Günde En Az Üç Kez Sarılın!

Günde En Az Üç Kez Sarılın! - RayHaber
Günde En Az Üç Kez Sarılın! - RayHaber

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan katılımcılarla buluştu.“İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin” başlıklı seminerde konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı.Konuşmasında uzun yıllardır pozitif psikoloji alanında mutluluk, umut ve iyi oluş üzerine çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Tayfun Doğan, son dönemde insan ilişkileri ve sosyal zekâ konularına yeniden yoğunlaştığını söyledi.Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsanı tek bir sıfatla tanımlayacak olsak, en doğru ifade ‘sosyal bir canlı’ olur. Gerçekten beynimiz buna göre şekillenmiş durumda. Doğduğumuz andan hayatımızın sonuna kadar bizi arayan, merak eden, güvende hissettiren ve önemseyen insanlara ihtiyaç duyarız. İnsan ilişkileri bizim doğal yaşam alanımızdır” dedi.Eş zamanlılık ilişkileri güçlendiriyorSeminerde özellikle eş zamanlılık, ahenk ve senkronizasyon kavramları üzerinde duran Prof. Dr. Doğan, iki ya da daha fazla kişinin birlikte hareket etmesinin beyin üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu ifade etti.Prof. Dr. Doğan, “Birlikte nefes alıp vermek, jest ve mimiklerin benzemesi, konuşma ritimlerinin ve hatta kalp atışlarının birbirine yaklaşması kişiler arasında güçlü bir bağ oluşturur. Bu durum, adeta iki insanın birbirine bağlanması gibidir. Beyin de bu bağı ödüllendirir.” diye konuştu.Bu ödül mekanizmasının temelinde oksitosin hormonu bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin halk arasında sevgi, bağlanma ve güven hormonu olarak bilindiğini belirtti.Prof. Dr. Doğan, “Eş zamanlılık sağlandığında oksitosin salgılanır. Oksitosin de stres hormonu olarak bilinen kortizolün salınımını azaltır. Böylece stres düşer, güven artar, çatışmalar azalır. Eşler arasındaki tartışmaların, çocuklar arasındaki kavgaların azalmasında da bu mekanizma önemli rol oynar.” ifadelerini kullandı.Sarılmak, birlikte yürümek, şarkı söylemek bile etkiliOksitosin salgısını artırmanın gündelik yaşamda oldukça basit yolları olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, birlikte yapılan etkinliklerin ilişkileri güçlendirdiğini söyledi.“Beraber yemek yapmak, birlikte şarkı söylemek, ritmik hareketler yapmak, dans etmek, aynı tempoda yürümek, hatta uzun süre sarılmak bile oksitosin salgısını artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların kişiler üzerinde rahatlatıcı etkiler oluşturduğunu vurguladı.Prof. Dr. Doğan, toplu ibadetlerin, iftar sofralarının, birlikte film ya da maç izlemenin de aynı mekanizmayı desteklediğini belirterek, “İnsanlar ortak bir ritimde buluştuğunda psikolojik olarak birbirlerine daha çok bağlanıyorlar.” dedi.Oksitosin beynin alarm sistemini sakinleştiriyorSeminerde beynin işleyişine ilişkin nörobilimsel açıklamalarda da bulunan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin beynin hipotalamus bölgesinde salgılandığını ve doğrudan amigdala üzerinde etkili olduğunu söyledi.Amigdalanın beynin erken uyarı ve alarm sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Amigdala tehlike sezdiğinde bizi kaygılandırır ve stres hormonlarını harekete geçirir. Ancak oksitosin amigdalaya ‘her şey yolunda, güvendesin’ mesajı verir. Böylece kaygı ve stres daha ortaya çıkmadan önlenmiş olur.” diye konuştu.İş görüşmelerinden aile ilişkilerine kadar etkiliEş zamanlılığın sadece aile ilişkilerinde değil, iş ve eğitim yaşamında da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, özellikle beden dili uyumunun kişiler arasındaki güveni artırdığını ifade etti.“İş görüşmelerinde, öğretmen-öğrenci ilişkisinde, terapist-danışan ilişkisinde senkronizasyon çok önemlidir. Karşı tarafla uyumlu beden dili geliştirmek kabul görme ihtimalini artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, terapi süreçlerinde başarının en önemli unsurlarından birinin danışanla kurulan uyum olduğunu söyledi.