ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “SDG’ye bağımsız devlet kurma borcumuz yok” diyerek Washington’ın Suriye’deki politikasına ilişkin önemli sinyaller verdi. New York’ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Barrack, ABD Kongresi’nin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak adlandırılan örgüte karşı bir sempati duyduğunu kabul etti ancak ABD’nin bu grubun Suriye hükümetine entegre olması için bir yol açmak istediğini vurguladı.
SDG’nin Geleceği ve ABD’nin Bakış Açısı
CNN Türk ve Hürriyet ABD Temsilcisi Yunus Paksoy’un “SDG’nin silahsızlandırılmasına ilişkin” sorusuna cevap veren Barrack, sözleriyle tartışma yarattı: “SDG dediğiniz, YPG’dir. YPG, PKK’nın bir türevidir. Amerikalılar arasında şöyle bir duygu var, ‘SDG ile ortaktık, onlara borçluyuz.’ Asıl mesele şu, biz onlara ne borçluyuz? Onlara, bir devlet içinde bağımsız bir hükümet kurmaya borçlu değiliz. Onlara, makul bir şekilde yeni bir yönetime geçiş sürecinde bir yol sunma borcumuz var.”
Barrack, Suriye’nin gelecekteki yapısının tek ve bütünsel olması gerektiğini savundu: “Ayrı ayrı Dürzi güçleri Dürzi gibi giyinip, Alevi güçleri Alevi gibi giyinip, Kürt güçleri Kürt gibi giyinip böyle devam eden bir yapı olmaz. Tek bir yapı olacak.”
ABD’li diplomat, SDG’nin ABD’den beklentilerine de değindi: “SDG, ABD’nin kendilerine borçlu olduğunu düşünüyor. ABD ise, ‘Evet, size makul davranmak konusunda bir borcumuz var,’ diyor. Ama siz makul olmazsanız, başka bir alternatif gündeme gelir. Özgür Kürdistan olmayacak. Özgür bir SDG devleti de olmayacak. Artık Şam ile anlaşma yapma zamanı. Eğer anlaşamazsanız, sonsuza kadar dadılığınızı yapmayacağız.” Bu sert ifadeler, ABD’nin SDG’ye yönelik politikasında bir değişim sinyali olarak yorumlandı.
ABD, Suriye ve PKK/YPG Arasındaki Görüşmeler
Tom Barrack’ın açıklamaları, geçtiğimiz günlerde Suriye yönetimi ve terör örgütü PKK/YPG güçleri arasında gerçekleşen bir görüşmenin ardından geldi. 9 Temmuz’da gerçekleşen bu önemli toplantıda terör örgütü PKK/YPG’yi temsilen Mazlum Abdi, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Fransa’nın Suriye Özel Temsilcisi Jean-Baptiste Faivre ve ABD’den Tom Barrack yer almıştı.
Toplantı sonunda açıklama yapan Barrack, Suriye’de merkezi hükümet ile terör örgütü PKK/YPG teröristlerini birleştirme konusunda hala anlaşamadıklarını belirtti. Barrack, bu anlaşmazlığın, Suriye’de yeni hükümetin yıllarca süren iç savaş sonrası kontrolünü sağlamlaştırmaya çalışırken sürekli engel teşkil ettiğini vurguladı.
AP’nin haberine göre, PKK/YPG’li teröristler yeni Suriye ordusunda ayrı birim olarak varlığını sürdürme gayreti içerisindeyken, Şam yönetimi ise SDG’nin lağvedilmesinden ve üyelerinin bireysel olarak orduya katılmalarından yana. Barrack, bu durumla ilgili olarak, “Bu iki taraf arasında hala büyük bir sorun” ifadelerini kullandı.
Şam Yönetiminin Tutumu ve ABD’nin Beklentileri
Tom Barrack, henüz istedikleri noktada olmasalar da, Şam yönetiminin SDG’ye seçenekler sunma konusunda “harika bir iş çıkardığını” söyledi ve SDG’ye atfen, “Umarım bu seçenekleri değerlendirecekler. Umarım bunu çabuk yapacaklar. ABD, SDG’nin yeni hükümete saygılı bir şekilde entegre olma fırsatına sahip olduğundan emin olmak istiyor” dedi. Suriye’deki yaklaşık 1300 Amerikan askerini tamamen çekmek için ise “acele etmediklerini” dile getirdi. Bu açıklama, ABD’nin Suriye’deki askeri varlığının geleceğine dair belirsizliği koruduğunu gösteriyor.
Şam’daki son görüşmelerin odak noktası, SDG kontrolündeki bölgelerin Suriye’ye ekonomik ve askeri entegrasyonu oldu. AFP’nin Suriye’nin resmi televizyonu El-İhbariye’ye dayandırdığı habere göre, Suriye hükümetinden bir yetkili, Şam yönetiminin görüşmelerde “Tek Suriye, Tek Ordu, Tek Hükümet” prensibine bağlı kaldığını söyledi. Hükümet yetkilisi ayrıca Suriye’nin bölünmesini ya da federasyonu ilkesel olarak reddettiklerini belirterek, “Suriye ordusu tüm vatan evlatlarını birleştiren ulusal bir yapıdır. SDG’nin Suriyeli savaşçılarının entegrasyonuna da açıktır” dedi. Bu açıklamalar, Şam yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğü ve merkezi otorite konusundaki kararlı duruşunu bir kez daha ortaya koydu.
Tom Barrack’ın bu açıklamaları ve Suriye’de devam eden görüşmeler, bölgedeki dengelerin değişebileceğine işaret ediyor. ABD’nin SDG’ye olan desteğini “borç” olarak görmediği ve Suriye’nin bütünlüğünü savunan bir yaklaşım sergilediği görülüyor. Bu durum, Türkiye’nin terör örgütü PKK/YPG’ye yönelik endişeleri ve Suriye’nin kuzeyindeki güvenlik kaygıları açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Bölgedeki aktörlerin bu yeni dinamiklere nasıl tepki vereceği ise merak konusu olmaya devam ediyor.