Kenya ve Uganda arasındaki demiryolu projesi, hem ekonomik riskleri hem de jeopolitik potansiyeliyle bölge gündeminin en üst sırasına yerleşti. Geçtiğimiz Cumartesi günü yeniden canlanan bu dev proje, iki ülke cumhurbaşkanının sınır hattında bir araya gelme hazırlıklarıyla yeni bir ivme kazandı. Kenya, bir yandan borç yüküyle mücadele ederken diğer yandan lojistik merkez olma vizyonunu korumaya çalışıyor.
Standart Hatlı Demiryolu: Borç ve Gelir Kıskacı
Projenin temel taşı olan Çin yapımı Standart Hat Demiryolu (SGR), 2013-2019 yılları arasında Mombasa’dan Nairobi ve Naivasha’ya kadar inşa edildi. Ancak Çin’in ek kredi vermeyi durdurmasıyla Uganda uzantısı askıya alınmıştı. Bugün Kenya, Çin’e olan borçlarını ödemek için yılda yaklaşık 1 milyar dolar ayırırken, demiryolunun yıllık geliri 165 milyon dolar seviyesinde kalıyor. Bu durum, borç servisinin gelirlerin çok üzerinde olduğunu gösteriyor. Ayrıca Sayıştay raporlarına göre, gecikme cezaları ve faizler nedeniyle 260 milyon dolardan fazla kamu kaynağının israf edildiği tespit edildi.
Yeni Bir Başlangıç: 2027 Hedefi
Maliyet tartışmalarına ve finansal zorluklara rağmen, Kenya Cumhurbaşkanı William Ruto projeyi ilerletmekte kararlı. Geçtiğimiz Perşembe günü Narok Bölgesi’nde bir sonraki aşamanın temelini atan Ruto, projenin Kenya’yı Doğu ve Orta Afrika’nın ulaşım ve lojistik merkezi yapacağını vurguladı. Ruto ve Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni’nin Kisumu’da gerçekleştireceği görüşme, projenin Haziran 2027’ye kadar sınırdaki Malaba kasabasına ulaştırılması planı için kritik önem taşıyor.
Yenilikçi Finansman ve Bölgesel Vizyon
Toplam maliyeti 3,9 milyar doları aşan bu yeni aşamada Kenya, strateji değişikliğine giderek Çin bankalarından doğrudan nakit kredi almak yerine, gelecekteki kargo vergilerine karşılık borçlanma ve Çinli taşımacılık firmalarıyla ortaklık modelini benimsiyor. Boston Üniversitesi verilerine göre, 2000-2019 yılları arasında alınan 9,7 milyar dolarlık Çin kredisinin yarısı demiryoluna harcanmıştı.
Kenya için bu uzantı, denize kıyısı olmayan Uganda, Ruanda, Güney Sudan ve mineral zengini Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne ulaşan hayati bir ticaret koridoru anlamına geliyor. Bu hat, sadece bir ulaşım yolu değil, tüm Doğu Afrika’nın ekonomik entegrasyonu için stratejik bir damar olarak görülüyor.