Öğrenmeyi de güçlendiriyorÖğretmen ve öğrenci arasındaki uyumun öğrenme üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, sevilen öğretmenlerin derslerinin daha verimli geçmesinin temel nedenlerinden birinin bu olduğunu belirtti.Prof. Dr. Doğan, “Öğretmen ile sınıf arasında ahenk sağlandığında öğrenciler dersi daha iyi kavrıyor. Aslında hepimizin hayatında sevdiği bir öğretmenin dersini daha iyi anladığı dönemler olmuştur. Bunun altında yatan neden senkronizasyondur.” ifadesinde bulundu.Yalnızlık doğamıza uygun değilİnsanın sosyal bir varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğan, yalnızlığın biyolojik düzeyde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti ve “Yalnızlık doğamıza uygun değil. Peki ne yapıyor yalnızlık? Neden bizi strese sokuyor? Bu konuda yapılan araştırmalar var. Cacioppo’nun çalışmasında katılımcılara gün içinde yalnızlık düzeylerini ve fizyolojik tepkilerini ölçmeleri istendi. Sonuçta şunu gördük: Yalnızlık hisseden insanlar, adeta fiziksel bir saldırıya uğramış gibi kortizol salgılıyor.” şeklinde konuştu.Yalnızlığın vücutta “savaş ya da kaç” tepkisini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, bunun bağışıklık sistemi ve uyku üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Doğan, “Yalnızlık durumunda vücudumuz alarm moduna geçiyor. Kortizol yükseliyor. Bu da bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor, uyku düzenimizi bozuyor. Gece uyanmalarının önemli nedenlerinden biri de yüksek stres hormonudur. Beyin sürekli tehlike varmış gibi çalışır.” dedi.Sosyal bağ kimyasal bir ilaçtırSeminerde hayvan deneylerinden örnekler de paylaşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, “Felç edilen fareler üzerinde yapılan deneylerde, sosyal ortamda bulunan farelerin çok daha hızlı iyileştiği görülüyor. İzole edilen farelerde ise iyileşme neredeyse yok. Bunun nedeni oksitosin hormonu. Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır.” diye konuştu.Yapay oksitosin verilmesi durumunda bile iyileşmenin hızlandığını belirten Prof. Dr. Doğan, ancak bunun doğal yollarla sağlanması gerektiğini vurguladı ve “Buradan ‘gidip oksitosin alın’ sonucu çıkarmıyoruz. Oksitosini doğal yollarla artırmalıyız. Sarılmak, birlikte yemek yemek, yürüyüş yapmak, şarkı söylemek… Bunların hepsi oksitosin salgılatır.” ifadesinde bulundu.Bağımlılık, eksik sosyal bağın telafisidir“Bağımlılık sosyal ilişkilerden almamız gereken kimyasalları alamadığımızda bunları yapay yollarla telafi etme çabasıdır.” diyen Prof. Dr. Doğan, bu durumun yalnızca madde bağımlılığıyla sınırlı olmadığını belirterek, şunları söyledi:“Yeterli sosyal bağ kuramayan bireyler bu eksikliği yemekle, internetle, kumarla ya da başka bağımlılıklarla doldurmaya çalışır. Yalnızlık acı vericidir ve bu acıyı azaltmak için insanlar farklı yollar arar.”Yalnızlık bir uyarı sinyaliYalnızlığın evrimsel bir anlamı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Eğer yalnızlık keyifli bir şey olsaydı insan türü yok olurdu. Yalnızlık bize ‘git ve sosyalleş’ mesajı verir. Tıpkı açlık gibi… Açlık nasıl bize ‘yemek bul’ diyorsa, yalnızlık da ‘insan bul’ der.” şeklinde konuştu.Modern şehir yaşamı ‘insanat bahçesi’ne dönüşüyorModern yaşamın yalnızlığı artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Apartman yaşamı, yalnız bireyler… Aslında hepimiz izole fareler gibiyiz. Depresyon, bağımlılık, aşırı yeme davranışları bu yüzden artıyor. Desmond Morris modern şehirler için ‘insanat bahçesi’ ifadesini kullanıyor. Hayvanat bahçesi hayvanların doğasına uygun değilse, bu yaşam da insanın doğasına uygun değil.” dedi.Sosyalleşme beyni fiziksel olarak değiştiriyorSosyal etkileşimin beyin yapısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, bilimsel bulguları şöyle aktardı:“Sosyal ortamda yaşayan bireylerin beyin kabuğu daha kalın oluyor. BDNF dediğimiz, beynin gelişimi için çok önemli olan madde artıyor. Nöronlar arası bağlantılar güçleniyor. Yani sosyalleşmek sadece psikolojik değil, fizyolojik olarak da beyni geliştiriyor.”Prof. Dr. Tayfun Doğan, uzun yıllara yayılan bilimsel araştırmaların insan ilişkilerinin yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyduğunu söyledi.