Türk Oftalmoloji Derneği Uvea-Behçet Birimi Başkanı Prof. Dr. F. Nilüfer Yalçındağ, Behçet hastalığının tarihi İpek Yolu boyunca yayıldığına dikkat çekiyor. Tarihi İpek Yolu, Akdeniz’in doğu kıyılarından başlayarak Hazar Denizi’nin güneyinden geçerek Orta Doğu ülkelerine kadar uzanmaktadır. Günümüzde bu hastalığın en sık görüldüğü ülkeler arasında Türkiye, Uzak Doğu ve Orta Doğu yer almaktadır. Bu ülkeler arasında Türkiye, Behçet hastalığının en yoğun görüldüğü yerdir. Hastalık, kadın ve erkeklerde eşit oranda görülmekte olup, genellikle 20 ile 40 yaşları arasındaki bireyleri etkilemektedir. Genç nüfusu hedef alması nedeniyle önem arz eden bir sağlık sorunudur.
Behçet Hastalığının Gözlerdeki Etkisi

BEHÇET HASTALIĞININ BAŞLICA TUTULUM YERLERİNDEN BİRİ DE GÖZLER
Prof. Dr. Yalçındağ, hastalığın kesin nedeninin hala bilinmediğini, ancak genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin bir araya gelerek hastalığı tetiklediğini belirtiyor. Behçet hastalığının sık görüldüğü ülkelerden daha az rastlanan bölgelere göç eden bireylerde hastalığın görülme oranının düştüğünü ifade ediyor; bu durum çevresel etkilerin hastalık üzerindeki rolünü güçlendiriyor. Behçet hastalığı, ağızda aftlar, genital ülserler, üveit ve çeşitli deri bulguları ile karakterizedir. Bunun yanı sıra eklemler, mide bağırsak sistemi, damarlar ve beyin gibi diğer organlar da etkilenebilmektedir. Behçet hastalığı için kesin tanı koymayı sağlayan spesifik bir laboratuvar bulgusu mevcut değildir; tanı, klinik bulguların değerlendirilmesi ile konulmaktadır. Deri ve mukoza bulguları, hastalığın en sık görülen belirtileridir ve genellikle sistemik bulguların ortaya çıkmasından önce kendini gösterir. Gözler, Behçet hastalığının başlıca tutulum alanlarından biridir. Klinik çalışmalarda göz tutulumu oranı %50-70, epidemiyolojik çalışmalarda ise %20 civarında bildirilmiştir. Ülkemizde gerçekleştirilen çok merkezli bir çalışmanın sonuçlarına göre, tüm üveit hastalarının %25’ini Behçet üveiti olan hastalar oluşturmakta.
Göz Tutulumunun Özellikleri
GENELLİKLE HER İKİ GÖZÜ ETKİLER
Hastalıkta göz tutulumu, erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmekte ve genellikle daha ağır seyretmektedir. Erkek hastaların yaklaşık %66’sında göz tutulumu meydana gelir. Göz tutulumu, genellikle hastalığın başlangıcından sonraki 2-4 yıl içerisinde ortaya çıkmaktadır. Ancak Behçet hastalığı tanısı bazen göz hastalığının başlaması ile birlikte konulabilmektedir. Bu durum, hastaların ağızda oluşan aft gibi bulguları genellikle önemsemeyerek hekime başvurmamalarından kaynaklanmaktadır. Üveitli hastalarda iltihap belirtilerinin hızlı bir şekilde kontrol altına alınması ve kalıcı yapısal değişikliklerin önlenmesi için tedaviye derhal başlanması büyük önem taşımaktadır. Tedavinin diğer bir amacı, atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak, hastanın görme yetisini korumaktır. Düzenli aralıklarla yapılan takip muayeneleri, hem hastalık belirtilerinin kaybolup kaybolmadığını hem de olası komplikasyonların gelişip gelişmediğini değerlendirmek için kritik öneme sahiptir. Ayrıca, ilaç tedavisinin şeklinin, dozunun ve yan etkilerinin belirlenmesi açısından da takiplerin önemi büyüktür.