Türkiye, demir yolu taşımacılığında gerçekleştirdiği stratejik hamlelerle son 17 yılda dünya devleri arasında kendine yer buldu. 2026 yılı başı itibarıyla Avrupa’nın 6’ncı, dünyanın ise 8’inci büyük yüksek hızlı tren işletmecisi konumuna gelen ülkemiz, ulaştırma altyapısını Almanya ölçeğine yaklaştırarak küresel bir rekabet gücü kazandı.
Küresel Liderler ve Türkiye’nin Konumu
Dünya genelinde hızlı tren ağları, ekonomik büyümenin ve çevre dostu ulaşımın omurgasını oluşturuyor. Çin, 50 bin kilometreyi aşan devasa ağıyla bu alanda mutlak liderliğini korurken; İspanya 3.900 km, Japonya ise 3.146 km ile zirveyi paylaşıyor. Türkiye, mevcut 1.300 kilometrelik işletme hattıyla orta segmentte yer alsa da, 2026 sonunda bu mesafeyi 2 bin 769 kilometreye çıkarma hedefiyle hızla yükseliyor.
Mevcut Hatlar ve Sosyal Etki
Bugün Ankara, İstanbul, Konya, Karaman ve Sivas gibi 11 ili birbirine bağlayan YHT ağı, ülke nüfusunun yaklaşık %35’ine doğrudan hizmet veriyor. Kombine taşımacılıkla bu oran %51’e ulaşmış durumda. Özellikle Ankara-Sivas hattının devreye girmesiyle toplam yolcu sayısının 106 milyonu aşması, halkın bu konforlu ve hızlı ulaşım modelini ne kadar içselleştirdiğini kanıtlıyor.
2026-2028: Yatırımlarda “Demir Yolu Yılı”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın projeksiyonuna göre, Türkiye’nin demir yolu ağı 2028 yılına kadar 5 bin 343 kilometreye ulaşacak. 2026 yılı bütçesinde demir yollarına ayrılan %53’lük pay, karayolu yatırımlarını geride bırakarak sürdürülebilir ulaşımın öncelik haline geldiğini gösteriyor.
Havayolu ile Rekabet ve Konfor
İstanbul-Ankara hattı üzerinden yapılan kıyaslamada; uçak yolculuğu toplamda 3-4 saat (havalimanı süreçleri dahil) sürerken, YHT yaklaşık 4,5 saatlik süresiyle havalimanı transfer stresini ortadan kaldırıyor. Şehir merkezinden şehir merkezine erişim ve yüksek konfor, hızlı treni kısa ve orta mesafelerde uçağa karşı en güçlü alternatif haline getiriyor.