Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN projesindeki son gelişmeleri Aviation Week’e yaptığı özel açıklamalarla kamuoyuyla paylaştı. Demiroğlu, projenin kritik bir aşamaya geldiğini belirterek, halihazırda bir prototipi uçan KAAN’da artık odağın P1, P2 ve P3 olarak adlandırılan yeni prototiplerin üretimine yoğunlaştığını müjdeledi. Bu açıklama, Türk savunma sanayii için heyecan verici bir dönemin işaret fişeği olarak değerlendiriliyor.
Operasyonel Kullanım ve Yoğun Test Programı
Genel Müdür Demiroğlu, üretilecek yeni prototiplerin operasyonel hale gelmeleriyle birlikte yoğun bir kullanım döngüsüne gireceğini vurguladı. Bu bağlamda, “Operasyonel hale geldiğinde bu uçaklar yoğun bir şekilde kullanılacak ve yeni prototipler mümkün olduğunca sık, mümkün olduğunca uzun ve mümkün olduğunca yüksekte uçacak,” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz süreçte başarıyla ilk uçuşunu gerçekleştiren prototipin P0 olarak adlandırıldığı hatırlatılırken, Aviation Week’in aktardığına göre bu uçak şu anda montaj süreçlerinin doğrulanması amacıyla ağırlıklı olarak yer testlerinde kullanılıyor. Ancak P0 prototipinin ilerleyen zamanlarda tekrar uçuş testlerine katılması da planlar dahilinde bulunuyor.
P1, P2 ve P3: P0’dan Evrimleşen Yeni Nesil Prototip
Üretilecek olan P1, P2 ve P3 prototiplerinin, ilk uçan prototip P0’ın temel yapısına büyük ölçüde benzeyeceğini belirten Demiroğlu, bu aşamada dikkat çekici bazı dış değişikliklerin olacağının sinyallerini verdi. Bu değişikliklerin en önemlisi, süpersonik uçuş performansını daha da optimize edecek yeni bir hava giriş tasarımı olacak. Röportajda Demiroğlu ayrıca, ağırlık optimizasyonu ve çeşitli görev sistemlerinin entegrasyonu da dahil olmak üzere birçok önemli değişikliğin uçağın “derinliklerinde,” yani iç yapısında gerçekleştirileceğini ifade etti. Projenin bir sonraki aşamasını temsil eden P4, P5 ve P6 prototipleri ise ilk üçlüye kıyasla daha gelişmiş yeteneklere sahip olacak ve önemli ölçüde farklılıklar içerecek.
Sensör Testleri İçin Özel Uçan Laboratuvar
KAAN’ın farklı alt sistemlerinin ve özellikle kritik öneme sahip sensörlerinin kapsamlı testleri için TUSAŞ, Genel Müdür Demiroğlu’nun “Uçuş Test Laboratuvarı” olarak adlandırdığı özel bir platforma sahip. Bu amaçla edinilen Bombardier Global 6000 iş jeti, Aviation Week’in haberine göre 2025 yılının başından itibaren aktif olarak kullanılıyor. Bu özel uçak, KAAN’ın ASELSAN tarafından yerli olarak geliştirilen AESA (Aktif Elektronik Taramalı Dizi) radarının testlerinde kritik bir rol oynuyor. Demiroğlu, Uçuş Test Laboratuvarı’nın TUSAŞ’a radar ve elektronik harp sistemlerinin, iletişim sistemleriyle eş zamanlı etkileşimlerini gerçek uçuş koşullarında test etme imkanı sunduğunu vurguladı. Bu sayede, sistemlerin entegrasyonu ve performansı en doğru şekilde analiz edilebiliyor.
İnsanlı-İnsansız İş Birliği ve Geleceğin Hava Gücü
Demiroğlu’nun aktardığı bilgilere göre, Uçuş Test Laboratuvarı kapsamında TUSAŞ’ın üzerinde yoğunlaştığı bir diğer önemli alan ise insanlı-insansız ekip çalışması (MUM-T) yetenekleri. Geleceğin hava savaş konseptlerinde kritik bir rol oynaması beklenen bu teknoloji sayesinde, KAAN’ın geliştirilmekte olan ANKA-III ve KIZILELMA gibi insansız hava araçlarıyla (İHA) koordineli bir şekilde görev yapması hedefleniyor. Bu vizyonu destekleyen Demiroğlu, “KAAN’ı ön cepheye sürmek istemiyoruz. Gerekli olduğunda orada olacak ancak yanında ANKA-III ve KIZILELMA olacak,” ifadeleriyle bu iş birliğinin stratejik önemini vurguladı. Bu yaklaşım, KAAN’ın riskli görevlerde yalnız kalmaması ve İHA’ların keşif, gözetleme ve hedef tespit gibi yeteneklerinden faydalanılarak etkinliğinin artırılması amacını taşıyor.
Yerli Motor Geliştirme Çalışmalarında Kritik Aşama
KAAN projesinin en kritik unsurlarından biri olan yerli motor geliştirme çalışmaları da tüm hızıyla devam ediyor. Genel Müdür Demiroğlu, KAAN için üretilecek olan yerli motorun ön tasarım incelemesinin bu yılın sonuna kadar tamamlanabileceği müjdesini verdi. Bu önemli kilometre taşının ardından TUSAŞ’ın hedefi, 2029 yılına kadar tamamen yerli motorla donatılmış bir KAAN prototipi üretmek. İlk uçuş denemelerinin ise ilginç bir konfigürasyonla yapılabileceği düşünülüyor: bir tarafında halihazırda kullanılan F110 motoru, diğer tarafında ise geliştirilen yerli motorun bulunduğu bir KAAN prototipiyle ilk test uçuşlarının gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Yerli motor geliştirme çalışmalarındaki temel amaç, halihazırda kullanılan F110 motoruyla aynı güç sınıfında ancak daha yüksek itki seviyelerine ulaşabilecek bir motor üretmek. Bu doğrultuda TRMotor, KAAN için kritik bir bileşen olan yardımcı güç ünitesini (APU) başarıyla geliştirdi. Motorun tasarım ve geliştirme sürecine ise Türkiye’nin önde gelen motor üreticisi TEI (TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş.) öncülük ediyor. Yerli motorun başarıyla geliştirilmesi ve KAAN’a entegre edilmesi, Türkiye’nin savunma sanayiindeki bağımsızlığını önemli ölçüde artıracak stratejik bir adım olarak görülüyor.
Uluslararası Ortaklık Görüşmeleri Devam Ediyor
KAAN projesinin üretim süreciyle ilgili olarak, bazı dost ve müttefik ülkelerden ortaklık talepleri gelmeye devam ediyor. Genel Müdür Demiroğlu bu konuda yaptığı açıklamada, diğer ülkelerle “ileri düzeyde görüşmelerin” sürdüğünü ancak bu ülkelerin farklı öncelikleri veya mevcut mali zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Buna rağmen Demiroğlu, TUSAŞ’ın farklı seviyelerde olası katılımlara açık olduğunu da sözlerine ekleyerek, uluslararası iş birliğine verilen önemi vurguladı. KAAN projesinin uluslararası ortaklıklarla daha da güçlenmesi ve küresel pazarda rekabet avantajı elde etmesi hedefleniyor.