bundan önceki kadar kolay olmayacak. Bundan sonra birçok değişiklikler olması gerekecek hayatımızda. Herkes, ister istemez bütün ülkeler, bütün halklar, bütün insanlar öncelikle böyle bir biyolojik tehdidin kendileri için çok ciddi sonuçlara yol açabileceğini ve bütün hayatlarını değiştirebileceğini gördüler. Onun için bundan sonra ben artık bu deneyimin kalıcı olacağını düşünüyorum. Çünkü insanlar yaşadıklarını unutabilirler ama duygularını unutmazlar. Şu anda yaşanan panik, kaygı, endişe, korku… Bunların unutulması mümkün değil. Bunlar kalıcı değişikliğe yol açacaktır diye düşünüyorum. Hijyen konusu sorgulanacaktır, kalabalıklar sorgulanacaktır. Artık maçlara giderken, mitinglere giderken, konserlere giderken, kapalı sinemalara, spor salonlarına giderken daha dikkatli olacağız veya isteksiz olacağız veya bu konular, bu organizasyonlarla ilgili alışkanlıklarımız değişecek. Toplu taşıma, böyle büyük metropoller 15 – 20 milyon insanın yaşadığı kentler, kalabalık, sıkı sosyal mesafenin korunamadığı bir yaşam sorgulanacak bundan sonra diye düşünüyorum. Tarım, her zaman için önemliydi ama daha da önemli hale gelecek. Tedarik sektörü, lojistik önem kazanacak. Dijital dünya daha da bence insanlar için önemli hale geliyor. İnsanlar daha bireysel, daha evine kapanık belki daha bencil olmaya başlayacaklar. Ülkeler kendi kendine yeterli olmak için ilaç sektörüne, tıbbi sağlık sektörüne, tarıma daha çok yatırım yapacaklar. Yani birçok şey, birçok algı değişecek diye düşünüyorum tabi. Ama bunlar tabi birer varsayım.”

“KİMSE GÜVENDE DEĞİL”

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü’nün vatandaşlara ayrıca şu uyarı ve önerileri de oluyor:

“En önemli şey şu anda Türkiye’de, çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Bu iki hafta çok önemli önümüzdeki ve hepimizin bu konuda durumu, tedbiri ciddiye almamız lazım. Lütfen hiç kimse ‘Bana bir şey olmaz!’ demesin. Çünkü benim pek çok meslektaşım, arkadaşım, çalışan şu anda yoğun bakımlarda yapay solunum cihazlarına bağlı yaşam kavgası veriyor. Daha 3 gün önce onlar benim gibi ayaktaydılar. Sizin gibiydiler. Yani bunun hiç şakası yok, çok kolay bulaşıyor ve bazen çok ağır seyrediyor. Onun için şu anda herkese büyük sorumluluk düşüyor. Dediğim gibi kapınız çalar ve kapınızı açarsınız açtığınız anda birisi bu virüsü hediye edebilir. Size bir şey olmasa, eşinize olabilir, eşinize olmasa babanıza olabilir, annenize olabilir, çocuğunuza olabilir. İtalya’da videoları seyrettim. 8 – 10 yaşlarındaki o çocukların nefes alamadıklarını, boğulduğunu gördüm.Bu beni çok rahatsız etti, çok üzdü yani. Gerçekten kimse güvende değil. Ben onun için sesimin duyulduğu herkese şunu söylemek istiyorum: ‘Lütfen evde kalın, lütfen evde kalın!’ Çıkmayın, öyle keyfi çıkmayın. Evinize de kimseyi almayın. Akrabanız da olsa,arkadaşınız da olsa, komşunuz da olsa almayın. Kapınızı lüzumlu değilse açmayın. Açarsanız da 1 – 2 metrelik mesafeyi koruyun. Bunlar çok önemli. Bunlarla ancak korunabilirsiniz. Evde kalırsanız güvendesiniz, hiçbir şey olmaz. Onun için ‘Evde kal Türkiye!’ diyorum ve tabi bütün illerimizdeki yöneticilere, Valilik, Kaymakamlık, Belediye Başkanlıklarına, kolluk kuvvetlerine de buradan seslenmek istiyorum: Ne olur, bu alınan kısıtlayıcı tedbirlerin denetimlerini yapsınlar ve uymayanları ikaz etsinler. Yaptırımları uygulasınlar ve bu şekilde bu süreci en az hasarla ulusça atlatalım inşallah.”

