Taşova’ya bağlı Tatlıpınar köyünde, Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi’nin düzenlediği Bilim Kafe etkinliğinde, tarımsal üretimi ciddi şekilde etkileyen kahverengi kokarcanın yol açtığı ekonomik kayıplar detaylı bir şekilde tartışıldı. Etkinlikte, Amasya Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Dursun, bu zararlının Türkiye’de hızla yayıldığını ve çiftçiler için büyük bir risk teşkil ettiğini vurguladı.
Prof. Dr. Ahmet Dursun, etkinlik kapsamında köylülerle bir araya gelerek ‘Kahverengi Kokarca İstilası: Çiftçiler Ne Yapmalı?’ başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu istilacı türün tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Dursun, Halyomorpha halys olarak bilinen kahverengi kokarcanın Türkiye’de hızla yayıldığını ve önemli ekonomik zararlara neden olduğunu belirtti. Dünyada tanımlanmış yaklaşık bir buçuk milyon böcek türü bulunduğunu aktaran Dursun, böceklerin ekosistem ve tarım açısından kritik roller üstlendiğini ifade etti. Örneğin, polinatör böceklerin dünya genelinde yılda yaklaşık iki yüz milyar dolarlık tozlaşma hizmeti sağladığını, ancak istilacı türlerin milyarlarca dolarlık hasara yol açabildiğini vurguladı.
Türkiye’de Hızlı Yayılımı
Çin, Japonya, Kore Yarımadası ve Tayvan kökenli olan kahverengi kokarcanın, Türkiye’de ilk kez 2017 yılında tespit edildiğini belirten Dursun, bu türün artık Karadeniz sahil şeridinden Artvin’den İstanbul’a kadar geniş bir alanda yayıldığını söyledi. Ayrıca, Çorum, Tokat, Bursa, Yalova, İzmir ve Adana gibi illerde de bu zararlının varlığının belirlendiğini ekledi. Dursun, türün hızla genişleyen coğrafyası nedeniyle çiftçilerin dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Kahverengi kokarcanın üç yüzden fazla bitki türünde zarar verebildiğini belirten Dursun, özellikle fındık başta olmak üzere elma, armut, şeftali, kiraz, üzüm, kivi, mısır, soya, domates ve biber gibi ürünlerde kalite ve verim kaybı yaşanabileceğini ifade etti. Örneğin, 2024 yılında Karadeniz Bölgesi’nde fındık üretiminde yüzde otuz ile yüzde kırk arasında zarar rapor edildi. Tek bir dişi böceğin yaşamı boyunca iki yüz ile dört yüz arasında yumurta bırakabileceğini belirten Dursun, uygun iklim koşullarında popülasyonun hızla artığını ve kış aylarında evler ile ahırlarda kümelendiğini açıkladı. Ayrıca, iklim değişikliğinin bu artışa katkıda bulunabileceğini de ekledi.
Mücadele Yöntemleri ve Doğal Düşmanlar
Kahverengi kokarcalarla mücadelede yalnızca kimyasal yöntemlerin yeterli olmadığını savunan Dursun, biyolojik, mekanik ve kimyasal yaklaşımların bir arada kullanılmasını önerdi. Bu zararlının doğal düşmanlarından biri olan ve Trissolcus japonicus olarak bilinen samuray arısınin, böcek yumurtalarına parazitlenerek popülasyonu kontrol edebileceğini belirtti. Dursun, biyolojik mücadelenin uzun vadede etkili olacağını vurgulayarak, üreticilere Eylül ile Mart ayları arasında kışlama alanlarına yönelik mekanik ve kimyasal müdahaleleri tavsiye etti. Feromon ve yapışkan tuzakların da uzman rehberliğinde kullanılması gerektiğini kaydetti.
Prof. Dr. Ahmet Dursun, kahverengi kokarcanın popülasyonunun 2030 yılına kadar zirveye ulaşacağını öngörerek, bu tarihten sonra etkisinin kademeli olarak azalacağını ve doğal bir dengenin oluşacağını ifade etti. Bu süreçte, samuray arılarının çoğalmasını teşvik etmek için kızıl yonca tarlalarının artırılmasının önemini vurguladı. Etkinliğin sonunda, Amasya Üniversitesi tarafından yetiştirilen sülünler köylülere hediye edildi. Bu girişimle, Osmanlı mutfağının geleneksel lezzeti olan sülünün, düşük kolesterol oranı ve zengin mineral içeriğiyle hem sofralara hem de yerel ekonomiye katkı sağlaması amaçlanıyor. Program, soru-cevap bölümüyle sona erdi.