Uyuşturucu Maddeler Komisyonu’nun (CND) 67. toplantısı, 14-22 Mart 2024 tarihleri arasında hibrit formatta Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleşti. Birçok ülkenin katıldığı toplantıda Türkiye Yeşilay Cemiyeti de bir yan etkinlik, bir sergi ve üst düzey oturumlarda okuduğu bildirilerle yer aldı.
Yeşilay; “Gelişmekte Olan Ülkelerde Bağımlılık Tedavi Programlarının Sosyal Uygulaması”, “Uyarıcı Madde Kullanım Bozukluklarının Tedavisi ve Bakımına Yönelik Ölçeklenebilir Müdahaleler”, “Dünya Genelinde Kadınlar Hakkındaki Tartışmalarda Madde Bağımlılığı, İyileşme ve Politika Meselelerinin İncelenmesi”, “Kenevir Kökenli İlaçlar” ve “Kriz Ortamlarında Madde Kullanım Bozukluğu ile Başa Çıkma” konulu oturumlarda da konuşmacı olarak yer aldı. Genel itibariyle Ülke Yeşilaylarının düzenlediği ve ortak olduğu 15 yan etkinlik bünyesinde70 uluslararası konuşmacıyer aldı.

Yeşilay Genel Başkan Vekili Yasin Erol: “Koordinasyon ve iş birliğini teşvik ederek pozitif değişimi meydana getirmeyi amaçlıyoruz.”
Komisyonda Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin yan etkinliği olarak gerçekleşen “Küresel Uyuşturucu Sorununun Çevresel Etkisinin Ele Alınması: Sivil Toplumun Rolü” başlıklı oturumunaçılış konuşmasını, Türkiye Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimî Temsilcisi Levent Eler ve Yeşilay Genel Başkan Vekili Yasin Erol yaptı.
Yeşilay Genel Başkan Vekili Yasin Erol, etkinlikteki konuşmasında,uyuşturucu üretiminin ve kullanımının yerel topluluklar ve ekosistemler üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin çevresel sürdürülebilirliği göz önünde bulunduran önleme odaklı yaklaşımından bahseden Yasin Erol; sözlerine şu ifadelerle devam etti:“T.C. İçişleri Bakanlığı ile olan iş birliğimiz, Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin (EMCDDA) Atıksu Analizi gibi yenilikçi programları uygulayarak uyuşturucu madde üretiminin çevresel etkilerini izlemek ve azaltmak için bu taahhüdü iyi bir örnek olarak göstermektedir. Ayrıca, sivil toplum örgütleri arasında koordinasyon ve iş birliğini teşvik ederek, topluluklarımızın ve parçası oldukları ekosistemlerin sağlığını ve refahını korumaya yönelik pozitif değişimi meydana getirmeyi amaçlıyoruz.”