Hibya Haber Ajansı

Demiryolu Manşetleri

TCDD’nin Erzurum-Kars Demiryolu Projesi’ne ÇED Olumlu Kararı - RayHaber
25 Erzurum

TCDD’nin Erzurum-Kars Demiryolu Projesi’ne ÇED Olumlu Kararı

Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilmesi planlanan Erzurum-Kars Demiryolu Projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verildi. Proje Yedi İlçeden Geçecek Yatırımlar Dergisi’nin edindiği bilgilere göre, MGS Proje Ltd. Şti. tarafından hazırlanan ÇED raporunda projenin toplam yatırım bedeli 4 🚆
BİLİMFEST Kayseri’de HÜRJET ve Türk Yıldızları Heyecanı - RayHaber
38 Kayseri

BİLİMFEST Kayseri’de HÜRJET ve Türk Yıldızları Heyecanı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile TÜBİTAK iş birliğinde düzenlenecek 8’inci BİLİMFEST Kayseri, bilim ve teknoloji etkinliklerinin yanı sıra havacılık gösterileriyle de ziyaretçilerini ağırlayacak. Türkiye’nin yerli ve millî havacılık projeleri arasında yer alan HÜRJET’in festival alanında sergileneceği organizasyonda, Türk Yıldızları da gösteri uçuşu gerçekleştirecek. Kayseri Bilim Merkezi öncülüğünde gerçekleştirilecek festival, 16-17-18 Ekim 🚆
Alstom ve Talgo, Portekiz’in 504 Milyon Avroluk Yüksek Hızlı Tren İhalesinde Yarışacak - RayHaber
351 Portekiz

Alstom ve Talgo, Portekiz’in 504 Milyon Avroluk Yüksek Hızlı Tren İhalesinde Yarışacak

Portekiz devlet demiryolu işletmesi Comboios de Portugal’ın (CP) yüksek hızlı tren alımı için açtığı ihalede Alstom ve Talgo ön yeterlilik sürecini geçti. İhaleye başvuran iki üreticinin teklif vermeye hak kazanmasıyla birlikte, 12 yüksek hızlı trenin tedarikini kapsayan 504 milyon avroluk süreçte bir sonraki aşamaya geçildi. CP tarafından 22 Eylül’de yapılan 🚆
Hitachi Rail Suudi Arabistan’daki Hac Metrosunu Yenileyecek - RayHaber
966 Suudi Arabistan

Hitachi Rail Suudi Arabistan’daki Hac Metrosunu Yenileyecek

Suudi Arabistan Demiryolları (SAR) ile Hitachi Rail, Mekke’de hac döneminde hizmet veren El Maşaer El Mukaddassa Metrosu’nun yenilenmesi için sözleşme imzaladı. Yaklaşık 18 kilometrelik hat üzerinde dokuz istasyonla hizmet veren sistem, hac döneminde Mina, Müzdelife ve Arafat arasındaki ulaşımın sağlanmasında önemli rol üstleniyor. Hac Metrosunda Güvenilirlik Ve Performans Artırılacak Hitachi 🚆
Ankara-Sivas YHT Hattı Kamu Hizmeti Desteği Kapsamından Çıkarıldı - RayHaber
06 Ankara

