İstanbul’a hayat veren su kaynakları kritik bir seviyeye geriledi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından açıklanan güncel verilere göre, kentin su ihtiyacını karşılayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 19,81‘e düşerek son 10 yılın aynı dönemine ait en düşük seviyesini gördü. Bu durum, hem kuraklık tehlikesini hem de su tüketim alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekliliğini acil olarak gündeme getirdi. Toplamda 868 milyon metreküpten fazla su biriktirme hacmine sahip olan barajlardaki mevcut su miktarının, 23 Kasım 2025 itibarıyla yalnızca 171 milyon metreküp seviyesinde kalması, uzmanları acil su tasarrufu çağrısı yapmaya itti.
Tarihi Düşüş: Veriler Kritik Noktayı İşaret Ediyor
İSKİ istatistikleri, barajlardaki su seviyesindeki endişe verici gerilemenin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Son on yılın 23 Kasım tarihindeki doluluk oranları karşılaştırıldığında, bugünkü yüzde 19,81‘lik oran, kaydedilen en düşük değer olarak kayıtlara geçti.
| Yıl | Doluluk Oranı (23 Kasım) |
| 2016 | %34,98 |
| 2017 | %55,41 |
| 2020 | %26,3 |
| 2024 | %27,75 |
| 2025 | %19,81 |
Geçmiş yıllarda bu tarihlerde genellikle yüzde 30’un üzerinde seyreden doluluk oranları (2023’te %23,78, 2024’te %27,75), mevcut tablonun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.
Kazandere ve Pabuçdere Barajları Kurudu
Kente su sağlayan 10 baraj içinde, doluluk oranı en kritik seviyeye inen kaynaklar Kazandere Barajı ve Pabuçdere Barajı oldu. Kazandere Barajı’nda geçen yıl %8,05 olan doluluk oranı, bu yıl %1,7 gibi son derece düşük bir seviyeye geriledi. Pabuçdere Barajı ise geçen yılki %5,69’dan bu yıl %3,61’e düştü.
Diğer büyük barajlarda da kayda değer düşüşler yaşandı:
-
Sazlıdere Barajı: %38,3’ten %19,35’e
-
Terkos Barajı: %35,74’ten %21,97’ye
-
Ömerli Barajı: %25,39’dan %17,34’e
Sadece Elmalı Barajı (%50,05) görece yüksek bir doluluk oranını korurken, kentin en büyük su kaynaklarının alarm verdiği gözlemleniyor.
Uzmanlardan Kritik Değerlendirme: Yüksek Basınç Engeli
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, yaşanan süreci değerlendirerek tehlikenin kaynağına dikkat çekti. Toros, Marmara Bölgesi başta olmak üzere Türkiye’nin güney ve batı kesimlerinin kurak bir dönemden geçtiğini belirtti. Özellikle yüksek basınç sistemlerinin bölgeye yağış getiren sistemleri engellediğini vurguladı.
Prof. Dr. Toros, ekim ayındaki kısa süreli yağışların ardından kasım ayında sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesinin, mevcut su kaynaklarının hızla buharlaşmasına ve tükenmesine yol açtığını ifade etti. Mevsim normallerinin üzerindeki bu sıcak hava dalgası, kaynakları iki yönlü olarak (buharlaşma ve tüketimin artması) olumsuz etkiledi.
Çözüm Önerisi: Kademeli Ücretlendirme ve Tüketim Kısıtlaması
Prof. Dr. Toros, İstanbul’da kişi başı günlük su tüketiminin ortalama 200 litre olduğunu belirterek, bu rakamın sürdürülebilir olmadığını ve acilen tasarruf tedbirlerinin devreye alınması gerektiğini kaydetti. Tasarruf için fiziksel önlemler olarak apartman girişlerine basınç düşürücü takılması ve ekonomik musluk başlıkları kullanılması önerileri öne çıktı.
Uzmanın en radikal önerisi ise, su kullanımında kademeli ücretlendirme sistemine geçilmesi oldu. Buna göre; 100 litreye kadar olan kullanımlarda standart fiyat uygulanırken, bu limitin üzerindeki her kademede artan bir fiyatlandırma sisteminin tasarrufu ciddi oranda teşvik edeceği öngörülüyor. Prof. Dr. Toros, gelecek dönemdeki yağış rejiminin belirsizliğini koruduğunu ve ne kadar yağmur yağarsa yağsın, en etkili ve kalıcı çözümün toplumsal su tasarrufu bilinci olduğunu sözlerine ekledi.