İzmir’in 8 bin 500 yıllık köklü geçmişine ev sahipliği yapan Yeşilova Höyüğü, geçtiğimiz günlerde kadın sağlığına dair hayati bir farkındalık etkinliğine sahne oldu. Medicana International İzmir Hastanesi ve Bornova Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen söyleşide, toplumda genellikle “normal” kabul edilerek geçiştirilen ancak milyonlarca kadının yaşam kalitesini düşüren endometriozis (çikolata kisti) hastalığı masaya yatırıldı.
Sessiz Bir Salgın: 190 Milyon Kadını Etkiliyor
Mart ayı boyunca dünya genelinde kutlanan Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, Medicana Sağlık Grubu’nun “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi” serisinin ilk halkası tamamlandı.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müjde Canday, hastalığın küresel boyutuna dikkat çekerek şu verileri paylaştı:
“Endometriozis, dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen kronik bir tablo. Her 10 kadından birinde görülmesine rağmen, doğru tanının konulması ortalama 8 ile 10 yılı bulabiliyor. Kanser olmasa da bir kanser gibi yayılıp sessizce ilerleyebiliyor.”
“Abartıyorsun” Denilerek Geçiştirilen Ağrılar
Söyleşinin en çarpıcı noktalarından biri, hastalığın sosyal ve psikolojik boyutuydu. Özellikle genç kızlık döneminde başlayan şiddetli ağrıların çevresi tarafından “mızmızlık” veya “okula gitmeme bahanesi” olarak görülmesinin, tıbbi yardım alma sürecini geciktirdiği vurgulandı.
Doç. Dr. Canday, tanı sürecindeki bu engellerin kadınları yıllarca süren bir ızdıraba mahkûm ettiğini belirtti. Kadınların doğru teşhis için ortalama 6-7 hekim gezmek zorunda kaldığını ifade eden Canday, “Adet sancısı kader değildir; şiddetli ağrılar aslında bir hastalığın habercisi olabilir” uyarısında bulundu.
Deneyim Paylaşımı ve Farkındalık
Etkinlikte sadece tıbbi bilgiler değil, bizzat bu süreci yaşayan kadınların hikâyeleri de yer buldu. Endolu Kadın Platformu Kurucusu Aylin İleri ile platform üyesi sanatçı Ece Gauer, kendi endometriozis yolculuklarını ve yaşadıkları zorlukları katılımcılarla paylaşarak farkındalığın önemine değindiler.
Tarihten Sanata Kadın Hikâyesi
Söyleşinin ardından katılımcılar, Yeşilova Höyüğü’nü gezerek bölgedeki kazılarda bulunan ve bereketi simgeleyen Ana Tanrıça figürleri hakkında bilgi aldılar. Programın sonunda düzenlenen kil atölyesinde ise kadınlar, bu tarihi figürlerden esinlenerek kendi eserlerini tasarladılar.
Bu anlamlı etkinlik; tıp, tarih ve sanatı bir araya getirerek, kadının geçmişten günümüze uzanan hikâyesinde “görünmeyen ağrılara” ışık tutmuş oldu.