ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026’da İran’ın önemli askeri tesisleri ile nükleer enerji altyapısını hedefleyen geniş kapsamlı bir saldırı düzenledi. Bu operasyon, Epic Fury olarak anılıyor ve öncesinde ABD, Orta Doğu’ya çeşitli askeri güçler konuşlandırdı. USS Abraham Lincoln uçak gemisi de bölgeye gelerek İran’a yönelik operasyonlarda aktif rol üstlendi. Geminin Umman kıyılarında, İran’dan yaklaşık 700 kilometre uzaklıkta bulunduğu ve F-35C (VMFA-314 ‘Black Knights’), F/A-18E/F (VFA-151, VFA-14, VFA-41), EA-18G Growler (VAQ-133) ile E-2D Hawkeye (VAW-117) gibi uçakların eşlik ettiği biliniyor. ABD, bu gemiden kalkan F-35C ve F/A-18F savaş uçaklarının görüntülerini paylaşarak operasyonun detaylarını gözler önüne serdi.
Görüntülerde, F/A-18E/F savaş uçaklarının taşıdığı mühimmat ve sistemler dikkat çekici. Bunlar arasında elektronik harp araçları, hassas vuruş teknolojileri ve hava savunma önlemleri yer alıyor. Bu unsurlar, operasyonun başarısını artırırken düşman savunmalarını aşmada kilit rol oynuyor. Örneğin, uçakların kanatlarında bulunan sistemler, modern savunma ağlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor ve bu sayede stratejik hedeflere ulaşım sağlanıyor.
Elektronik Harp Sistemleri ile Savunma Aşımları
Modern hava savunma ağlarını delmek için ateş gücünün yanı sıra elektronik müdahaleler de şart. Görüntülerde yer alan ALQ-99 karıştırma podları, düşman radarlarını bozmak ve iletişim ağlarını kesmek amacıyla elektromanyetik gürültü yayıyor. Buna eşlik eden ALQ-218 taktik alıcıları, pasif dinleme yoluyla radar sinyallerini tespit ederek konum belirliyor. Kanat ucu podlarına monte edilen bu sistemler, ALQ-99’un enerjisini hassas bir şekilde yönlendirerek Super Hornet’in elektronik harp yeteneklerini güçlendiriyor ve operasyon alanında elektronik koridor açıyor. VAQ-133’e bağlı bir EA-18G Growler’ın USS Abraham Lincoln’e iniş yaptığı anlar da bu bağlamda önemli.
Hedeflere Uzak Mesafeden Hassas Vuruşlar
İran’ın derin hava savunma sistemleri karşısında, uçakların riskli bölgelere girmeksizin saldırı yapması kritik önem taşıyor. AGM-154 JSOW (Joint Standoff Weapon), kanatçıkları sayesinde 100 kilometreden fazla mesafeye süzülebilen akıllı bir mühimmat olarak öne çıkıyor. GPS ve atalet seyir sistemi (INS) ile yönlendirilen bu silah, son aşamada kızılötesi arayıcı başlığıyla hedefini yakalayarak yüksek hassasiyetle vuruyor. Farklı varyantları bulunan JSOW, uçağın hava savunma füzelerinin menzilinden uzak kalarak stratejik noktalara etki ediyor. Ayrıca, JDAM güdüm kitleri sayesinde güdümsüz bombalar, olumsuz hava koşullarında bile akıllı hale geliyor ve BLU-109/MK 84 gibi çeşitli mühimmatlarla entegre ediliyor.
Hava Güvenliği ve Dost Unsurların Korunması
Operasyonun ilk evrelerinde F/A-18F Super Hornet’ler, hava-hava mühimmatlarıyla donatılarak dost uçakların korunmasını sağlıyor. Kanat uçlarında yer alan AIM-9X Sidewinder, kızılötesi arayıcı başlığı ve pilotun kaskına entegre nişangahıyla 35 kilometreye kadar kısa menzilli hedeflere kilitleniyor. Gövde altında taşınan AIM-120 AMRAAM ise aktif radar güdümlü olarak 160 kilometreye varan orta-uzun menzilli tehditleri görüş dışı (BVR) etkisiz hale getiriyor. Bu mühimmat kombinasyonu, operasyonun hava üstünlüğünü garanti altına alıyor ve F/A-18F’nin USS Abraham Lincoln’e iniş görüntüleri bu yetenekleri net bir şekilde ortaya koyuyor.