ABD Donanması, kara ve deniz unsurlarını etkili şekilde hedef alabilen ve radar emisyonlarını öne çıkaran yeni bir anti-radyasyon füzesinin prototip gösterim sürecine odaklanıyor. AESM adıyla anılan bu sistem, mevcut tedarik zincirindeki AGM-88G AARGM-ER ile benzerlikler taşımasına rağmen iki önemli farkla öne çıkıyor: AESM, hem hava hem de yer hedeflerini tek bir füze ile angaje edebilmelidir. Böylece AEW&C uçaklarının yanı sıra kara üzerinden konuşlanan hava savunma düzeneklerine karşı da tek bir füze ile baskı kurmayı amaçlıyor.
Naval Air Systems Command (NAVAIR), AESM için yürütülen bir sözleşme duyurusu yayımladı ve ABD Donanması’na bağlı olan mevcut anti-radyasyon sistemlerinden daha uzun menzilli veya kritik alt sistemleri hedefleyen çözümler arandığını belirtti. Projeye göre All Up Round (AUR) olarak adlandırılan AESM’nin, F/A-18E/F Super Hornet, EA-18G Growler ve F-35 gibi platformlardan ateşlenebilmesi şart koşuluyor. Ayrıca bu füzenin, düşman hava savunmalarını etkisizleştirmek için ihtilaflı bölgelerde baskı kurma kabiliyetine sahip olması hedefleniyor.
The War Zone’un haberine göre, AESM’nin mevcut mühimmat envanterine benzer veya daha gelişmiş yetenekler sunması bekleniyor. Özellikle genişletilmiş menzil, gelişmiş hedefleme kabiliyeti ve mevcut/gelecek platformlarla entegrasyon yetenekleriyle öne çıkacağı düşünülüyor. ECCM (Electronic Counter-CounterMeasures) bakış açısıyla da düşmanın çevirici tedbirlerine karşı güçlü koruma ve anti-ARM tekniklerine karşı dayanıklılık arzu ediliyor. Bu çerçevede, füzenin görüş ötesi mesafelerden hedefleri vurabilmesi ve geniş frekans kapsamalı bir arayıcı başlıkla modern radar sistemlerini hedefleyebilmesi önemli kriterler olarak belirtiliyor. Ayrıca GPS/INS tabanlı anti-jamming güdüm sistemi ve hassas hedefleme yeteneğinin entegrasyonu da vurgulanıyor.
ABD Donanması ve ABD Hava Kuvvetleri geçmişte anti-radyasyon ve hava-hava kabiliyetlerini bir araya getirmeyi amaçlayan programlar yürütmüş; 2000’li yılların ortasında JDRADM ve sonrasında NGM, T-3 ve LREW gibi projeler bu alanda yürütülmüş süreçler olarak kayda geçmiştir. Bu çerçevede, AESM’in gelişimi ve entegrasyonu, mevcut projelerin ilerleyişiyle paralel olarak değerlendiriliyor.