İnsan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkileri neler?Konuşmasında dünyaca ünlü Harvard çalışmasına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, insan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkisini şu sözlerle anlattı:“Meşhur bir araştırma var. Medyada genellikle Harvard mutluluk araştırması diye geçer ama asıl adı Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması. 1938’de başlıyor ve bugün 88 yılı geride bıraktı. Katılımcıların her yıl kan değerlerine bakılıyor, beyin görüntülemeleri yapılıyor, psikolojik testler uygulanıyor, birebir görüşmeler gerçekleştiriliyor. Kariyer, para, statü gibi birçok değişken inceleniyor. Ama sonuç çok net: Mutluluk ve sağlıkta bir numaralı faktör insan ilişkileri.”İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi.Yalnızlık erken ölüm riskini artırıyorYalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin geniş çaplı araştırmalara da değinen Prof. Dr. Doğan, “3 milyon kişi üzerinde yapılan meta-analizler, kronik yalnızlığın erken ölüm riskini yüzde 20-30 artırdığını gösteriyor. Ayrıca demans ve kalp hastalıkları riskini de yükseltiyor. Hatta kronik yalnızlık, günde 15 sigara içmek kadar zararlı.” ifadesinde bulundu.Kötü ilişki, yalnızlıktan daha zararlı olabilirSağlıklı ilişkilerin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Doğan, her sosyal bağın olumlu olmadığını belirterek, “Yalnız kalmamak adına her ilişkiye tutunmak doğru değil. Hayatımıza giren insanlara şu soruyu sormalıyız: ‘Bana yalnızlıktan daha mı iyi geleceksin, yoksa yalnızlığın güzelliğini mi hatırlatacaksın?’ Çünkü kötü ilişkiler bazen yalnızlıktan daha fazla zarar verir.” diye konuştu.Ayrılık acısının biyolojik temeli varİnsanların sevdiklerinden ayrıldıklarında yaşadıkları duygusal acının biyolojik bir karşılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, “Sevdiğimiz kişilerle birlikteyken beynimiz belirli kimyasallara alışır. Ayrılık, kayıp ya da uzaklaşma durumunda bu kimyasallar kesilir ve bir tür yoksunluk yaşarız. Bu yüzden acı çekeriz. Zamanla beyin bu durumu kabullenir ve iyileşme başlar.” ifadesinde bulundu.Besleyici ilişki oksitosin üretir, zehirleyici ilişki stres artırırSeminerde “besleyici” ve “zehirleyici” ilişki kavramlarına da değinen Prof. Dr. Doğan, “Doğuştan bir ilişki tarzımız yoktur. Sonradan öğreniriz. Besleyici ilişkiler; saygılı, samimi, destekleyici ve karşı tarafın değerli hissetmesini sağlayan ilişkilerdir. Bu tarz ilişkiler oksitosin üretir. Zehirleyici ilişkiler ise eleştiren, küçümseyen, öfke yüklü ve karşı tarafın özsaygısını zedeleyen ilişkilerdir. Bunlar da kortizol üretir.” dedi.Sosyal destek iyileşmeyi hızlandırıyorSosyal bağların fiziksel sağlık üzerindeki etkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Oksitosin salgılandığında hücresel onarım artar, doğal ağrı kesici etki oluşur. Ameliyat sonrası yanında destek olan kişiler varsa iyileşmenin daha hızlı olması tesadüf değildir. Sosyal destek bir şifadır.” şeklinde konuştu.Günde en az üç kez sarılınGünlük yaşamda uygulanabilecek basit öneriler de paylaşan Prof. Dr. Doğan, özellikle fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çekti ve “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Küçük iyilikler bile büyük etkiler oluşturur. İyilik yapan kişi, iyilik görenden daha mutlu olur. Çünkü en büyük kazancı o elde eder. Küçük bir yardım, kısa bir sohbet bile insanın oksitosin düzeyini artırır.” dedi.Sosyalleşmek yaşlanmayı geciktiriyorSosyalleşmenin biyolojik etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, hücre yaşlanmasıyla ilgili önemli bir noktaya dikkat çekti ve “Telomer dediğimiz yapılar hücrelerin yaşlanmasını belirler. Sosyalleşme bu yapıların kısalmasını yavaşlatır. Yani sosyal ilişkiler daha uzun ve sağlıklı yaşam sağlar.” diye konuştu.Konuşmasında katılımcılara çağrıda bulunan Prof. Dr. Doğan, “Kalbinizi ısıtın. Size iyi gelen şeyleri hayatınıza dahil edin. Derin bağlar kurun, iyilik yapın, sevdiklerinizi arayın. Her insan günde en az bir kez ‘iyi ki varsın’ sözünü duymalı. Eğer bunu duymuyorsanız, siz başkalarına söyleyin.” ifadesinde bulundu.Seminerin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Doğan, insanın sosyal bir varlık olduğunu hatırlatarak, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç.” şeklinde sözlerini tamamladı.   Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Demiryolu Manşetleri

