Türkiye, yerli üretimle raylı taşımacılığın geleceğini yeniden yazarken; yeni nesil elektrikli lokomotifler, tren setleri ve çevreci vagonlarla demiryolu lojistiği artık daha güçlü, daha hızlı ve daha sürdürülebilir bir konuma ulaştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın liderliğinde, Türkiye’nin demiryolu sanayisinde yerlileşme ve teknoloji odaklı dönüşüm yolculuğunda kritik bir eşik daha aşıldı.
TÜRASAŞ’tan Tamamen Yerli ve Milli Üretimler
TÜRASAŞ tarafından yerli mühendislik ve iş gücüyle geliştirilen elektrikli lokomotifler, tren setleri, yük ve yangın söndürme vagonları, TCDD Taşımacılık’a teslim edildi. Bu yeni nesil araçlar, hem lojistik taşımacılığı hem de demiryolu altyapısını çağın gereklerine uygun şekilde dönüştürmeyi hedefliyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teslim töreninde yaptığı konuşmada, “Artık ihtiyacımız olan her türlü raylı sistem aracını kendi imkanlarımızla üretebiliyoruz. Bu, sadece bir sanayi başarısı değil; aynı zamanda milli bağımsızlığımızın göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerlileşme hamlesini demiryolu sektörüne taşıdığını gösteriyor.
Türkiye, Raylı Taşımacılıkta Bölgesel Güç Haline Geliyor
TÜRASAŞ’ın Eskişehir, Sakarya ve Sivas’taki üretim tesislerinde geliştirilen araçlar, Türkiye’nin lojistik gücüne doğrudan katkı sunuyor. Bakan Uraloğlu, “Yüksek teknolojiye dayalı, tamamen yerli ve milli bir sanayi ekosistemi inşa ettik. Bu ekosistem yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de dikkatini çeken bir başarı hikayesine dönüştü” dedi.
Demiryolu ağının 13.919 kilometreye ulaştığını vurgulayan Uraloğlu, hızlı tren hatlarının yanı sıra taşımacılıkta kullanılacak E5000 milli elektrikli lokomotiflerin 2027 yılına kadar toplam 95 adet üretileceğini ve büyük bölümünün TCDD Taşımacılık’a hizmet vereceğini açıkladı. Bu sayede, hem yolcu hem de yük taşımacılığında yerli ve milli araçlarla daha etkin bir hizmet sunulması hedefleniyor.
Yerli Lokomotifler, İhracat Potansiyeli Taşıyor
Tamamen yerli bileşenlerle geliştirilen E5000 Lokomotifi; 5 MW gücü, 140 km/s hızı ve TSI sertifikasıyla hem yurt içi hem yurt dışı yük ve yolcu taşımacılığı için büyük bir potansiyel barındırıyor. Cer motorları, cer konvertörleri ve kontrol üniteleri gibi yüksek katma değerli parçalarla üretilen bu araçlar, demiryolu taşımacılığında yerlilik oranını %100’e yaklaştırıyor. Bu durum, Türkiye’nin sadece kendi ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, bu alanda ihracat yapabilme kapasitesini de artıracağını gösteriyor.
Ayrıca, teslim edilen yangın söndürme vagonları ve çevreci akülü manevra araçları da lojistik güvenliği artıran ve karbon emisyonunu azaltan özellikleriyle sektöre değer katıyor. Bu yenilikler, demiryolu taşımacılığının daha güvenli ve çevre dostu hale gelmesine katkıda bulunacak.
Sürdürülebilir ve Çevreci Taşımacılık Vurgusu
Teslim edilen 700T akülü manevra araçları, düşük hızlı manevra işlemlerinde sıfır emisyon özelliğiyle çevreci çözümler sunarken; yangın söndürme vagonları ise yüksek riskli taşımalar için kriz anlarında etkili müdahale kapasitesiyle donatıldı. Bu gelişmeler, Türkiye’nin sürdürülebilir taşımacılık hedeflerine ulaşmasında önemli adımlar olarak değerlendiriliyor.
Bakan Uraloğlu, “Bu araçlar sadece demiryolu sisteminin bir parçası değil, aynı zamanda ülkemizin mühendislik gücünün ve sürdürülebilir sanayi vizyonunun sembolüdür” diyerek Türkiye’nin lojistik ve taşımacılıkta teknolojik bağımsızlığını pekiştirme hedefini bir kez daha vurguladı.