Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), kimliği belirlenemeyen güvenlik kameralarından alınan görüntülerde, bir Rus denizaltısına karşı gerçekleştirilen ilk su altı saldırısının detaylarını açıkladı. Bu saldırı, insansız hava araçları kullanılarak gerçekleştirildi ve kamuoyuna ilk defa bu yöntemle ilgili bilgiler sunulmuş oldu.
15 Aralık’ta SBU, resmi web sitesinde yayınladığı bir videoyla, Novorossiysk Rus deniz üssünde konuşlu Kilo sınıfı denizaltıya ait bir bölümün, kullanılmış olan Sub Sea Baby insansız deniz aracıyla vurulduğunu gösterdi. Görüntülerde büyük bir patlama ve denizaltının hasar almış bölümleri net bir şekilde görülüyor. Ancak, bu bilgilerin bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanması henüz mümkün değil.
Görüntüler, Rus denizaltısının kıç kısmında oluşan büyük patlamayı ortaya koyuyor ve bu patlamanın muhtemelen denizaltının önemli bileşenlerine ciddi hasar verdiği tahmin ediliyor. SBU tarafından yapılan açıklamada, “İlk kez ‘Sub Sea Baby’ insansız su altı araçları kullanılarak, Rus denizaltısı 636.3 sınıfı (NATO Kilo sınıfı) platformu etkili bir şekilde vuruldu. Patlama neticesinde kritik bileşenler ciddi zarar gördü ve kullanılamaz hale geldi” ifadesi yer aldı.
Ortak açıklamada, encrypted yapılan Sea Baby insansız deniz araçlarının, Sevastopol Körfezi’ndeki Rus gemilerini uzaklaştırma amacıyla operasyonlara katıldığı belirtildi. Bu gelişmeler nedeniyle, Rus denizaltısının Novorossiysk limanında yüzmek zorunda kaldığı kaydedildi. Buna karşın, Rusya Savunma Bakanlığı saldırının başarısız olduğunu ve limandaki tüm gemilerin sağ salim olduğunu iddia ediyor.
Çekilen görüntülerin limanın çevresindeki güvenlik kameralarını andırması, Ukrayna ordusunun büyük ihtimalle deniz üssündeki Rus hareketlerini gözetlemeyi başardığını gösteriyor. Ayrıca, Sub Sea Baby adını taşıyan bu su altı drone’unun fonksiyonları ve çalışma prensipleri hakkında çok az bilgi bulunuyor. Anlaşılan, bu sistem Ukrayna’nın özel üretimi ve herhangi bir kamu kaydında detayları paylaşılmamış.
Bir güvenlik kaynağı, deniz uçağının son derece sınırlı erişime sahip, gizli projelerin ürünlerinden olduğunu ve operasyon öncesinde pek çok kişinin haberi olmadığını belirtti. Ayrıca, drone’un bir tür otonom torpido gibi hareket ettiği ve eğer doğruysa, hedefe ulaşana kadar ara noktaları kullanarak kendi kendine yönlendiği düşünülüyor. Uzmanlar, bu drone’un, denizaltı kalemlerine hatlar boyunca ilerleyip, hedefe ulaşmakta kullanılabilecek gelişmiş bir sistem olduğunu söylüyorlar.