Türkiye’nin İlk Milli Hızlı Treninde Seri Üretim Başladı - RayHaber
54 Sakarya

Türkiye’nin İlk Milli Hızlı Treninde Seri Üretim Başladı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin yerli imkanlarla geliştirilen ilk milli hızlı treninde seri üretim aşamasına geçildiğini açıkladı. İlk tren setinin testleri sürerken ikinci setin üretimine başlandığını belirten Uraloğlu, 2027 ve 2028 yıllarında toplam 14 milli elektrikli hızlı tren setinin üretilmesinin hedeflendiğini bildirdi. Bakan Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları 🚆
DB’den Çalışan Güvenliği İçin Vücut Kameralarında Ses Kaydı Testi Başlıyor - RayHaber
49 Almanya

DB’den Çalışan Güvenliği İçin Vücut Kameralarında Ses Kaydı Testi Başlıyor

Almanya’nın demiryolu işletmecisi Deutsche Bahn (DB), tren görevlisi Serkan Çalar’ın bölgesel bir trende ölümcül saldırıya uğramasının ardından çalışan güvenliğine yönelik önlemlerini genişletiyor. Şirket, 5 Ekim’den itibaren vücut kameralarında ses kaydı özelliğini de test etmeye başlayacak. DB Regio Mitte tarafından yürütülecek pilot uygulamanın ilerleyen dönemde şirket genelinde yaygınlaştırılması planlanıyor. Deutsche Bahn, 🚆
İngiltere Demiryollarında 60 Milyon Sterlinlik Modernizasyon - RayHaber
AVRUPA

İngiltere Demiryollarında 60 Milyon Sterlinlik Modernizasyon

İngiltere’de East Midlands Railway’in (EMR) filosunu yenilemek amacıyla yürüttüğü 60 milyon sterlinlik programda önemli bir aşama geride kaldı. Toplam 91 trenin yenilenmesini kapsayan programda şimdiye kadar 25 trenin çalışmaları tamamlandı. Yenilenen araçlar arasında 10 Class 158, 12 Class 170 ve üç Class 360 tren bulunuyor. Transport UK tarafından işletilen EMR, 🚆
Queensland Rail’de Seferler Artıyor: Tam Tarifeye Dönüş İçin Tarih Verildi - RayHaber
61 Avustralya

Queensland Rail’de Seferler Artıyor: Tam Tarifeye Dönüş İçin Tarih Verildi

Queensland Rail, Güneydoğu Queensland’daki seferlerini artırmaya hazırlanıyor. Şirketin son üç kurumsal anlaşma için prensipte uzlaşmaya varmasının ardından, 12 Ekim 2026’dan itibaren tam sefer programının yüzde 91’ine ulaşılması planlanıyor. Yeni düzenlemeyle haftalık 417 ek sefer hizmete alınacak ve toplam sefer sayısı 7 bin 725’e çıkacak. Queensland Rail, bakım çalışmalarının ilerleme hızına 🚆
BEML’ye Mumbai-Ahmedabad Hızlı Tren Projesinden 5.400 Crore Rupilik Sipariş - RayHaber
91 Hindistan

