Deprem Uzmanı Prof. Dr. Naci Görür’ün Uyarıları
Deprem riski konusunda uzun yıllara dayanan uzmanlığı ile tanınan Prof. Dr. Naci Görür, son zamanlarda yaptığı açıklamalarla dikkatleri bir kez daha depremin tehlikelerine çekti. Özellikle Yedisu Fayı üzerinde durarak, Tunceli-Pülümür bölgesinde büyük bir depremin beklendiğini vurguladı. İstanbul’un deprem hazırlığı konusunda da endişelerini dile getirdi.
Adana ve Çevresindeki Tehlikeler
TGRT Haber’e verdiği mülakatta, Adana bölgesinin deprem riskini ayrıntılı bir şekilde ele alan Görür, şu ifadeleri kullandı:
- Doğu Anadolu ve Ölüdeniz faylarının kırılmasının ardından, bu fayların açığa çıkardığı enerjinin bir kısmının henüz kırılmamış bölgelere transfer olduğunu belirtti. Bu durum, kırılmamış yerlerin de zamanla kırılmasına yol açabilir.
- Adana havzasının, Doğu Anadolu fayının doğrudan devam ettiği bir alan olduğunu ve Bingöl Karlıova’dan başlayarak Elazığ, Malatya ve Maraş üzerinden Adana’ya kadar uzandığını ifade etti.
- Beklenen depremlerin bir kısmının Malatya fayı üzerinde olabileceğini, ayrıca Adana havzasında İskenderun tarafında da benzer bir depremin olma olasılığının bulunduğunu sözlerine ekledi.
- Cilo Dağları’nın bulunduğu bölgede bir bindirme zone’u olduğunu ve bu bölgenin de depremlerden etkilenerek stres biriktirdiğini düşündüğünü belirtti.
7 Büyüklüğünde Deprem Riski
Pülümür’de yakın zamanda meydana gelen depremin ardından, esas büyük depremin yolda olduğunu vurgulayan Görür, şu açıklamalarda bulundu:
- Bingöl Karlıova ile Erzincan arasında yer alan Yedisu Fayı’nın kırılmasının söz konusu olduğunu, bu fayın en son 1784 yılında 7 büyüklüğünde bir deprem ürettiğini hatırlattı. O tarihten bu yana bu fayın deprem üretmediğini belirtti.
- Tunceli-Pülümür bölgesinde beklenen depremlerin büyüklüğünün 6 ve 7 mertebesinde olacağını, daha altındaki büyüklükteki depremlerin bu tanımın dışında olduğunu ifade etti.
İstanbul’un Depreme Hazır Olmadığı Uyarısı
İstanbul’un deprem riskine karşı hazırlıksız olduğunu vurgulayan Naci Görür, Marmara bölgesinde bir deprem beklentisini tekrar dile getirdi. Marmara bölgesindeki deprem bekleyişinin sebeplerini ise şu şekilde açıkladı:
- Marmara’nın altında 160 km uzunluğunda aktif bir fay bulunduğunu ve bu fayın önemli bir kısmının en son 1766 yılında deprem ürettiğini belirtti. Bu durum, fayı etkileyen bir deprem zamanının geçtiğini göstermektedir.
- Marmara Denizi’nin doğusunda 1999 yılında, batısında ise 1912 yılında depremler meydana geldiğini, bu iki olay arasında kalan bölgenin sismik boşluk oluşturduğunu sözlerine ekledi.
- 1999 depremlerinin Marmara’nın altına bir stres transfer ettiğini ve bu durumun yer altındaki enerjinin birikimini artırdığını ifade ederek, İstanbul’un bir deprem tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Görür, denizde yapılan uluslararası araştırmaların İstanbul’un bir depreme gebeliğini gösterdiğini ve İstanbul’un mevcut durumda deprem için hazırlıklı olmadığını kaydetti.