Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Toplantısı: İhracat, Gümrük Birliği ve Limanların Önemi

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Toplantısı: İhracat, Gümrük Birliği ve Limanların Önemi - RayHaber
Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Toplantısı: İhracat, Gümrük Birliği ve Limanların Önemi - RayHaber

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) Toplantısı

ESİAD Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Yuvarlak Masası’nın katkılarıyla düzenlenen toplantıda, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, gümrük birliği, dış ticaretteki zorluklar, döviz kurlarının etkisi ve limanlardan sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasına kadar pek çok önemli konuda görüşlerini paylaştı.

İZMİR İHRACATININ YARIDAN FAZLASI AB’YE

Toplantının açılışında konuşan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, İzmir’in dış ticaret verilerine dikkat çekerek, “2023 yılı itibarıyla İzmir’in 12,9 milyar dolar ithalat ve 17,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini görmekteyiz. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 132,8 olarak kaydedilmiştir. 2024 yılının ilk 8 ayında 8,4 milyar dolar ithalat, 11,2 milyar dolar ihracat gerçekleşmiştir. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı neredeyse yüzde 133 olarak gözlemlenmiştir. İzmir, 2017 yılından bu yana sürekli olarak ithalatı aşan ihracat gerçekleştirerek, ülkemizin dış ticaretinde önemli bir rol oynamaktadır. 2023 yılında İzmir’in ihracat yaptığı ilk 10 ülke arasında Avrupa Birliği ülkeleri öne çıkmaktadır. Almanya, ABD, İspanya, Birleşik Krallık, İtalya, Rusya, Fransa, Belçika ve Polonya’ya yapılan ihracatın toplamı yüzde 52,1 oranında gerçekleşmektedir.” dedi.

ASİMETRİK BİR YAPI VAR

Türkiye ile AB arasında 28 yıllık bir gümrük birliği bulunduğunu hatırlatan Zorlu, “Bu yapının asimetrik olması, kapsamının sınırlı kalması, danışma mekanizmasının eksikliği ve anlaşmazlıkların çözümündeki yetersizlikler güncellenmesini kaçınılmaz hale getiriyor. Gümrük birliğinin asimetrik yapısının en belirgin etkisi, serbest ticaret anlaşmalarında (STA) görünmektedir. AB’nin STA yaptığı ülkelerle Türkiye’nin STA imzalayamaması, rekabet gücümüzü azaltıyor. Türkiye’nin 23 STA’sı bulunurken, AB’nin 78 adet STA’sı mevcut. AB, Kanada, Vietnam, Güney Afrika, Japonya, Kazakistan ve Mısır gibi ülkelerle STA’lar ve ekonomik işbirliği anlaşmaları yaparken, Türkiye’nin bu ülkelere karşı benzer anlaşmaları bulunmamaktadır. Böyle bir durumda gümrük birliğinin beklentilerimizi karşılaması giderek zorlaşmaktadır. Ayrıca, sınırda karbon düzenlemesi, AB’nin yeni ticaret politikası olarak karşımıza çıkıyor. Bu mekanizmaya uyum sağlayamazsak gümrük birliğinin avantajlarından yararlanamayabiliriz. Türkiye-BRICS ilişkilerinin gündeme gelmesi, AB’nin Türkiye ile olan ticaret ilişkilerini daha da güçlendirmesi için bir fırsat sunmaktadır.” şeklinde ifade etti.

ESİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Yuvarlak Masası Başkanı Rebii Akdurak da, Jak Eskinazi’ye katılımı için teşekkür ederek, “Önümüzdeki aylarda bu tür toplantıları en az ayda bir düzenlemeyi planlıyoruz. Bunun yanı sıra özellikle diplomatlarla, İzmir’deki başkonsolos ve konsoloslarla ardından fahri konsoloslarımızla birlikte her ülke ile ilgili fikir alışverişi yapmanın faydalı olacağına inanıyoruz. Katılımlarınızdan memnuniyet duyarız.” dedi.

TÜRKİYE ZARAR GÖRÜYOR

Türkiye’nin Avrupa Birliği yolculuğuna değinen Jak Eskinazi, “Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki gümrük birliği 1995 yılında hayata geçti. O dönemlerde AB ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz yaklaşık 30 milyar dolar civarındaydı. Bugün bu rakam 210 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu, başarılı bir sonuç gibi görünse de aslında potansiyelimizin çok altında. Kotaları aşmamız gerekiyor. Örneğin, zeytinyağı ve tavuk ürünlerimizi satmakta zorluk yaşıyoruz. Gümrük birliği anlaşmasını yaparken onlara avantaj sağlamışız ve halen bu avantajı kullanıyorlar. Şu anda AB’nin birçok ülkeyle serbest ticaret anlaşması mevcut. Ancak kurallara göre, AB’nin serbest ticaret anlaşması imzaladığı ülkelerle Türkiye’nin de benzer anlaşmaları imzalaması gerekiyordu. Ancak bunu yapmıyorlar, çünkü avantajı zaten ellerinde bulunduruyorlar. Bu durum Türkiye’nin zarar görmesine neden oluyor. Türkiye ve AB arasındaki ticaretin daha adil ve sürdürülebilir bir zemine oturtulabilmesi için gümrük birliğinin kapsamının genişletilmesi, tarım ürünleri, hizmetler ve kamu alımlarının dahil edilmesi, serbest ticaret anlaşmaları ile ilgili beklentilerimizin karşılanması elzemdir.” dedi.

