İstanbul, ulaştırma ve lojistik dünyası için tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 2. Ulaştırma Bakanları Konferansı, tam 40 yıllık bir aradan sonra Türkiye’nin dönem başkanlığında toplandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirve, ulaştırmanın sadece ticaret değil, aynı zamanda insani dayanışma ve bölgesel istikrarın temel taşı olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Bakan Uraloğlu’nun kapsamlı konuşması, Türkiye’nin son 23 yıldaki 355 milyar dolarlık devasa yatırım hamlesinden Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi küresel projelere, Filistin’deki insani dramdan teşkilat bünyesinde kurulması planlanan yeni uzmanlık kuruluşlarına kadar çok geniş bir perspektifi kapsadı.
40 Yıllık Dönüşüm ve Stratejik İş Birliği
Zirvenin en dikkat çekici noktalarından biri, ulaştırma bakanları düzeyindeki son toplantının üzerinden yaklaşık kırk yıl geçmiş olmasıydı. Bakan Uraloğlu, bu süre zarfında dünya ekonomisinin, üretim merkezlerinin ve teknolojinin köklü bir değişim geçirdiğini vurgulayarak, iş birliğinin artık “stratejik” bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Bu iş birliğinin manevi temellerine de değinen Uraloğlu, Kur’an-ı Kerim’in Al-i İmran Suresi’nde yer alan “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” ayetine atıfta bulunarak, İstanbul’daki istişarelerin bu birlik anlayışının kurumsal bir yansıması olduğunu dile getirdi.
Ulaştırmanın İnsani Boyutu: Filistin ve Bölgesel İstikrar
Ulaştırma projeleri genellikle ekonomik verilerle anılsa da, Bakan Uraloğlu konuşmasında bu sektörün insani vicdan boyutuna güçlü bir vurgu yaptı. Özellikle Filistin’de yaşanan derin acıların ulaştırma ve lojistik altyapısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
“Ulaştırma ve lojistik alanındaki iş birliğimiz, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine hızlı, güvenli ve kesintisiz şekilde ulaştırılması bakımından hayati bir rol üstlenmektedir.”
Bakan, ulaştırmayı krizlere karşı “topyekûn direncin temel dayanağı” olarak tanımlayarak, İslam dünyasının bu alanda müşterek bir duruş sergilemesinin önemini hatırlattı.
“Yol Medeniyettir”: Türkiye’nin Ulaştırma Vizyonu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yol medeniyettir” şiarıyla şekillenen ulaştırma politikaları, Türkiye’yi küresel bir lojistik merkez haline getirdi. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin sadece bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda uluslararası diplomaside kriz çözme kabiliyetine sahip “jeostratejik bir güven adası” olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin 23 Yıllık Yatırım Karnesi
Uraloğlu’nun paylaştığı veriler, Türkiye’nin ulaştırma alanında katettiği mesafeyi gözler önüne serdi:
-
Toplam Yatırım: 355 Milyar ABD Doları.
-
Karayolu: Bölünmüş yol ağı 6 bin 101 km’den 30 bin km’nin üzerine çıkarıldı.
-
Demiryolu: Ağ 14 bin km’ye yükseltilirken, 2 bin 251 km hızlı tren hattı inşa edildi.
-
Havayolu: Aktif havalimanı sayısı 26’dan 58’e, uçuş noktası 133 ülkede 356’ya ulaştı.
-
Denizcilik: Türk Deniz Ticaret Filosu dünya sıralamasında ilk 10 hedefiyle sınıf atladı.
Küresel Koridorlarda Yeni Alternatifler: Orta Koridor ve Kalkınma Yolu
Küresel ticarette yaşanan darboğazlar, ulaştırma ağlarında çeşitliliği bir tercih olmaktan çıkarıp zorunluluk haline getirdi. Bakan Uraloğlu, bu noktada Türkiye’nin lokomotifi olduğu projelerin kritik önemine değindi.
Orta Koridor: Asya ve Avrupa arasındaki en kısa, güvenli ve ekonomik güzergâh. Kalkınma Yolu Projesi: Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayarak Doğu-Batı ve Kuzey-Güney aksında yeni bir soluk getirecek olan dev proje.
Ayrıca Afrika kıtası ile yürütülen somut çalışmalara değinen Bakan, Dakar-Port Sudan Demiryolu gibi projelere teknik destek vermeye hazır olduklarını ve Fildişi Sahili ile imzalanacak yeni mutabakat zaptını müjdeledi.
“Kara Ulaştırma Merkezi” ve Kurumsal İcraat Dönemi
Bakan Uraloğlu, İİT bünyesinde 1987’den beri eksikliği hissedilen bir yapının hayata geçirilmesi için tarihi bir öneride bulundu: “Kara Ulaştırma Merkezi”.
Bu merkezin, kara taşımacılığındaki stratejik rolü yönetecek bir uzmanlık kuruluşu olması planlanıyor. Uraloğlu, teşkilatın kurumsal itibarının kabul edilen metinlerle değil, sınırda ve lojistikte vatandaşın hayatına dokunan uygulamalarla ölçüleceğini hatırlattı.
Bakan Uraloğlu’ndan “Sonuç Odaklı” Mesajlar:
-
Daha Fazla Uygulama: Deklarasyonlardan etkiye, temenniden icraata geçiş.
-
Dijitalleşme: Sınır geçişlerinin kolaylaştırılması ve gümrük süreçlerinin uyumlaştırılması.
-
Denize Kıyısı Olmayan Ülkeler: Kuru limanlar ve lojistik merkezlerle bu ülkelerin küresel ticarete entegrasyonu.
Geleceğe Yön Veren Bir İş Birliği Kalesi
İstanbul’da düzenlenen bu konferans, İslam dünyasının sadece ekonomik refah için değil, aynı zamanda küresel istikrar ve adalet için ulaştırmayı nasıl bir kaldıraç olarak kullanabileceğini gösterdi. Bakan Abdulkadir Uraloğlu’nun çizdiği vizyon, Türkiye’nin liderliğinde “jeopolitik konumun” ötesine geçerek “küresel bir güven aktörü” olma hedefini pekiştirdi.
Uraloğlu’nun kapanış cümlelerinde vurguladığı gibi, İİT artık sadece söz üreten bir platform değil; krizlerde ön safta duran, sahada somut karşılıklar doğuran ve geleceğin ulaştırma mimarisini inşa eden güçlü bir “iş birliği kalesi” olma yolunda ilerliyor. 2028 yılında düzenlenecek olan Üçüncü İİT Ulaştırma Bakanları Konferansı’na kadar atılacak adımlar, bu tarihi zirvenin başarısını tescilleyecektir.