İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği için Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği” paneli, kentin su geleceğine dair kritik verilerin ve stratejilerin paylaşıldığı kapsamlı bir platform oldu. Yaklaşık 8 saat süren etkinlikte, iklim kriziyle mücadeleden yeraltı sularının dijital yöntemlerle izlenmesine kadar hayati konular bilimsel bir perspektifle ele alındı.
İzmir’in Su Kaynaklarında Kritik Tablo ve İklim Etkisi
İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, yaptığı açılış konuşmasında İzmir’in su arzı güvenliği açısından tarihin en zorlu dönemlerinden birini geçirdiğini vurguladı. 1998 yılından bu yana en düşük yağış oranlarının 2025 yılı son çeyreğinde (Ekim-Aralık) kaydedildiğini belirten Erdoğan, yılbaşı gecesi kente su sağlama noktasında ciddi zorluklar yaşandığını ifade etti.
İzmir’i diğer metropollerden ayıran en temel farkın su temin yöntemi olduğu hatırlatıldı: Ankara ve İstanbul: Su ihtiyacının %98-%99’unu barajlardan karşılıyor. İzmir: Suyun %60’ını yer altı kuyularından, %40’ını ise barajlardan sağlıyor.
İzmir genelindeki 1600 kuyudan 318’inin kıyı bölgelerinde yer alması, deniz suyu girişimi nedeniyle “tuzlanma riski” oluşturuyor. Bu durum, yer altı sularının dijital sistemlerle anlık izlenmesini ve akıllı yönetim modellerini zorunlu kılıyor.
Bilimsel Çözümler: Tuzlanma ve Arıtma Teknolojileri
Panelde yer alan uzmanlar, su krizine karşı teknolojik ve yönetimsel reçeteler sundu. Prof. Dr. Orhan Gündüz, tuzlanmış yer altı sularının ters ozmoz gibi teknolojilerle geri kazanılabileceğini ancak enerji maliyetleri ve atık yönetimi konularında dikkatli bir planlama gerektiğini belirtti.
Tuzlanmanın sadece bir su sorunu değil, aynı zamanda bir toprak ve tarım sorunu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. M. Tolga Esetlili ise şu uyarılarda bulundu: Vahşi sulama (salma sulama) yöntemleri derhal terk edilmeli. Basınçlı sulama sistemlerine ve modern altyapıya geçiş hızlandırılmalı. Tuzlu topraklarda organik madde yönetimi ve yeşil gübreleme gibi iyileştirici uygulamalar devreye alınmalı.
Kentsel Drenaj ve Altyapı Sorunları
İkinci oturumda ise metropollerdeki altyapı tasarımı ve yağmur suyu yönetimi tartışıldı. Prof. Dr. Okan Fıstıkoğlu, iklim değişikliği nedeniyle yağış rejimlerinin değiştiğini, 100 yıllık hesaplamalara göre yapılan altyapının artık yetersiz kaldığını vurguladı. İzmir’deki sistemin geçmişte “birleşik sistem” (atık su ve yağmur suyunun aynı hat üzerinde olması) olarak tasarlandığını, ancak günümüzde bu durumun şiddetli yağışlarda sistemin kapasitesini zorladığını ifade etti.
Prof. Dr. Celalettin Şimşek ise dünya nüfusunun hızla artarken kişi başına düşen su miktarının azaldığına dikkat çekerek, yeni yerleşim yerlerinin mutlaka “su duyarlı şehir planlama” ilkelerine göre tasarlanması gerektiğini belirtti.
Somut Başarılar: Tasarruf ve Kayıp-Kaçak Verileri
Panelin en dikkat çekici verileri, İZSU’nun yürüttüğü çalışmalar sonucunda elde edilen tasarruf rakamları oldu. Kuraklıkla mücadele kapsamında alınan önlemler neticesinde: 8 Ayda Tasarruf: 14,2 milyon m³ su tasarrufu sağlandı. Kayıp-Kaçak Oranı: Kent merkezinde %27,17’den %24,80’e çekilerek 5,6 milyon m³ su sisteme geri kazandırıldı.
İzmir’in bu bütüncül yaklaşımı, hem yerel hem de küresel ölçekte sürdürülebilir bir su yönetimi modeli oluşturmayı hedefliyor.