Ankara-Sivas YHT Hattı Kamu Hizmeti Desteği Kapsamından Çıkarıldı

Demiryolu yolcu taşımacılığında kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamında uygulanan hat listesinde değişikliğe gidildi. Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattının da aralarında bulunduğu 5 YHT hattı, kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamından çıkarıldı. Destek Kapsamındaki Hat Sayısı 47’ye Düştü Yeni düzenlemeyle daha önce 52 demiryolu hattından oluşan kamu 🚆
Ankara-İzmir YHT Projesi’nde Hedef 2028 Olarak Belirlendi - RayHaber
35 İzmir

Ankara-İzmir YHT Projesi’nde Hedef 2028 Olarak Belirlendi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin devam eden demir yolu yatırımlarına ilişkin yeni hedefleri açıkladı. Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren (YHT) Projesi de öncelikli yatırımlar arasında yer alırken, hattın 2028 yılına kadar tamamlanması planlanıyor. Projenin hizmete girmesiyle Ankara-İzmir arasındaki seyahat süresinin yaklaşık 3 saat 30 dakikaya indirilmesi hedefleniyor. Demir Yolu 🚆
Bursa Hızlı Tren Projesi’nde 2026 ve 2028 Hedefleri Korunuyor - RayHaber
16 Bursa

Bursa Hızlı Tren Projesi’nde 2026 ve 2028 Hedefleri Korunuyor

Türkiye’nin demir yolu yatırımları hız kesmeden devam ederken, Bursa’nın yüksek hızlı tren ağına bağlanmasını sağlayacak Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Projesi de önemli yatırımlar arasında bulunuyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, hattın Bursa-Osmaneli bölümünün 2026’nın ikinci yarısında tamamlanmasını, Bursa-Bandırma kesiminin ise 2028’de bitirilmesini hedeflediklerini bildirdi. Bursa Hızlı Tren Hattında Çalışmalar Devam 🚆
TCDD Merzifon-Havza Demiryolu Projesinde Sözleşme Aşamasına Geçildi - RayHaber
05 Amasya

TCDD Merzifon-Havza Demiryolu Projesinde Sözleşme Aşamasına Geçildi

Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğü, Merzifon-Havza Demiryolu Projesi kapsamında gerçekleştirilen altyapı yapım ihalesinde sözleşme sürecini başlattı. İhaleyi kazanan iş ortaklığı sözleşme imzalamaya davet edildi. İhaleyi Özaltın-Mapa İş Ortaklığı Kazandı TCDD tarafından geçtiğimiz günlerde sonuçlandırılan “Merzifon-Havza Demiryolu (km: 186+351-223+500) Altyapı İnşaatı” ihalesinde değerlendirme süreci tamamlandı. İhale sonucunda en uygun teklifin 🚆
TCDD’nin Mardin-Nusaybin Demiryolu Projesi’nde İDK Toplantısı Yapılacak - RayHaber
47 Mardin

TCDD’nin Mardin-Nusaybin Demiryolu Projesi’nde İDK Toplantısı Yapılacak

Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğünün Mardin-Nusaybin Demiryolu Projesi için yürüttüğü Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde yeni aşamaya geçiliyor. Proje kapsamında İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısının 6 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Yatırımlar Dergisi’nin aldığı bilgiye göre,  Proje A.Ş. tarafından hazırlanan ÇED raporunda proje bedeli 4 milyar 215 milyon 673 🚆
Samsun’da Üçüncü Yeni Tramvay Da Raylara İndirildi - RayHaber
55 Samsun

Samsun’da Üçüncü Yeni Tramvay Da Raylara İndirildi

Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin Hafif Raylı Sistem filosunu güçlendirmek amacıyla kente kazandırdığı 12 yeni tramvaydan üçüncüsü de Samsun’a ulaştı. Karayoluyla iki parça halinde getirilen yeni tramvay, Tekkeköy’deki SAMULAŞ A.Ş. depo sahasında raylara indirildi. Ulaşım altyapısını güçlendirmek ve kent içi toplu taşıma hizmetinin kapasitesini artırmak amacıyla yürütülen proje kapsamında yeni tramvayların Samsun’a 🚆