Türkiye ekonomisi uzun süredir çeşitli zorluklarla mücadele ederken, özellikle çek gibi temel ödeme araçlarının güvenliği ve kullanımı, ekonomik istikrarın en önemli göstergelerinden biri haline gelmiştir. Ancak son dönemde yaşanan yüksek faiz politikaları ve finansal belirsizlikler, çeklerin ödemelerinde ciddi aksamalara neden olmaktadır. Bu süreçte, karşılıksız çek tutarlarının hızla artması, hem bireysel hem de kurumsal güveni sarsmakta ve ekonominin temel dinamiklerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Yüksek Faiz Politikalarının Çek Piyasasına Etkisi
Türkiye’de uygulanan yüksek faiz politikası, öncelikle finansal kaynaklara erişimi zorlaştırmış ve kredi faizlerini tavan noktaya taşımıştır. Bu durumda, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler ile esnaf, finansman bulmakta güçlük çekmiş, ödemelerini zamanında yapma noktasında sıkıntılar yaşamaktadır. Bu nedenle, çek kullanımı azalmış ve ödemeler, özellikle ticari ilişkilerde ciddi sorunlar yaşamıştır.
Yüksek faiz ortamı, çeklere olan talebi da azaltmakta ve piyasanın nakit akışını olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, alış-verişlerde kullanılan çek bedellerinde artışlar görülmekle beraber, bu artışlar çoğu zaman karşılıksız çeklerin önünü açan nedenler arasında yer almaktadır. Özellikle, ekonomik daralma ve enflasyonist baskıların yoğun olduğu dönemlerde, çek ödemelerinin yerine getirilme oranı ciddi şekilde düşerken, büyük oranda karşılıksız çek tutarları artış göstermektedir.
Karşılıksız Çekler ve Ekonomiye Yıkıcı Etkileri
2023 yılının ilk 11 ayı verilerine göre, karşılıksız çek tutarları toplamda yaklaşık 225 milyar TL’ye ulaşmıştır. Bu rakam, özellikle ekonomideki daralma ve ticari ilişkilerdeki güvensizlik ile doğrudan ilişkilidir. Bu tutar, sadece bir yıl öncesine kıyasla %49’luk önemli bir artış gösterirken, iki yıl öncesiyle kıyaslandığında ise %355 oranında devasa bir büyüme kaydetmiştir. Bu durum, piyasada finansal istikrarsızlık ve güvensizlik ortamının giderek derinleştiğine işaret etmektedir.
İş dünyası ve esnaf kesiminde, çek ödemelerinde yaşanan bu artışlar, kredi ve finansman akışını ciddi şekilde engellemekte, yeni yatırımların ve istihdamın önünü tıkamaktadır. Bu noktada, çeklerin güvenirliğinin azaldığı, ekonominin temel yapı taşlarından biri olarak görülen ödeme araçlarının değerini yitirdiği açıktır. Ayrıca, karşılıksız çeklerin artmasıyla birlikte, bankaların ve finansal kurumların mali yapısı da olumsuz etkilenmekte, güven endeksi düşmektedir.
İnsan ve Kurumsal Keşidecilerin Durumu
Verilere göre, karşılıksız çek işlemi yapılan keşideci sayısı yaklaşık olarak 31 bin 600 kişiye ulaşmıştır. Bu kişiler adına, toplam 272 bin adet çek karşılıksız sayılmıştır. Bunların büyük bir kısmı, ekonomideki belirsizlik ve finansman zorlukları nedeniyle ödemelerini zamanında gerçekleştiremeyen kişi ve kurumlar olmaktadır. İlginç bir şekilde, bu keşidecilerin toplam ödenmeyen çek tutarları, zamanla ödenmiş olmasına rağmen, piyasadaki olumsuz hava değişmemekte ve çek ödemelerinde ciddi bir yavaşlama devam etmektedir.
Kasım ayı itibarıyla, karşılıksız işlem yapılan çeklerin toplam ibraz edilen toplam çeklere oranı yüzde 3 seviyesine çıkmıştır. Bu oran, piyasalardaki tüketici ve ticari güvenin ciddi anlamda eridiğine ve ödeme sistemlerinin sürdürülebilirliğinin sorgulandığına işaret etmektedir.
İstanbul ve Büyükşehirlerin Öne Çıkan Yüzdelikleri
Coğrafi dağılıma bakıldığında, en yüksek karşılıksız çek tutarları ve bu tutarların yoğunlaştığı illerin başında İstanbul gelmektedir. İstanbul’un yanı sıra, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya gibi ekonomik açıdan önemli şehirlerde de ödenmeyen çek tutarları ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bu duruma paralel olarak, bu şehirlerde ekonomik durgunluk ve finansal zorluklar, sektörler arasında derinleşmiş ve piyasa güvenliği sarsılmıştır.
Öte yandan, çek adedi açısından toplamda %11 oranında azalma yaşanırken, enflasyonun etkisiyle toplam parasal değerler, yaklaşık %28 oranında artış göstermiştir. Bu da, piyasalarda yüksek enflasyonun ve maliyet artışlarının, ödemelerde gecikmelere ve karşılıksız çeklere neden olduğunu ortaya koymaktadır. Toplamda, yaklaşık 8.6 trilyon TL tutarında çek, bankaların ve finansal kurumların işlem merkezlerinden geçmektedir, bu da piyasadaki bankacılık faaliyetlerinin yoğun ve kırılgan yapısını gözler önüne sermektedir.
Son olarak, ekonomik kriz ve finansal belirsizlik ortamında, çeklerin güvenli ve ödeme aracı olarak kullanılabilirliği her geçen gün azalmaktadır. Bu durum, piyasa aktörlerinin, hem bireysel hem de kurumsal anlamda, ödeme alışkanlıklarını ve finansal planlamalarını yeniden gözden geçirmelerine neden olmaktadır. Dolayısıyla, çek sistemi üzerindeki bu olumsuz tablo, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme ve istikrar adına acil çözüm ve reformlara ihtiyacını net bir biçimde göstermektedir.