Amasra’daki Grizu Patlaması ve Sonrası
Bartın’ın Amasra ilçesindeki Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) ait yeraltı kömür işletmesinde, Ekim 2022’de meydana gelen grizu patlaması, 43 işçinin hayatını kaybetmesine sebep oldu. Bu trajik olayın ardından dava süreci hâlâ devam etmekte. Eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, “Bir Facianın Anatomisi” başlıklı bir rapor hazırlayarak, kömür madenciliğindeki ciddi sorunları gündeme taşıdı.
Kömür Rezervleri ve Özel Sektör İlişkisi
Raporda, Amasra’daki A ve B sahalarında toplam 622 milyon ton kömür rezervi bulunduğu belirtiliyor. Ancak bu rezervin nasıl kullanılması gerektiği konusunda önemli tespitler yapıldı. Torun, bu sahalarda özel sektöre nasıl kapı açıldığını şöyle açıklıyor:
- “Bu rezervin büyük bir kısmı yeraltı üretim yöntemiyle çıkarılmak zorundadır. Saha, havza niteliğindedir; bu nedenle işçi sağlığı ve iş güvenliği, rezerv kaybı, ekonomiklik ve istihdam konularında bütüncül bir planlama ile üretim yapılması gerekmektedir.”
- “Ancak, bu saha parçalanmış ve 606 milyon tonu 2005 yılında özel bir firmaya devredilmiştir. Kamu kuruluşuna ise yalnızca 16 milyon ton kömür kalmıştır. Böylece kamu kurumu adeta bir köşeye sıkıştırılmıştır.”
- “TTK’nin halen çalıştığı sahanın alt kotları (eksi 400) da aynı firmaya verilmiş, fakat burada fiili bir çalışma yapılmamıştır. TTK’nin çalışacak fazla bir alanı kalmamış ve kalan rezerv için yapılması gereken yatırımlardan ekonomik nedenlerle vazgeçilmiştir.”
Eğitim ve Denetim Sorunları
Raporda, madencilikteki denetimlerin yetersizliğine de dikkat çekilmiştir. Özellikle, maden mühendisinin kendi işvereni tarafından denetlenmesinin, yaşamın gerçeklerine uygun olmadığı vurgulanmaktadır. Ocağın havalandırma planı da eleştirilmektedir:
- “Ocağın planı incelendiğinde, işyerlerinin havalandırılması için havanın oldukça uzun yollar kat etmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.”
Ayrıca, sektörde çalışacak işçilerin eğitim düzeyinin yetersiz olduğu, yasada öngörülen 32 saatlik teorik ve pratik eğitimin bile verilmediği, bu durumun sadece “kâğıt üzerinde” kaldığı ifade edilmektedir. TTK, bir kamu kurumu olmasına rağmen iş güvenliği uzmanlarının atanmasında siyasi önceliklerin öne çıktığı da vurgulanmaktadır.
Sendikalaşma ve İşçi Hakları
Raporda, sendikalaşmanın önündeki engellere de dikkat çekilmiştir. Bu konuda şu ifadeler kullanılmaktadır:
- “Ülkemiz madenciliğinde temel yaklaşım, ‘sendikasız ya da sarı sendikalı işçiye, düşük ücret ödeyerek, az giderle çok üretim’ şeklindedir.”
- “Çok uluslu madencilik şirketleriyle yerli madencilik şirketlerinin çoğu, taşeron aracılığıyla istihdam sağlamakta ve taşerona ödeme yapmaktadır. Böylece işçiye vereceği ücreti kontrol altında tutmaktadır.”
Liyakat ve Yönetim Sorunları
TTK’de yaşanan en önemli sorunlardan biri de “liyakatsiz yöneticiler, kadrolaşma ve partizanlık” konusudur. Raporda, yönetim kadrolarının atanmasından işçi alımına kadar her alanda yapılan politik müdahalelerin, TTK’yi bir işletme olmaktan çıkarıp, iktidar partilerinin ve iktidara yakın sendikaların arka bahçesi haline getirdiği vurgulanmaktadır:
- “Kamuda işe girmek ve yönetim kademelerine atanmak için bilgi, deneyim ve mesleki yeterlilik yerine belli sendikalara üye ve iktidar partisi yandaşı olmak tek kriter haline gelmiştir.”
- “Bu durum kamu işletmelerinde yozlaşmaya neden olmakta ve iş barışını bozmaktadır.”