Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda bölgesel dinamiklerin ve akıllı uzmanlaşma stratejilerinin önemini vurguladı. Avrupa Birliği eş finansmanıyla yürütülen “Türkiye’de Akıllı Uzmanlaşma Stratejilerinin Geliştirilmesi ve Uygulanması için Kapasite Artırımı Teknik Destek Projesi”ne ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, bu projenin ülkenin rekabet gücünü artırmada kritik bir rol oynadığını belirtti. Uluslararası Akıllı Uzmanlaşma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin üretim, teknoloji ve Ar-Ge alanındaki yükselişini sürdürülebilir kılmak için atılan adımları detaylandırdı.
Kurumsal Kapasite Artışı ve Pilot Bölgeler
Bakan Kacır, AB eş finansmanıyla yürütülen proje kapsamında düzenlenen eğitim ve staj programları aracılığıyla merkezi ve yerel kurumların kurumsal kapasitesinin önemli ölçüde güçlendirildiğini ifade etti. Bu projenin en somut çıktılarından biri olarak, üç pilot bölgede, bölgeye özgü akıllı uzmanlaşma stratejileri oluşturulduğu bilgisini verdi. Bu stratejilerin diğer bölgeler için de rehber niteliği taşıdığı ve projenin uygulama odaklı bir vizyon sunduğu kaydedildi.
Küresel Rekabette Türkiye’nin Yeri
Konferansın, uluslararası paydaşlar, kamu kurumları, üniversiteler ve özel sektör temsilcileri arasında güçlü bir iş birliği zemini oluşturmayı hedeflediğini belirten Kacır, dünyanın teknolojik ilerlemelerle, derin ekonomik dönüşümlerle ve hızla değişen toplumsal dinamiklerle şekillenen tarihi bir kırılma döneminden geçtiğini vurguladı. Bu yeni çağda rekabet gücünü artırmak isteyen ülkelerin, yerel potansiyellerini değerlendiren, bilgiye dayalı stratejiler geliştiren ve nitelikli insan kaynağına odaklanan kalkınma modellerine yöneldiğini ifade etti.
Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 22 yılda bu yaklaşımın esas alınarak Türkiye’nin küresel üretim üsleri arasına taşındığını belirtti. Türkiye’nin artık Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta, en fazla çeşit ürünü rekabetçi şekilde en fazla ülkeye ihraç edebilen ülke konumuna geldiğini ve küresel tedarik zincirlerinin güvenilir bir halkası olduğunu vurguladı. 22 yıl önce 36 milyar dolar olan yıllık ürün ihracatının, şimdi 265 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeyine ulaştığının altını çizdi.
Ar-Ge ve Teknoloji Odaklı Kalkınma
Sanayi üretiminde yüksek teknolojili sektörlerin öne çıktığını belirten Kacır, etkin Ar-Ge teşvik sistemlerinin bu başarıda önemli bir rol oynadığını ifade etti. Yıllık 1,2 milyar dolardan 16 milyar dolara yükseltilen Ar-Ge harcamalarının 3’te 2’sinin özel sektör firmaları tarafından gerçekleştirildiğini aktardı. Ayrıca, 1.600’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkezinde, 106 teknoparkta faaliyet gösteren 11 bin 500’den fazla mühendis ve teknisyenin yenilikçi çözümler geliştirerek teknoloji odaklı kalkınma vizyonuna güç kattığını söyledi.
Ülkenin üretim ve teknolojideki yükselişini kalıcı ve sürdürülebilir kılmak amacıyla yeni nesil program ve projelerin hayata geçirildiğini dile getiren Bakan Kacır, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile yüksek teknoloji yatırımları için Ar-Ge’den seri üretime, uçtan uca bütüncül bir destek mekanizması kurulduğunu belirtti. Ayrıca, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ile dış ticaret açığının yüzde 85’ini oluşturan 284 ürünün Türkiye’de üretimi için uygun koşullarda finansman sunulduğunu ekledi.
Yeni Teknoloji Yatırımlarında Çekim Merkezi: HIT-30
Bakan Kacır, tarihin en büyük ölçekli teşvik programı olan HIT-30 ile Türkiye’nin yeni teknoloji yatırımlarının çekim merkezi haline getirildiğini ifade etti. Yatırımcılara proje bazlı yatırım teşviklerinin yanı sıra pazar geliştirme destekleri, cazip koşullarda finansman ve uygun yatırım alanları sunulduğunu belirtti. Ülkenin katma değerli ve yüksek teknolojili üretim kapasitesinin yalnızca finansal araçlarla değil, hedef odaklı, etkin ve kapsayıcı bir araştırma altyapısıyla da desteklendiğini vurguladı.
Bu doğrultuda, eklemeli imalattan yerli ilaç ve aşı üretimine, sürdürülebilir tarımdan elektrikli araçlara, yenilenebilir enerjiden döngüsel ekonomiye ve kuantum teknolojilerine kadar pek çok stratejik alanda Ar-Ge platformları oluşturulduğunu dile getirdi.
