MKE, Türk Silahlı Kuvvetleri için yerli ve millî savunma çözümleri üretmeye devam ediyor. MİLGEM Projesi kapsamında inşa edilen onuncu gemiye konuşlandırılacak olan, MKE tarafından geliştirilen 7. DENİZHAN-76 Millî Deniz Topu, atışlı kabul testlerini başarıyla tamamladı ve tersaneye teslim edildi.
2020’de uygulanan örtülü ambargolara rağmen MKE kısa sürede 76 mm sınıfında millî bir deniz topu geliştirdi ve seri üretime geçti. Bu başarı, yerli mühendislik birikiminin güçlendiğinin ve deniz platformlarına yönelik bağımsız tedarik kabiliyetinin önemini bir kez daha gösterdi.
DENİZHAN-76’nın yetenekleri ve ihracat başarıları
DENİZHAN-76, yakın ve orta menzilli tehditlere karşı etkin bir ateş gücü sağlıyor. Sistem; hava savunma, su üstü harp ve kara bombardımanı görevlerini icra edebiliyor. Dakikada yaklaşık 80 atım kapasitesi ve yaklaşık 16 kilometre menzili ile yüksek tempolu operasyonlarda önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Düşük radar izi ve çoklu görev yetenekleri sayesinde Denizhan-76, yalnızca Türk Deniz Kuvvetleri için değil; dost ve müttefik ülkelere yapılan ihracatla da millî savunma sanayisinin küresel rekabet gücünü artırıyor. Sistem 2025’te Endonezya ve Romanya’ya ihraç edilerek bu başarısını pekiştirdi.
127 mm millî deniz topu: Bir sonraki adım
MKE mühendisleri, Denizhan-76’dan elde ettikleri tecrübeyi daha büyük bir hedefe yönelterek 127 mm millî deniz topu geliştirme çalışmalarını sürdürüyor. Bu çerçevede, silah sisteminin namlusu üretilmiş olup; namlu testleri başarıyla tamamlandı. AR-GE faaliyetleri ise sistemin entegrasyonu ve seri üretime hazırlanması yönünde devam ediyor.
Öne çıkan nokta: 127 mm proje çalışmaları, Türkiye’nin deniz platformları için daha güçlü ve bağımsız ateş gücü yetenekleri edinme hedefinin bir parçası olarak ilerliyor.
Sonuç ve stratejik önem
Yerel mühendislik çözümleriyle geliştirilen Denizhan-76’nın teslimatı, Türkiye’nin deniz savunma kapasitesini güçlendirirken; 127 mm gibi daha ileri projeler, uzun vadede askeri ve endüstriyel bağımsızlığı destekleyecek. MKE’nin bu alandaki ilerlemesi, hem operasyonel kabiliyetlere doğrudan katkı sağlıyor hem de savunma sanayinde ihracat potansiyelini artırıyor.