İsrail ile İran arasında iki gündür devam eden çatışmalar, dünya genelinde büyük bir endişeyle izleniyor. Orta Doğu’da yeniden yükselen savaş çanları, bölgedeki dengeleri alt üst etme potansiyeli taşırken, İsrail’in bu saldırıları başlatmasındaki “gerçek amacı” tartışılmaya başlandı.
Çatışmaların Bilançosu ve Nükleer Sızıntı Alarmı
Gerilimin tırmanmasıyla birlikte İsrail’in başlattığı saldırılara İran füze saldırısıyla karşılık verdi. İsrail’in hava saldırılarında aralarında 20 üst düzey komutanın da bulunduğu 78 İranlı hayatını kaybetti. İran’ın misillemesinde ise ilk bilgilere göre 3 İsrailli yaşamını yitirdi.
Çatışmaların bu denli şiddetli seyretmesi, İran’da nükleer sızıntı alarmı verilmesine yol açtı. Bu durum, Orta Doğu’da büyük çaplı bir savaş ihtimalinin güçlenmesine neden oldu ve küresel çapta bir krize dönüşme potansiyeli taşıdığı endişelerini artırdı.
İsrail’in Amacı: ABD’yi Savaşa Çekmek mi?
Analistler, ABD ile İran arasında bir anlaşma umudunun doğduğu bir dönemde İsrail’in bu saldırıları başlatmasının ardındaki niyeti sorguluyor. Yapılan analizlere göre, İsrail’in temel amacının İran’la kalıcı bir çatışma başlatmak ve bu çatışmaya ABD’yi de dahil etmek olduğu iddia ediliyor.
Alfred Deakin Enstitüsü Ortadoğu Çalışmaları Forumu Direktörü Shahram Akbarzadeh, bu teoriyi destekler nitelikte bir açıklama yaparak, “İsrail, çatışma başladığında ABD’nin güvenlik taahhüdüne güveniyor. Böylece ABD kaçınılmaz şekilde sürüklenecek” dedi. Bu yorum, İsrail’in ABD’nin bölgesel politikalarını kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme çabası içinde olduğu düşüncesini güçlendiriyor.
ABD’nin Pozisyonu ve Trump’ın Açıklaması
ABD yönetimi ise saldırıların İsrail tarafından tek taraflı gerçekleştirildiğini belirterek, bu saldırılara doğrudan dahil olmadıklarını ifade etti. Ancak eski Başkan Donald Trump’ın saldırılardan haberdar olduğunu ve İsrail’e destek verdiğini açıklaması, ABD’nin bu konudaki pozisyonunu karmaşık hale getirdi.
ABD’nin bu çatışmada İsrail’e askeri destek verip vermeyeceği ise belirsizliğini koruyor. Washington’ın bölgedeki gerilimi daha fazla tırmandırmamak adına temkinli bir yaklaşım sergilediği gözlemlenirken, İsrail’in bu hamlesinin ABD’yi ne ölçüde etkileyeceği önümüzdeki günlerde netleşecek.
Ortadoğu’daki bu tırmanan gerilim, bölgedeki siyasi ve askeri dengelerin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyarken, küresel aktörlerin diplomasi ve diyalog yoluyla çözüm bulma çabaları büyük önem taşıyor.