Makine ve Kimya Endüstrisi, ülkemizin güvenliği ve sürdürülebilir kalkınması adına önemli bir rol üstleniyor. Kamu kurumlarından temin edilen hurda materyaller, uzman ekiplerin kontrolü altında biçimlendirilerek tekrar kullanılabilir hale getiriliyor. Kırıkkale, İzmir-Aliağa ve Kocaeli-Seymen’de faaliyet gösteren üç büyük tesis, bu alanda ülkenin lider geri dönüşüm merkezleri konumunda.
Her yıl yaklaşık 300 bin ton hurda malzeme, piyasaya ve kamu kuruluşlarına tedarik edilerek, hem endüstriyel ihtiyacı karşılıyor hem de ekonomiye katma değer sağlıyor. Hurda, kimyasal ve fiziksel özelliklerine göre titizlikle ayrıştırıldıktan sonra, yüksek sıcaklıkta işleme tabi tutuluyor ve çeşitli fabrikalarda yeniden güç haline getiriliyor. Bu süreçte üniversal Çelik ve Pirinç fabrikalarımız, hurdaların enerji verimliliği ile şekillendirilmesini sağlıyor.
Elektrikli ark fırınları kullanılarak ergitilen hurdalar, 1250 derece sıcaklıkta işlem görecek şekilde hazırlanmakta ve 3 bin tonluk preslerde şekillendiriliyor. Bu süreçten çıkan yüksek kaliteli çelikler, silah sistemleri, mühimmat ve savunma teknolojilerinde kullanılacak şekilde çeşitli boyutlarda üretim imkanına sahip.
Stratejik Madde Bağımsızlığı İçin Güçleniyoruz
Çevre mevzuatıyla uyumlu ve modern tesislerde gerçekleştirilen geri dönüşüm, hem ekonomiye katkı sağlıyor hem de ülkemizin savunma sanayii ihtiyaçlarına çözüm üretiyor. Geri kazanılan hurdalar, maliyetleri azaltmak ve döngüsel üretim yapısını güçlendirmek adına kritik öneme sahip. Ayrıca, elde edilen gelirler, AR-GE yatırımlarını ve yeni nesil savunma projelerini destekliyor.
Geri dönüşüm sayesinde, yalnızca savunma alanında değil, çevre ve sürdürülebilirlik hedeflerinde de ilerleme kaydediliyor. Bu sayede enerji tasarrufu sağlanırken, karbon emisyonları önemli ölçüde azaltılıyor. 1 ton metalin yeniden kazanımı, doğada yaklaşık 1.8 ton karbondioksit salımını engelliyor ve ortamın korunmasına katkı sağlıyor.
Gelecek nesillere daha güçlü bir savunma altyapısı bırakma hedefiyle, tehlikeli atıkların güvenli yönetimi sağlanıyor ve ekosistem koruma çabalarına destek olunuyor. Bu alanda atılan adımlar sayesinde, dışa bağımlılığın sona erdiği ve yerli üretimin güçlendiği bir döneme adım atılmış oluyor.