ABD Başkanı Donald Trump’ın uyuşturucu kartellerine karşı yürüttüğü kampanya kapsamında, ülkenin en gelişmiş uçak gemisi USS Gerald R. Ford’u Güney Amerika sularına çekme kararı, küresel güç dengelerinde alışılmadık bir değişime yol açıyor. Bu karar, binlerce denizci ve düzinelerce savaş uçağı taşıyan bu kritik varlığın, İsrail ile Hamas arasındaki kırılgan ateşkesin yeni saldırılarla tehdit edildiği bir dönemde Akdeniz’den ayrılması anlamına geliyor.
Bu hamleyle ABD, Avrupa ve Ortadoğu açıklarında konuşlandırılmış tek bir operasyonel uçak gemisi olmadan oldukça sıra dışı bir konumda olacak. Bu durum, özellikle ABD’nin Kızıldeniz’de Yemen’deki Husi isyancılara karşı II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en yoğun muharebe operasyonlarından bazılarını yürüttüğü göz önüne alındığında daha da belirginleşiyor.
Ortadoğu’da Güç Boşluğu Endişesi
USS Gerald R. Ford’a verilen yeni emir, Trump yönetiminin Batı Yarımküre’ye giderek daha fazla odaklandığını gösteriyor. Hamas saldırısından bu yana Ortadoğu’ya beş uçak gemisi konuşlandırılmıştı; Ford’un çekilmesiyle bölgedeki askeri güç gösterisi azalmış olacak.
Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden (CSIS) emekli Deniz Piyadesi albayı Mark Cancian, ABD’nin 11 uçak gemisinden yalnızca üçünün denizde olduğu bir ortamda Ford’un Güney Amerika’da ne kadar kalabileceğini sorguladı:
“Bu o kadar güçlü ve kıt bir kaynak ki, bir şeyler yapmak veya başka bir yere göndermek için büyük bir baskı olacak. Doğu Akdeniz’de barış görüşmelerinin bozulduğunu veya İran’la bir şeyler yaşandığını hayal edebilirsiniz.”
Ford’un ayrılışı, İsrail ordusunun Hamas ile gerginliğin tırmanmasıyla Salı günü bir dizi saldırı başlattığı ve Gazze’deki şiddetin yeniden alevlendiği bir zamana denk geliyor.
Venezuela Üzerindeki Baskı Artıyor: İşgal Sinyali mi?
Ford’un bölgeye kaydırılması, ABD ordusunun Venezuela yakınlarında giderek artan varlığına büyük katkıda bulunuyor. Bölgede halihazırda sekiz savaş gemisi, F-35B filosu ve süpersonik ağır bombardıman uçakları bulunuyordu. Ford görev grubundaki beş muhrip de bu yığınağa ekleniyor.
ABD ordusunun uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddia edilen gemilere yönelik 13 ölümcül saldırı düzenlemesi, Trump’ın narko-terörizm suçlamalarıyla karşı karşıya olan otoriter Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu devirmeye çalışabileceği korkularını körükledi. Trump, uyuşturucu kartellerini yasadışı savaşçılar olarak ilan ederek, ABD’nin onlarla “silahlı çatışma” içinde olduğunu belirtti.
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise Pazar günü yaptığı açıklamada, Venezuela’da kara saldırılarının “gerçek bir olasılık” olduğunu söyleyerek endişeleri artırdı:
“Ülkemize uyuşturucu dolu gemilerin gelmesini kenarda oturup izlemeyeceğiz… Sanırım operasyonlarımızı karaya da yayacağız.”
Uzmanlar, bölgedeki ABD güçlerinin bir işgal için yeterli olmadığını, ancak Maduro’yu devirmeye yardımcı olabileceğini veya ülkeyi “yıllarca sürebilecek Libya tarzı bir çöküşe” sürükleyebileceğini belirtiyorlar.