Bursa’nın özlemle ve görülmemiş bir sabırla beklediği hızlı tren projesinden gelen son görüntüler, uzun yıllardır süren bir beklentiye yeni bir umut ışığı tuttu. Projenin ana hat bağlantı noktası olan Osmaneli’deki yoğun çalışmalar, kentte büyük bir heyecan dalgası yarattı. Açıkçası, bu görüntülere bakarken duyulan his, sadece somut bir ilerlemenin getirdiği bir sevinçten ibaret değil; aynı zamanda on yıllara yayılan bir hayalin artık gerçeğe dönüşebileceği inancının yeniden canlanmasıydı.
Ancak bu heyecan, projenin sancılı geçmişi göz önüne alındığında kaçınılmaz olarak bir dizi soru işaretini de beraberinde getiriyor. Bursa’nın “tren sevdasının” ilk somut adımı, 23 Aralık 2012’de Balat’ta atılan temel ile atılmıştı. O dönem, projenin adı Bursa-Yenişehir-Osmaneli Yüksek Hızlı Tren Projesi olarak duyurulmuş ve hedef 2016’da raylarda yolculuk olarak açıklanmıştı. O günden bu yana geçen zamanda, Bursalılar bu hayalin peşinden sabırla yürüdü, ancak beklentiler defalarca ertelendi.
Başlangıçtan Bugüne: Bir Dönüşüm ve Belirsizlik Hikayesi
1991 yılında Bandırma-Bursa-Bilecik Demiryolu Projesi olarak duyurulan bu hat, uzun bir süre kâğıt üzerinde kaldı. 2012’deki temel atma töreni, tüm zorluklara rağmen bir başlangıcın işareti olarak görülüyordu. Fakat işler planlandığı gibi gitmedi. İlk olarak tünel inşaatlarında çıkan jeolojik sorunlar, kazı çalışmalarını uzattı ve maliyetleri beklenenin üzerine çıkardı. Öyle ki, ödenekler sadece tünellerde tükendi. Ardından, projenin adı “yüksek hızlı” yerine “yüksek standartlı demiryolu” olarak değiştirildi. Bu, teknik olarak daha düşük hız ve standart anlamına gelse de, projenin devamı için atılmış bir adımdı.
Yol boyunca ortaya çıkan zemin sorunları ise projenin revize edilmesine ve maliyetin daha da artmasına neden oldu. Tüm bu aksaklıklar, kamuoyunda “Bu inşaat bitmez, bu tren gelmez” gibi güçlü bir algının oluşmasına yol açtı. Şarkılara konu olacak kadar uzayan bu bekleyiş, her yeni gecikme haberinde derinleşti.
Yabancı Kredi İle Hız Kazanan Süreç
Projenin en kritik dönüm noktası, dış kredi ile finanse edilmeye başlanması oldu. Gerçekçi olmak gerekirse, bu yabancı finansman, inşaat çalışmalarını gözle görülür bir şekilde hızlandırdı. Tünellerden çıkılan ve üst yapı inşaatlarının başladığı görüntüler, Bursa’nın tren hayalini somutlaştıran ilk adımlar oldu. Ancak tüm bu hızlanmaya rağmen, hızlı trenin şehre ulaşacağı kesin tarih belirsizliğini korumaya devam etti.
Son dönemde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu tarafından 2025 sonu hedefi sık sık dile getirilse de, şantiye programları ve sahadaki gerçeklikler, bu tarihin daha ileri bir zamana kayabileceğini gösterdi. Artık genel kabul gören en gerçekçi takvim, inşaatın 2026 sonunda tamamlanması, 2027 yılında test sürüşlerinin başlaması ve en geç 2027 sonunda yolculu seferlere geçilmesi yönünde.
Umut ve Şüphe Arasında Bir Denge
İşte tüm bu tarihçesi ve zorlukları nedeniyle, hızlı trenin Osmaneli‘deki ana hat bağlantı noktasındaki çalışmaların son görüntüleri bir kez daha heyecan uyandırıyor. Bu görüntüler, projenin artık geri dönülmez bir yolda olduğunu gösteriyor. Ancak yıllardır süren hayal kırıklıkları, bu umudun temkinli bir şüphecilikle birleşmesine neden oluyor. Bursalıların “Geldiğini görmeden inanmayacağız” düşüncesi, bu uzun soluklu projenin yarattığı psikolojiyi en iyi özetleyen cümlelerden biri.
Yıllarca ilgili dostlarla yapılan sohbetlerde “Sence ne zaman biter?” sorusuna “2030’a razıyım” cevabını verenler, bugün projenin önemli bir noktaya geldiğini görüyor. Fakat hala yapılacak çok iş olduğu da ortada. Zaten 2030’a da bir şey kalmadı. Bu trenin ne zaman geleceği sorusu, hala tam bir netlik kazanmasa da, en azından artık bir “gelme” ihtimalinden bahsedebiliyor olmak bile başlı başına bir ilerleme.
