BCR 2024 Dünya Tedarik Zinciri Finansmanı Raporu’na göre, küresel tedarik zinciri finansmanı pazarının toplam hacmi 2023 yılında 2 trilyon 347 milyar dolara ulaşarak, bir önceki yıla göre yüzde 7 oranında büyüme kaydetti. Ancak bu büyüme oranının, önceki yıllara kıyasla yavaşladığı gözlemleniyor. Rapor, yüksek enflasyon ve artan faiz oranlarının tedarikçiler üzerindeki olumsuz etkilerine ayrıntılı olarak yer veriyor.
Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, bu olumsuz durumun Türkiye’deki şirketler için de geçerli olduğunu vurgulayarak, yerel finansal kuruluşlar ile alıcıların bu zorlukların üstesinden gelmek için tedarikçi finansmanını daha etkin bir biçimde kullanmaları gerektiğini ifade etti. Ekemen Fidan, “Artan sermaye maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan zorluklar, hem alıcılar hem de satıcılar için, özellikle de KOBİ’ler için ciddi engeller oluşturuyor. Bu durumda, tedarikçi finansmanı programlarının önemi daha da belirginleşiyor.” dedi.
“Finansal Kuruluşlar Daha Cesur Adımlar Atmalı”
Ekemen Fidan, ayrıca Türkiye’deki finansal kuruluşların mevcut zorlu ekonomik ortamda cesur adımlar atması gerektiğini belirtti. “Finansal kuruluşların aylık bazda büyüme oranlarına getirilen sınırlamalara, yüksek enflasyon ve faiz oranlarına rağmen, doğru stratejilerle tedarikçi finansmanı alanında güçlü bir büyüme sağlanabilir. Biz Octet Türkiye olarak, tedarikçileri, alıcıları ve finansal kuruluşları tek bir platformda bir araya getirerek, tedarikçi finansmanına erişimi kolaylaştırmayı, şeffaf ve etkin bir yönetim ortamı sunmayı sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.
“Türk Şirketler Hızla Büyüyen Tedarikçi Finansmanı Çözümlerinden Daha Fazla Yararlanmalı”
“Dünya Tedarikçi Finansmanı 2024” Raporu’nda, özellikle Afrika’da tedarikçi finansmanı pazarının yüzde 29 oranında büyüdüğü vurgulanmakta. Asya ve Avrupa’da ise sırasıyla yüzde 17 ve yüzde 8’lik büyümeler kaydedildi. Amerika kıtasında ise büyüme oranı yüzde 3 olarak belirlendi. Tüm bu büyüme oranları, esas olarak ticaretin dijitalleşmesi, küresel tedarik zincirlerinin karmaşıklığının artması ve şirketlerin tedarik zinciri risklerini minimize etme arzusundan kaynaklanıyor.
Afrika’nın bu hızlı büyümesi, bölgedeki ekonomik gelişmeler ve yerel şirketlerin küresel piyasalara entegrasyonu ile doğrudan ilişkilidir. Asya’da ise özellikle Çin ve Hindistan gibi ülkelerde artan üretim kapasitesi ve uluslararası ticaret hacminin genişlemesi, bölgedeki büyümeye önemli katkılar sağlıyor. Avrupa ve Amerika kıtalarında ise büyüme daha ılımlı olsa da, bu bölgeler hâlâ önemli pazarlar olarak ön plana çıkmaktadır.