Brand Week Istanbul 2024, Haliç Kongre Merkezi’nde Başladı

Brand Week Istanbul 2024, Haliç Kongre Merkezi’nde Başladı - RayHaber
Brand Week Istanbul 2024, Haliç Kongre Merkezi’nde Başladı - RayHaber

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 12. Brand Week İstanbul’da “Bir Tarihin Başlangıcı” temasıyla gerçekleşen etkinliğe katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasında “Yeni ve Adil Bir Başlangıç Mümkün” başlığını kullanan İmamoğlu, geleceğe dair önemli mesajlar verdi ve dünya çapında süregelen adaletsizliklerin üzerine düşünülmesi gerektiğini vurguladı.

İmamoğlu’nun “Yeni ve Adil Bir Başlangıç Mümkün” Vurgusu

İmamoğlu, Brand Week İstanbul’a katılan yaratıcı profesyoneller ve fikir liderleri ile buluşarak, siyaset ve toplumsal adalet üzerine düşüncelerini paylaştı. Konuşmasına, her siyasetçinin kendi projelerini ve başarılarını anlatma eğiliminde olduğunu belirterek başlayan İmamoğlu, bu kez odaklanmak istediği konuya farklı bir perspektiften yaklaştı: Ortak geleceğe dair bir değerlendirme yapmak ve ilham kaynağı olacak fikirler paylaşmak. Bu bağlamda “Yeni ve Adil Bir Başlangıç Mümkün” başlığını seçmesinin sebebini, dünyada yaşanan toplumsal, ekonomik ve çevresel sorunların çözülmesinin ancak yeni bir adalet anlayışı ile mümkün olacağına olan inancıyla açıkladı.

Küresel Düzensizlik ve Adaletsizlik

İmamoğlu, konuşmasında küresel ölçekte yaşanan düzensizliklere dikkat çekti. 1990’ların başında Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Batı’nın değerlerinin galip geldiği düşünülse de, aradan geçen yıllarda dünya, öngörülemeyen bir kaosla karşı karşıya kaldı. Demokrasiler, sadece gelişmekte olan ülkelerde değil, Batı’da da büyük zorluklarla mücadele etmeye başladı. Popülizm, milliyetçilik ve otoriter eğilimlerin yükselmesi, dünya genelinde demokratik ilkelerin tehdit altında olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, Batı’nın ekonomik üstünlüğü de sorgulanmaya başladı; Çin ve diğer yükselen ekonomiler, Batı’nın ekonomik hakimiyetinin sona erdiğini kanıtladı.

21. Yüzyılın Zorlukları: Savaşlar, Krizler ve Adaletsizlikler

İmamoğlu, 21. yüzyılın ilk çeyreğinin savaşlar, çatışmalar ve krizlerle dolu olduğuna dikkat çekti. Küreselleşmenin sonu konuşulurken, yerel ve ulusal üretim politikaları tekrar gündeme geldi. Pandemi, Ukrayna krizi ve ticaret savaşları gibi olaylar, küresel işbirliği yerine içe kapanma ve korumacı politikaların güçlenmesine yol açtı. Barış umudu, birçok bölgedeki çatışmalarla birlikte kayboldu. Tüm bu olgular, dünyadaki adaletsizliğin derinleştiğini ve bunun tüm insanlık için tehdit oluşturduğunu gösteriyor.

İki Seçenek: Karanlık Bir Gelecek mi, Umut Dolu Bir Dünya mı?

İmamoğlu’nun konuşmasında en dikkat çeken noktalardan biri, karşı karşıya olduğumuz iki seçenekti: “Parçalanma ve krizlerle şekillenen bir gelecek mi? Yoksa dayanışma, işbirliği ve sürdürülebilirlikle kurabileceğimiz umut dolu bir dünya mı?” dedi. Bugün dünya, derinleşen adaletsizliklerle karşı karşıya. Teknolojik eşitsizlik, iklim adaletsizliği, göç yükünün adaletsiz dağılımı, gelir adaletsizliği ve temsildeki adaletsizlik, toplumsal huzursuzluğun ve küresel karışıklıkların sebepleri arasında yer alıyor. İmamoğlu, bu adaletsizliklerin tersine çevrilmediği takdirde karanlık bir geleceğin kaçınılmaz olacağına işaret etti.

Derinleşen Adaletsizlikler

Teknolojik Adaletsizlik
İmamoğlu, teknolojik adaletsizliğin günümüzün en büyük sorunlarından biri olduğunu vurguladı. Zengin ülkeler teknolojik devrimden büyük kazanç sağlarken, yoksul ülkeler bu devrime ayak uyduramıyor. Dijital ekonomiye geçiş yapamayan bu ülkeler, eğitim ve altyapı eksiklikleri nedeniyle geri kalıyor ve daha fazla eşitsizliğe yol açıyor.

İklim Adaletsizliği
İklim değişikliğinin etkilerinin yoksul ülkelerde daha yoğun hissedildiğini belirten İmamoğlu, iklim krizinin en çok zararı minimal katkı sağlayan ülkelere verdiğine dikkat çekti. Küresel emisyonlar, zengin ülkelerin sorumluluğunda olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkeler bu değişikliklere karşı savunmasız kalıyor.

Göç ve Adaletsizlik
Göç, hem küresel eşitsizliğin bir sonucu hem de sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. İnsanlar, ekonomik zorluklar, siyasi istikrarsızlık ve çevresel felaketlerden kaçarak daha güvenli bölgelere göç etmek zorunda kalıyor. Ancak göç yükü, genellikle adaletsiz bir şekilde dağılıyor. Gelişmiş ülkeler göçmenlere kapılarını kapatırken, yoksul ülkeler kapasitelerinin çok üzerinde mülteciye ev sahipliği yapmak zorunda kalıyor.

Gelir Adaletsizliği
Gelir adaletsizliği, sosyal huzursuzlukların temel sebeplerinden biri. Hem ulusal hem de uluslararası düzeyde gelir uçurumunun büyümesi, toplumsal uyumu tehdit ediyor ve sosyal adaletsizliği derinleştiriyor. Bu adaletsizlik, zengin ülkelerin daha fazla güç kazanmasına yol açarken, yoksul ülkeleri dış şoklara karşı daha savunmasız hale getiriyor.

Temsilde Adaletsizlik ve Demokrasinin Krizi

İmamoğlu, temsildeki adaletsizliğin hem ulusal hem de küresel sistemin büyük yapısal sorunlarından biri olduğunun altını çizdi. Toplumların farklı kesimlerinin karar alma süreçlerinde yeterince temsil edilmemesi, demokrasinin temel değerlerine zarar veriyor. Bir taraftan demokrasi vurgusu yapılırken, diğer taraftan yargı aracılığıyla siyasetin kontrol altına alınması, gerçek demokrasinin önündeki en büyük engellerden biri.

Sonuç: Umut Dolu Bir Gelecek İnşa Etmek

İmamoğlu, tarihi bir dönüm noktasında olduğumuzu belirterek, bu noktada karar verme yetkimizin olduğunu ifade etti. Geleceği şekillendirme fırsatının bizlere ait olduğunu vurgulayan İmamoğlu, karanlık bir geleceği önlemek ve umut dolu bir dünya inşa etmek için birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Bu fırsat, zorlukların büyüklüğü ve küreselliği karşısında yılmadan, kararlılıkla hareket etme fırsatıdır. Geleceği dönüştürmek için tüm topluma çağrıda bulundu.