BEML’ye Mumbai-Ahmedabad Hızlı Tren Projesinden 5.400 Crore Rupilik Sipariş

Hindistan merkezli demiryolu araç üreticisi BEML, Mumbai-Ahmedabad yüksek hızlı tren koridoru için yeni bir sipariş aldı. National High Speed Rail Corporation Limited (NHSRCL) tarafından verilen ve 5.400 crore rupinin üzerinde değere sahip olan paket, yüksek hızlı tren araçlarının teslimatı ile bakım ve ilgili çalışmaları kapsıyor. BEML, 18 Eylül 2026’da Hindistan 🚆
Alto’dan Hızlı Tren Projesi İçin Tarım Arazilerine Yüksek Tazminat Teklifi - RayHaber
1 Kanada

Alto’dan Hızlı Tren Projesi İçin Tarım Arazilerine Yüksek Tazminat Teklifi

Quebec City-Toronto arasında planlanan yüksek hızlı tren projesini yürüten Alto’nun, güzergah üzerinde kullanılacak tarım arazileri için piyasa değerinin üç katından fazla tazminat ödemeyi önerdiği bildirildi. Radio-Canada’nın kaynaklarına dayandırdığı habere göre toplam ödeme, bazı durumlarda kamulaştırılan arazinin piyasa değerinin yaklaşık yüzde 350’sine ulaşabilecek. Alto’nun, Quebec’teki çiftçileri temsil eden Tarım Ürünleri Üreticileri 🚆
VIA Rail’de Ottawa-Toronto Seferleri Değişiyor: 641 Numaralı Tren Kaldırılıyor - RayHaber
1 Kanada

VIA Rail’de Ottawa-Toronto Seferleri Değişiyor: 641 Numaralı Tren Kaldırılıyor

VIA Rail, Québec City-Windsor koridorunda 25 Ekim 2026’dan itibaren uygulanacak yeni sefer tarifesi kapsamında Ottawa-Toronto hattında önemli değişikliklere gidiyor. Toronto’ya sabah erken saatlerde ulaşım sağlayan 641 numaralı tren hizmetten çıkarılırken, yolcular için 41 numaralı tren alternatif olarak öne çıkıyor. 641 Numaralı Tren 25 Ekim’de Son Seferini Yapacak Pazartesiden perşembeye kadar 🚆
Maryland’de Demiryolu Koridoru Davasında ABD Hükümeti Sorumlu Bulundu - RayHaber
1 Amerika

Maryland’de Demiryolu Koridoru Davasında ABD Hükümeti Sorumlu Bulundu

ABD Federal İddialar Mahkemesi, Maryland’de eski demiryolu hatlarının halka açık yürüyüş yoluna dönüştürülmesi nedeniyle açılan davada federal hükümeti 13 arazi sahibine karşı sorumlu tuttu. Mahkeme, 1890’lı yıllarda düzenlenen bazı demiryolu geçiş hakkı tapularının rekreasyon amaçlı yürüyüş yolu kullanımını kapsamadığına hükmetti. Yargıç Ryan T. Holte’nin 14 Eylül 2026 tarihli kısmi özet 🚆
Victoria-Langford Demiryolu İçin 1,3 Milyon Dolarlık Fizibilite Desteği - RayHaber
1 Kanada

Victoria-Langford Demiryolu İçin 1,3 Milyon Dolarlık Fizibilite Desteği

Kanada federal hükümeti, Vancouver Adası’ndaki Victoria-Langford demiryolu koridorunda yolcu hizmetinin yeniden başlatılmasına yönelik çalışmalar için 500 bin Kanada doları finansman sağlayacak. Başkent Bölge Müdürlüğü’nün 523 bin 100 Kanada dolarlık katkısı ve Britanya Kolumbiyası yönetiminin daha önce ayırdığı 300 bin Kanada dolarıyla birlikte, fizibilite ve teknik planlama çalışmalarına ayrılan toplam kaynak 🚆
CSX’te 1.062 Kişilik Geçici İşten Çıkarma Planı Gündemde - RayHaber
1 Amerika

CSX’te 1.062 Kişilik Geçici İşten Çıkarma Planı Gündemde

ABD merkezli demiryolu şirketi CSX’in yol bakım birimlerinde 1.062 çalışana kadar ulaşabilecek geçici işten çıkarma planı yaptığı öne sürüldü. Demiryolu Bakım Çalışanları Kardeşliği (BMWED), şirketin plan hakkında sendikayı bilgilendirdiğini açıklarken, CSX’in demiryolu çalışanı sayısının da son bir yılda 1.264 kişi azaldığı bildirildi. Sendika 900 Kişilik Kesintiye Dikkat Çekti Kamyon şoförleri 🚆