Yerel halk tarafından ‘Golgoli’ olarak bilinen bölge, Damsa Barajı ile Ayvalı ve Cemil köyleri arasında yer almaktadır. Bu alan, etkileyici doğal güzellikleri ve çeşitli tarihi katmanlarıyla ön plana çıkıyor. Rum dönemindeki adı ‘Apsili Panaya’ olan bu mekân, Asur, Pers, Roma ve Bizans medeniyetlerinin inanç izlerini bir arada barındırıyor.
Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Ahiler Kalkınma Ajansı (AHİKA) desteğiyle, Kapadokya Turizm Bölgesi Altyapı Hizmet Birliği (KAPHİB) tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda, manastır kalıntıları ve kayadan oyma yapılar temizlenerek ortaya çıkarılmıştır. Kapadokya’nın geniş coğrafyasına hâkim bir tepe üzerinde bulunan bu alan, gün doğumu ve batımının en net şekilde izlenebileceği bir nokta olmasıyla gelecekte büyük ilgi görecektir.
KAPHİB Müdürü Levent Ak, bu bölgenin Antik Pers döneminde Mitra’ya adanmış olabileceğini belirten delilleri paylaşarak, Roma döneminde ibadethanenin kiliseye dönüştürüldüğünü açıkladı. Alandan Erciyes Dağı arkasından doğan ve Hasan Dağı arkasından batan güneşin izlenebildiğini vurguladı. Ayrıca, Kapadokya’daki Asur ticaret merkezlerinden birinin burada olabileceğini işaret eden kaynaklara dikkat çekti.
Ak, sözlerine şöyle devam etti: “Meryem Ana Dağı’nda 93 oda ve Meryem Ana Kilisesi yer alırken, dağın eteklerinde yaklaşık 200 hanelik bir köy bulunuyordu. Mübadele dönemindeki kayıtlara göre, evlenen çiftler buradaki konaklama odalarında balayı geçirirmiş. Her yıl 8 Eylül’de Meryem Ana’nın doğum günü kutlamaları için halk buraya gelirmiş.”
Keşfedilmemiş Bir Kültür Mirası
Bu yeni destinasyonun turizme kazandırılması, Kapadokya’yı yalnızca balon turizmiyle değil, kültür ve inanç turizmiyle de güçlendirecektir. Meryem Ana Dağı, Kapadokya Kültür Yolu rotasına eklenerek önemli bir durak haline gelmiştir. Bu rota, Avanos’tan Şahinefendi köyündeki Sobesos Antik Kenti’ne kadar uzanan yaklaşık 80 kilometrelik bir güzergâhı kapsar ve çeşitli medeniyetlerin izlerini barındırır.
Ak, hedeflerinin Kapadokya’da yaşamış tüm medeniyetlerin izlerini gün ışığına çıkarmak olduğunu belirterek, “Bu proje, Nemrut Dağı gibi yeni bir destinasyon yaratacak ve bölgedeki konaklama sürelerini artıracaktır. Henüz keşfedilmemiş bu tarihi ve kültürel miras, Kapadokya’nın gizli hazinelerinden biridir” dedi.