Nature Astronomy dergisinde yayımlanan yeni araştırma, iki farklı nova olayının ilk günlerine ait yüksek çözünürlüklü görüntüleri sunarak, yıldız patlamalarının karmaşık doğasını ortaya koyuyor. Bu yeni veriler, patlamaların yalnızca tek yönlü ve basit maddenin dışarı atılımı değil; aksine çok katmanlı ve dinamik süreçler içerdiğine işaret ediyor. Kaliforniya’daki Yüksek Açısal Çözünürlüklü Astronomi Merkezi (CHARA) tarafından gerçekleştirilen interferometrik gözlemler sayesinde elde edilen detaylı görüntüler, gökbilimcilere olayların daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.
Bu teknoloji, farklı teleskopların birleşik ışığını kullanarak >üç futbol sahası büyüklüğündeki alanda yüksek çözünürlük elde etmeyi< mümkün kılıyor ve böylece olayları adeta canlı olarak gözlemleme imkanı sunuyor. Araştırmanın liderlerinden Elias Aydi, “Artık bu patlamaları hareketli bir video gibi analiz edebiliyoruz. Daha önce tek bir parlak nokta olarak gördüğümüz olaylar, şimdi çok daha karmaşık ve hareketli bir tabloyla karşımıza çıkıyor,” diyerek çalışmaların önemine vurgu yaptı.
Gözlemler, önemli teknolojik gelişmeler sayesinde gerçekleşti. Wisconsin Üniversitesi’nin geliştirdiği optik sistemler, gökbilimcilere %30 oranında daha yüksek çözünürlük imkanı sağlayarak olaylara dair detayların ortaya çıkmasını sağladı. 2021 yılında gerçekleşen iki nova patlamasının ilk anlarının detaylı şekilde kaydedilmesi, gökbilimcilerin farklı tipteki patlamaları doğrudan karşılaştırmasına imkan tanıdı.
Nova V1674 Herculis, tarihin en hızlı gelişen nova olaylarından biri olarak biliniyor. Yüksek çözünürlüğü sayesinde, birkaç gün içinde hızla artıp ardından sönmüş olan parlaklığın, yüzeyler arasında gerçekleşen karmaşık akışlar ve çarpışmalar nedeniyle çok daha karmaşık bir görüntü sunduğu ortaya çıktı. Gaz akımlarının birbirine dik yönlerde fırlaması, olayların sadece tek bir madde atımından ibaret olmadığını gösteriyor. Aynı zamanda, NASA’nın Fermi Gamma Işını Uzay Teleskobu’nun yüksek enerjili gama ışını patlamalarını kaydetmesi, yüksek hızda oluşan yüksek şokların varlığını kanıtladı.
İkinci gözlemler arasında yer alan Nova V1405 Cassiopeiae ise beklenmedik biçimde yavaş ve uzun süren bir gelişim gösterdi. Yıldızın dış katmanlarının hızla açığa çıkması beklenirken, yapılan gözlemler bu bölgenin yaklaşık 50 gün boyunca durağan kaldığını ortaya koydu. Bu, geleneksel nova davranış kalıplarına ters düşen bir durumdu. Ancak, uzun süre sonra madde ani ve kuvvetli biçimde uzaya fırladı ve yüksek enerjili gama ışınları üretilmeye başlandı. Bu gözlemler, nova patlamalarının yalnızca klasik kurallara uygun olmadığını, çok çeşitli dinamik ve karmaşık mekanizmalar içerdiğini gösteriyor.
Bu yeni bulgular, maddenin uzun süre tutulup, sonra ani patlamalarla dışarı atılabildiğini ilk kez doğrudan gözlemlerle ortaya koydu. Gökbilimciler, bu çalışmaların, nova olaylarının farklılıklarını anlamada önemli bir adım olduğunu belirtiyorlar. Laura Chomiuk adlı araştırmacı, “Yüksek fizik koşulları altında gerçekleşen bu doğa olayları, adeta laboratuvar görevi görüyor. Maddenin hareketleri ve hızlanmaları hakkında daha fazla bilgi edinmek, nükleer reaksiyonların ve yüksek enerjili ışınımların mekanizmasını anlamamıza yardımcı olacak,” diye ekliyor.