Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan “Kentte Çocuk Olmak: Türkiye’de Parklar, Politikalar ve Uluslararası Deneyimler” başlıklı rapor, yerel yönetimlerin çocuk haklarına bakış açısını somut verilerle ortaya koydu. Yapılan çok boyutlu analizler sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocuk politikalarını stratejik planlama süreçlerine en güçlü entegre eden ikinci büyükşehir olarak Türkiye genelinde bir model haline geldi.
Stratejik Planlamada Çocuk Odaklılık
Araştırma kapsamında belediyelerin 2025–2029 Stratejik Planları; ölçülebilir hedefler, kapsayıcılık, mekânsal yaklaşım ve yenilikçi uygulamalar üzerinden incelendi. İzmir, bu kriterlerin tamamında sergilediği yüksek performansla İstanbul’un ardından ikinci sırada yer alırken; Mersin, Diyarbakır ve Muğla gibi kentleri geride bıraktı. İzmir’i bu noktaya taşıyan temel unsur, çocukları sadece “korunması gereken bir grup” değil, kent hakkının aktif birer öznesi olarak tanımlaması oldu.
Başkan Tugay: “Çocuklar Geleceğin Eşit Hak Sahibi Yurttaşlarıdır”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bu başarının bir tesadüf olmadığını, belediyecilik felsefelerinin merkezinde çocuk haklarının yer aldığını vurguluyor. Tugay’a göre bir kentin adil olup olmadığının en temel ölçütü, çocuklara sunduğu yaşam olanaklarıdır. Başkan Tugay, “Çocukların oyun hakkı ve karar süreçlerine katılımı bizim için bir tercih değil, temel bir yükümlülüktür. Stratejik planımızla bu hakları kalıcı kamu politikalarına dönüştürüyoruz,” sözleriyle İzmir’in vizyonunu özetliyor.
Bütüncül Politika ve Kurumsal Yaklaşım
İzmir’i benzerlerinden ayıran en net fark, çocuk politikalarının sadece bağımsız projelerden ibaret olmamasıdır. Birçok büyükşehirde çocuk çalışmaları tematik programlarla sınırlı kalırken, İzmir’de bu konu; kentsel adalet, güvenli altyapı ve katılımcı demokrasiyle harmanlanmış durumda. Bu yaklaşım, çocuk odaklılığını bir “vitrin süsü” olmaktan çıkarıp, yatay ve sürdürülebilir bir yönetim ilkesine dönüştürüyor.
Sahadaki Yansımalar: İzmir Çocuk Meclisi ve Dijital Güvenlik
İzmir’de çocuklar sadece hizmet alan değil, söz sahibi olan tarafta yer alıyor. 9–14 yaş arası 199 çocuğun katılımıyla kurulan İzmir Çocuk Meclisi, çocukların kentsel yönetimde aktif rol almasını sağlıyor. Ayrıca, modern çağın risklerine karşı geliştirilen “Dijital Güvenlik ve Medya Okuryazarlığı Projesi” ile kentin dijital risk haritası çıkarılarak akademik tabanlı çözümler üretiliyor.
Sosyal Mekanlar ve Eğitim Desteği
Belediyenin çalışmaları kentin her köşesine yayılmış durumda. 18 ilçede 152 noktada park ve oyun alanları modernize edilirken; Buca’dan Menemen’e kadar uzanan dokuz farklı merkezde eğitim, spor ve sanat kursları veriliyor. “Güzel İzmir Hareketi” ile okul çevreleri güvenli hale getiriliyor ve Şato binası gibi prestijli mekanlar kamusal kullanıma, dolayısıyla çocukların sosyal yaşamına dahil ediliyor.
Sonuç olarak İzmir; kırtasiye desteğinden yapay zekâ destekli matematik projelerine, yeni park alanlarından “Geleceğin Atölyeleri”ne kadar uzanan geniş yelpazesiyle çocuk dostu kent anlayışında Türkiye için yol gösterici, kurumsallaşmış bir model sunuyor.