Tayvanlı yetkililerin bu ay Tayvan’ı Çin kıyılarına yakın Penghu Adaları’na bağlayan hayati su altı iletişim kablosuna zarar verdiği gerekçesiyle Çinli bir kargo gemisinin kaptanını suçlaması, deniz tabanındaki kritik altyapıya yönelik sabotaj eylemlerinin giderek artan bir endişe kaynağı haline geldiğini gözler önüne seriyor. İspatlanması zor olsa da bu tür eylemler, bir düşmanın savunmasındaki zayıf noktaları hedeflemeyi amaçlayan “gri bölge” taktiklerinin tehlikeli bir parçası olarak kabul ediliyor.
Artan Sabotaj Vakaları ve Şüpheli Gemiler
Tayvan Sahil Güvenliği, Şubat ayı sonlarında Togo bayraklı ve Çinli mürettebatı olan Hong Tai 58 adlı kargo gemisini bu suçlamayla alıkoydu. Benzer bir olay Ocak ayında Tayvan’ın kuzeyinde yaşanmış, ancak o vakada suçlunun Hong Kong’a ait bir ticari gemi olduğu belirlenmişti. Tayvan bu yıl şimdiden beş deniz tabanı kablosu hasarı vakası bildirirken, bu sayı 2023 ve 2024 yıllarında üçer olmuştu. Tayvan Sahil Güvenliği, Çin bağlantılı yaklaşık 100 şüpheli geminin kara listesini oluşturarak sorunun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Uluslararası Arenada Endişe ve Suçlamalar
Pekin bu tür iddiaları reddetse de, birçok gözlemci bu tür kötü niyetli eylemlerin Çin’in Tayvan’a yönelik artan zorlayıcı davranışının bir parçası olduğuna inanıyor. ABD Senatörü Jacky Rosen (D-Nev.), Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nde yaptığı bir konuşmada Çin’in “pervasız, zorlayıcı ve saldırgan faaliyetlerini” sert bir dille eleştirerek deniz altı kablolarına yönelik sabotajı “özellikle endişe verici bir taktik” olarak nitelendirdi. Aynı oturumda ABD Deniz Kuvvetleri Hint-Pasifik Komutanlığı (INDOPACOM) Komutanı Amiral Samuel Paparo da özellikle Tayvan çevresindeki deniz altı internet kablolarına yönelik sabotaj girişimlerinin varlığını kabul etti. Tayvan’ın Hong Tai 58’i ele geçirmesinden kısa bir süre sonra basında çıkan haberler, devlete ait Çin Gemi Bilimsel Araştırma Merkezi’nin “dünyanın en güçlü su altı iletişim veya elektrik hatlarını kesebilecek” bir derin deniz cihazının patentini aldığını ortaya koydu. Bu gelişme, Tayvan’ın endişelerini daha da artırıyor.
Büyük Çaplı Bir Çatışmada Kritik Hedef: İletişimin Kesilmesi
Çin’in Tayvan’a karşı büyük çaplı bir askeri harekatta (örneğin deniz ablukası veya tam kapsamlı bir işgal) önceliklerinden birinin adayı izole etmek ve sivil ile askeri iletişimi engellemek olacağı açıkça görülüyor. Deniz altı iletişim kablolarına yönelik sabotaj eylemleri, bu stratejinin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD’den Karşı Önlemler ve Yedeklilik Vurgusu
Amiral Paparo, ABD’li milletvekillerine verdiği ifadede Çin’in kablolara yönelik sabotajına karşı iki temel karşı önlem önerdi. İlk olarak, istihbarat toplama faaliyetleri yoluyla hedefleme zincirine sızmak ve ardından “aksi takdirde bu kabloları kesecekleri yerlerde” askeri güçlerle caydırıcı bir varlık göstermek. İkinci olarak ise dayanıklılık oluşturmak. Bu, bilgi akışının kesintisiz devam etmesini sağlamak için yedekli iletişim ağlarının ve alçak Dünya yörüngesindeki (LEO) çok sayıda uydu takımyıldızının yaygınlaştırılmasını içeriyor.
Teknoloji Şirketleri Yeni Pazardan Umutlu
Bu arada, denizcilik teknolojisi şirketleri su altı altyapısını koruma ve onarma konusunda yeni bir pazarın oluştuğunu hissediyor. Saab Avustralya Genel Müdürü Andy Keough, şirketinin mayın temizleme teknolojileriyle su altı altyapısını savunma konusunda hükümetlere destek sağlama konusunda iyi bir konumda olduğunu belirtiyor. Keough, otonom su altı araçları (AUV’ler) ve deniz tabanı sensörlerinin altyapıyı izleme ve gerçek zamanlı deniz alanı farkındalığı sağlama potansiyeline dikkat çekiyor. Ayrıca, altyapıyı hızlı bir şekilde onarma veya iletişimleri alternatif yollardan yeniden yönlendirme becerisinin geliştirilmesinin de kritik önem taşıdığını vurguluyor. Saab’ın Sabertooth AUV’sinin, bir deniz altı yerleştirme istasyonu yardımıyla denetim ve onarım görevleri için kalıcı bir su altı “sakini” olarak hareket edebileceği belirtiliyor.
Fransız Exail şirketi ise deniz tabanı savaşlarına karşı koymak amacıyla 6.000 metre derinliğe kadar dalabilen ve görev sırasında kendini yeniden programlama yeteneğine sahip bir AUV tasarlamak için Fransız ordusuyla bir sözleşme imzaladı. Thales Avustralya da algılama ekipmanlarıyla bu yeni pazardan pay almayı hedefliyor. Şirketin su altı savaş biriminden Gavin Henry, Thales’in ince hatlı çekili dizisiyle Blue Sentry teknolojisinin potansiyel tehditleri tespit etmede kullanılabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel İşbirliği ve Deniz Alanı Farkındalığı Artırılıyor
Avustralya Stratejik Forum CEO’su Ross Babbage, deniz altındaki altyapıların ciddi bir tehdit altında olduğunu ve bu tehditlere karşı ülke çapında, katmanlı bir yaklaşım gerektiğini savunuyor. Babbage, gemilerdeki otomatik tanımlama sistemleri (AIS) gibi teknolojilerin kullanımının, şüpheli sapmaları tespit etmede önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyor. Avustralya Savunma Bakanlığı sözcüsü ise ordunun deniz altı iletişim kablolarına yönelik tehditleri izlemek ve bunlara yanıt vermek için çeşitli yeteneklere sahip olduğunu ve altyapıyı korumak için siber güvenlik konusunda uzmanlaşmış diğer kurumlarla işbirliği içinde çalıştığını ifade ediyor. Ancak bu bilgilerin büyük bir kısmı gizli tutuluyor.
Tayvan’ın Çin’e yönelik bu son suçlaması, deniz altı iletişim kablolarının güvenliğinin bölgesel güvenlik için ne kadar kritik olduğunu bir kez daha vurguluyor ve bu tür gri bölge taktiklerine karşı uluslararası işbirliği ve gelişmiş deniz alanı farkındalığına duyulan ihtiyacı artırıyor.