Güney Çin Denizi’nde Çin ile yaşanan deniz anlaşmazlıkları, bölge ülkelerini savunma kapasitelerini hızla artırmaya zorluyor. Bu süreçte Hindistan; gelişmiş füze satışları, güvenlik işbirliği protokolleri ve askeri eğitim programlarıyla Güneydoğu Asya ülkeleriyle bağlarını hiç olmadığı kadar sıkılaştırıyor. Analistler, Yeni Delhi’nin Endonezya, Filipinler ve Vietnam gibi ülkelerle kurduğu bu derin temasın, Hint-Pasifik’teki büyüyen stratejik rolünün en somut göstergesi olduğunu vurguluyor.
BrahMos Füzeleri ve Caydırıcılık
Hindistan’ın bölgedeki savunma satışlarının merkezinde, Rusya ile ortak geliştirilen BrahMos süpersonik seyir füzesi yer alıyor. Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh’in geçtiğimiz ay Endonezyalı mevkidaşı ile yaptığı görüşme, Jakarta’yı bu güçlü sistemi alan ikinci ülke yapma yolunda kritik bir adım oldu. Daha önce Filipinler ile imzalanan 375 milyon dolarlık kıyı konuşlu gemisavar füze anlaşması, Manila’nın Çin ile yaşadığı çatışmalara karşı deniz savunmasını güçlendirmesini sağladı.
İlginç bir nokta ise Rusya’nın bu işbirliğindeki yeridir. BrahMos Rus teknolojisiyle geliştirilmiş olsa da, Ukrayna savaşı sonrası yaptırımlar nedeniyle bölge ülkeleri doğrudan Moskova ile çalışmaktan kaçınıyor. Bu durum Hindistan’ı, yaptırım riskine girmeden ileri teknolojiye erişmek isteyen ülkeler için “güvenli bir liman” haline getiriyor.
“Kafes Stratejisi” ve ABD Ortaklığı
Hindistan’ın bu yükselişi, ABD’nin bölgedeki stratejileriyle de büyük ölçüde örtüşüyor. Ekim ayında ABD ve Hindistan arasında imzalanan 10 yıllık savunma anlaşması, bölgesel istikrar için bir mihenk taşı olarak kabul ediliyor. Analist Ivan Lidarev’in “kafes stratejisi” olarak adlandırdığı bu durum, Hint-Pasifik’te birbirine bağlı bir savunma ve ekonomi ağı oluşturarak Çin’i dengelemeyi amaçlıyor. ABD, bölgesel güvenlik yükünü paylaşmak adına Hindistan’ın bu ülkelerle kurduğu bağları destekliyor.
Bağımsız Seçenek ve Koşulsuz Ortaklık
Ancak Hindistan’ın başarısı sadece Washington’un teşviğine bağlı değil. Güneydoğu Asya ülkeleri, tek bir süper güce (ABD) bağımlı kalmak istemiyor ve seçeneklerini çeşitlendirmeye çalışıyor. Hindistan; Vietnam, Singapur ve Tayland gibi ülkelerin birliklerini eğiterek ve ortak tatbikatlar düzenleyerek bu ihtiyaca yanıt veriyor.
Uzman Chintamani Mahapatra’ya göre Hindistan’ın en büyük avantajı, silah satışlarını herhangi bir siyasi veya maddi koşula bağlamamasıdır. Büyük güçlerin aksine Yeni Delhi, pragmatik ve “kazan-kazan” odaklı bir yaklaşım sergiliyor. Filipinler Genelkurmay Başkanı Brawner’ın da belirttiği gibi, Hindistan’ın sunduğu “uygun fiyat ve yüksek kalite” kombinasyonu, bölge başkentleri için oldukça cazip.
Geleceğin Savunma Mimarisi
Hindistan, savunma ihracatçısı olma hedefiyle ilerlerken, Güneydoğu Asya ülkeleri de Çin’in artan baskısına karşı dayanıklılıklarını artırıyor. Bu stratejik ortaklık, sadece bir silah ticareti değil; aynı zamanda jeostratejik belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde, bölge ülkelerinin kendi kaderlerini tayin etme çabasının bir yansımasıdır. Hindistan’ın bu bölgedeki derinleşen varlığı, Hint-Pasifik’in gelecekteki güvenlik mimarisinde belirleyici bir unsur olmaya devam edecektir.