BİRAZ DİŞİMİZİ SIKACAĞIZ

Jak Eskinazi, döviz kurlarının ihracatçılar üzerindeki etkilerine ilişkin gelen soruları yanıtlayarak, “Enflasyonu yenmek için ne gerekiyorsa onu yapmalıyız. Biraz dişimizi sıkacağız. Ancak kurların enflasyona etkisi sadece yüzde 30 civarındadır. Bu, ekonomistlerin yaptıkları hesaplamalarla belirlenmiştir. Kurları artırmamak önemli, fakat ihracatçıyı destekleyecek başka enstrümanlar da mevcut. Örneğin, şu an 2 puan olan destek oranı 5’e çıkarılabilirse, bu ihracatçılarımıza önemli bir nefes aldırabilir. Bu durum enflasyonu tetiklemez çünkü zaten dışarıdan yüzde 7-8 faizle döviz kullanıyorsunuz. Bu döviz, kendi ülkenizin ihracatçısı tarafından getirilecektir ve bu da dış ticaret açığının azalmasına katkıda bulunacaktır. Şu an itibarıyla ihracatçıların para kazanmadığını düşünüyorum. Genel anlamda, yokuş yukarı bir mücadele veriyoruz. Biraz durursak devrileceğiz. Bu yüzden durmayacağız, her birimiz hedeflerimize ulaşana kadar mücadele edeceğiz. Maalesef ihracattaki döviz kurunun durumu böyle.” şeklinde değerlendirdi.

ÇANDARLI, TÜRKİYE’NİN “PİRE”Sİ OLABİLİR

Limanlar üzerine de görüşlerini paylaşan Jak Eskinazi, “Alsancak Limanı’nda geçmiş yıllarda bir özelleştirme süreci yaşandı. EİB olarak o konsorsiyumun içindeydik ancak süreç başarıya ulaşamadı. Bugün Alsancak Limanı’nın değeri, o günkü özelleştirme değerinin üçte biri kadar. Alsancak Limanı çalışmaya devam ediyor, fakat Aliağa limanları olmadan İzmir’in ihracatı mümkün olmazdı. O kadar kritik bir noktada. Geçmişte Alsancak Limanı bir numaralı liman iken, ihracatımızın yüzde 60’ını Alsancak, yüzde 40’ını diğer limanlar yaparken, günümüzde tam tersi bir durum söz konusu. Aliağa limanları, ihracatımızın yüzde 70-75’ini gerçekleştirirken, Alsancak Limanı ancak yüzde 25’ini karşılayabiliyor. Ayrıca, Çandarlı Limanı da önemli bir potansiyele sahip. Epeyce bir yatırım yapılmış bir liman. Ancak son kısmı için birkaç kez ihaleye çıkıldı ama ihaleye girecek firma bulamadık. Bence çok iyi bir çalışma ile bu liman özelleştirilebilir ve Ege Bölgesi’ne büyük bir kazanç sağlayabilir. Çinliler, Pire Limanı’nı büyük umutlarla aldılar fakat liman şehir içinde kaldığı için büyüyemiyor. Bu nedenle yeni bir liman arayışındalar. Çandarlı Limanı, hem onlar hem de bizim için önemli bir aktarma noktası haline gelebilir. Ayrıca Aliağa-Bergama aksında yeni OSB’ler ve serbest bölgeler kuruluyor. Bu bölgelerdeki tesislerin ihracatlarını yakın bir limandan yapmaları, maliyetlerini önemli ölçüde düşürecektir. Unutulmamalıdır ki, tüm ihracatımızın yüzde 92’si deniz yoluyla gerçekleştiriliyor. Bu büyük bir rakam. Bu nedenle, bu limanları genişletip büyütmemiz şart.” şeklinde sözlerini tamamladı. Jak Eskinazi ayrıca Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) konusuna da değinerek, bu konudaki destek programları hakkında detaylı bilgiler verdi.

Asgari Ücrete Ara Zam Gelecek Mi? - RayHaber
EKONOMİ

Asgari Ücrete Ara Zam Gelecek Mi?

Temmuz ayına haftalar kala milyonlarca çalışanın gözü asgari ücrete yapılabilecek olası ara zamma çevrildi. Hükümetten henüz resmi bir adım gelmezken, artan yaşam maliyetleri nedeniyle ek zam beklentisi büyüyor.

🚆

Türk Para Tenisçiden Tarihi Başarı - RayHaber
Spor

Türk Para Tenisçiden Tarihi Başarı

Milli para tenisçi Ahmet Kaplan, tekerlekli sandalye tenisinin Quad kategorisinde sezonun ikinci Grand Slam turnuvası Roland Garros’ta finale yükselerek Türk tenis tarihinde bir ilke imza attı.

🚆

Uzman Erbaşlar Kamuya Alınacak - RayHaber
GENEL

Uzman Erbaşlar Kamuya Alınacak

AK Parti uzman erbaşlar ve erlerle ilgili Kanun Teklifini Meclis’e sundu. Teklifle 7 yıllık sözleşmesi biten erbaş ve erlere kamuda istihdamın önü açılıyor.

🚆