Televizyon Karşısında Yemek Yeme Alışkanlığı: İyi mi, Kötü mü?

İzlenecek pek çok dizi ve film varken, televizyon karşısında yemek yemek oldukça cazip bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, bu alışkanlığın sağlık üzerindeki etkileri pek de olumlu değil. 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan “TV yemeği” kavramı, genellikle tuz ve katkı maddeleriyle dolu, işlenmiş gıdaların kanepede tüketildiği bir görüntü ile ilişkilendiriliyor. Ama sebzeler ve tahıllarla dolu sağlıklı bir tabakla televizyon karşısında yemek yemek de sağlığımızı olumsuz etkiliyor mu? Bu konuda bazı önemli sinyaller mevcut.
Olay Örgüsüne Kapılıp Doyduğumuzu Fark Etmiyoruz
Yapılan birçok araştırma, televizyon izlemekle obezite riski arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Bunun bir nedeni elbette düşük egzersiz seviyesidir. Fakat televizyon izlemek, yediğimiz miktarı da etkiliyor olabilir. Amsterdam Üniversitesi’nden iletişimci Monique Alblas, televizyon izlerken daha fazla yemek yenmesinin sebeplerinden birinin dikkat dağınıklığı olduğunu belirtiyor. Sürükleyici bir olay örgüsüne kapıldığımızda yemeğe daha az dikkat ederiz ve bu da bedensel sinyallerin, yani tok olduğumuzu söyleyen sinyallerin göz ardı edilmesine yol açar. Sonuç olarak, aşırı yemeye neden olabiliyor.
Ayrıca, televizyon karşısında yemek yediğimizde ne yediğimizi hatırlamamamız ve yediğimiz miktarı doğru bir şekilde tahmin edemememiz üzerine de araştırmalar mevcut. Alblas, Hollanda Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından toplanan verileri analiz ettiğinde, insanların aynı anda televizyon izlerken daha uzun süre yemek yediğini fark etti. Bu analiz, dikkat dağılması nedeniyle insanların ne kadar yediklerinin farkında olmadığını ortaya koydu. Araştırmalar, yemek yemeye harcanan zamanın daha fazla kalori alımı ile ilişkili olduğunu gösteriyor.
Dikkat Dağılması ve Yiyeceklerin Tat Algısı
Televizyon izlerken daha fazla yememizin bir diğer nedeni, yediklerimize daha fazla dikkat ettiğimizde yiyeceklerin aynı tadı vermemesi olabilir. Hollanda’daki Wageningen Gıda Güvenliği Araştırmaları ve Leiden Üniversitesi’nde sosyal, örgütsel ve ekonomik psikoloji alanında çalışan Floor van Meer, dikkatimiz dağıldığında yiyeceklerden daha az tatmin alabileceğimizi söylüyor. Van Meer, dikkat dağıtıcı unsurların yemek yeme ve insan beyni üzerindeki etkilerini araştırdı. Katılımcılardan yemek yerken kısa veya uzun bir sayıyı ezberlemeleri istendiğinde, daha uzun sayıları ezberlemeye çalışanların yedikleri yiyeceklerin daha az tatlı olduğunu bildirdiği gözlemlendi. Dikkat, sayıya daha fazla verildiği için katılımcılar yedikleri yemekten daha az tatmin duydular. Van Meer, bu kişilerde tat algısıyla ilişkili beyin bölgelerinde daha az aktivite tespit etti.
Duygusal Durum ve Yeme Davranışlarımız
Bir televizyon programı beklentileri karşılamıyorsa, telafi etmek için daha fazla yiyebilirsiniz. Duygusal durumumuzun yeme davranışlarımız üzerinde büyük bir etkisi var. Bizi mutlu eden bir şeyi izlerken, üzgün bir şeye kıyasla daha az çikolata veya patlamış mısır gibi “hazcı” yiyecekleri tercih edebiliriz.