Bilimsel Araştırmalarda Öncelikler ve Bölgesel Gelişim Modeli
TÜBİTAK tarafından iki yılda bir gerçekleştirilen “Öncelikli Ar-Ge ve Yenilik Konuları” çalışmasıyla bilimsel araştırmalarda destek önceliklerinin ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda güncellendiğini belirten Bakan Kacır, bu atılımların kalıcı ve yüksek etki üretmesinin, refahın ülke sathına adil ve dengeli yayılmasını esas alan kapsayıcı bir kalkınma vizyonuyla mümkün olduğunu ifade etti.
Her ilin ve bölgenin küresel değer zincirleriyle ilişkiler, üretim yapısı, dış ticaret düzeyi, girişimcilik kapasitesi, Ar-Ge ve yenilik performansı ve diğer şehirlerle sosyoekonomik ilişkiler açısından farklılaştığını kabul ederek, her bir şehrin ve bölgenin kendine özgü sosyal yapısını, üretim kapasitesini ve beşeri sermayesini esas alan bir bölgesel gelişim modeli benimsediklerini söyledi.
Akıllı Uzmanlaşma ve Yerel Kalkınma Hamlesi
Kalkınmayı sadece merkezden yönetilen bir süreç olarak değil; yerelin ruhunu ve potansiyelini dikkate alan, akıllı uzmanlaşmayı hedefleyen çok katmanlı bir strateji olarak tasavvur ettiklerini dile getiren Kacır, her bölgenin “her şeyi yapmaya çalışması” yerine, potansiyel ve yetkinlik sahibi olduğu alanlarda derinleşerek kaynakların daha etkin kullanımını esas alan bir yaklaşıma sahip olduklarını belirtti. Bu yaklaşımın temelinde yer alan Yerel Kalkınma Hamlesi vizyonu doğrultusunda, üretim geleneklerini yenilikle, bölgesel potansiyeli teknolojik yetkinlikle buluşturan bir kalkınma modelini adım adım devreye aldıklarını vurguladı.
26 Kalkınma Ajansı ve 4 Bölge Kalkınma İdaresi aracılığıyla, 81 şehrin sahip olduğu ekonomik, sosyal ve kültürel potansiyeli harekete geçirecek projeleri desteklediklerini ifade etti. Yerelin üretim gücünü derinleştirmek, sektörel uzmanlığı pekiştirmek ve bölgesel rekabetçiliği sürdürülebilir kılmak amacıyla bugüne kadar 56 İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulduğunu açıkladı.
Rekabetçi Sektörler Programı ve Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi
Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında, şehirlerin özgün potansiyelini ve stratejik yetkinlik alanlarını dikkate alarak, farklı sektörlerde araştırma, test ve analiz altyapıları oluşturulduğunu belirten Bakan Kacır, her bir bölgenin kendine özgü zenginliklerini kalkınmanın dinamosuna dönüştürmenin anahtarının uzun vadeli, bütüncül ve stratejik bir yaklaşım olduğunu söyledi. Bu anlayışla hazırlanan 2024-2028 Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi ve 26 bölgenin özgün planlarında, bölgelerin orta vadeli gelişme önceliklerini, sunduğu faydayı ve stratejik kabiliyetlerini titizlikle adreslediklerini ifade etti. Bu planlar doğrultusunda, bölgelerin değer zincirindeki konumunu güçlendirmeyi, sahip oldukları potansiyeli harekete geçirerek kalkınmanın ülke geneline dengeli yayılmasını hedeflediklerini dile getirdi.
Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ve Gelecek Vizyonu
Yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacak Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile şehirleri yeni ve nitelikli yatırımlarla buluşturmayı, bölgeler arası dengenin yanı sıra kalkınmanın kapsayıcılığını da güçlendirmeyi amaçladıklarını belirtti. Bölgesel kalkınma hedeflerini yalnızca ulusal düzeydeki stratejilerle değil; uluslararası bilgi birikimi, örnek uygulamalar ve küresel iş birliklerinden beslenen çok yönlü bir kapasiteyle desteklemeye büyük önem verdiklerini ifade etti.
“Türkiye’de Akıllı Uzmanlaşma Stratejilerinin Geliştirilmesi ve Uygulanması için Kapasite Artırımı Teknik Destek Projesi”nin, akıllı uzmanlaşmayı gerçekleştirmeye dönük yalnızca teknik kapasite değil, aynı zamanda uygulama odaklı bir vizyon sunduğunu yineleyen Bakan Kacır, bu proje kapsamında hazırlanan pilot stratejilerin uygulanmasını sağlayacak proje havuzları oluşturma çalışmalarının da devam ettiğini söyledi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, “Küresel rekabette söz sahibi, refah düzeyi yüksek ve dirençli bölgeleriyle, yerel dinamiklerini kullanarak topyekûn kalkınmış bir Türkiye” vizyonuyla bölgesel gelişme stratejisini kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayan Kacır, ülkenin her bölgesinin kendi başarı hikayesini yazmasına vesile olacak adımları atmaya devam edeceklerini ve her bir bölgesi kendi alanında markalaşmış bir Türkiye’yi inşa edeceklerini belirtti.