Televizyon İzlerken Ne Yiyoruz?

Yapılan araştırmalar, yiyecek reklamlarına maruz kalmanın insanların genel olarak daha fazla yemesine neden olabileceğini öne sürüyor. Ancak araştırmacıları en çok endişelendiren konu, obezite ve kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilen aşırı işlenmiş gıdalar (UFP) ve bu gıdaların reklamlarla olan ilişkisi. Brezilya’daki São Paulo Üniversitesi’nde Beslenme ve Sağlık üzerine çalışan araştırmacı Fernanda Rauber, “Kanıtlar, yiyecek reklamlarına kısa bir süre maruz kalmanın bile çocukların reklamı yapılan yiyecekleri seçme olasılığını artırabileceğini gösteriyor,” diyor. Ayrıca çocukların televizyon izlerken UFP tüketme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtiyor. Rauber, aile yemeklerinin genellikle daha fazla meyve ve sebze ile ilişkilendirildiğini, ancak çocukların aileleriyle televizyon izlerken daha fazla UFP tükettiklerini buldu.
Dikkat Dağılmasının Diğer Etkileri
Van Meer, dikkat dağılmasının bizi daha az yemeye veya hiç yememeye yönlendirebileceğini de öne sürüyor. Çocuklar üzerinde yapılan bazı araştırmalar, dikkatlerinin çok fazla dağılmasının yemek yemelerini zorlaştırabileceğini gösteriyor. Bu etkinin yetişkinlerde de benzer sonuçlar doğurduğu ortaya çıktı. Bir dizinin aynı bölümünü iki kez izleyenlerin, iki farklı bölüm izleyen gruba kıyasla fazladan 211 kalori yediği tespit edildi. Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Dick Stevenson, bunun daha az dikkat dağıtılmış olmasından kaynaklanabileceğini ifade ediyor. Yani, izlediğimiz TV programı yeterince ilgi çekici olduğunda, önümüzdeki yemeği yemeyi unutabiliriz. Ancak TV bizi sıkarsa, daha fazla yiyebiliriz.
Televizyon İzlerken Yemek Yemekten Kaçınmalı mıyız?
Televizyon karşısında yemek yediğimizde neden daha fazla yediğimize dair birçok teori mevcut. Ancak bu alandaki güvenilir araştırmalar için bazı zorluklar var. Araştırmacılar genellikle insanların kendi davranışlarını kaydetmeleriyle oluşan verileri inceliyor. Bu da her zaman güvenilir olmuyor. Araştırmacılar ayrıca laboratuvar ortamlarında yemek yiyen ve televizyon izleyen insanları incelemekte. Ancak televizyon izlemenin doğası gereği evde rahat olduğumuzdan, bunu laboratuvar ortamında yeniden yaratmak zor olabilir. Alblas, “Televizyonun yemek yemeyi nasıl etkilediğini biliyoruz, ancak daha iyi anlaşılması gereken bilmediğimiz birçok şey var,” diyor. Stevenson, televizyonun yemek yemeyi ne kadar etkilediğinin, izlediğimiz içerik türü de dahil birçok faktöre bağlı olduğunu belirtiyor. İzlediğimiz program ruh halimizi değiştirebilir, aynı zamanda programın temposu da önemli bir faktör. Bir araştırmaya göre aksiyon filmleri, bir röportaj programını izlemekten daha fazla yememize neden olabiliyor. Elbette yiyeceklerin lezzeti ve yiyecek konusunda ne kadar dürtüsel olduğumuz da dikkate alınması gereken unsurlar. Ayrıca, dikkatimizi dağıtan diğer aktivitelerle kıyaslandığında televizyon izlerken daha fazla yediğimize dair çok az kanıt olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Araştırmalar, yeme davranışımızın karmaşık olduğunu ve tamamen çözülmesinin neredeyse imkansız olduğunu ortaya koyuyor.