ABD merkezli yazılım firması Autonodyne, F-35 kokpitinden insansız sistemlere taktik komut aktarabilen yeni bir entegrasyonun testlerini tamamladı. Kaliforniya’daki Edwards Hava Kuvvetleri Üssü’ndeki denemelerde, pilotların tablet tabanlı arayüzü kullanarak yerdeki F-35 simülatöründen MQ-20 Avenger’a komut gönderdiği gösterildi; bu uygulama İnsan‑Makine Ekipleşmesi (HMT) kavramını pratikte doğruladı.
Testler sistem bileşenlerinin koordineli çalışmasını ortaya koydu: Autonodyne’un “Bashi” adlı kullanıcı arayüzü, F-35 Ortak Program Ofisi (JPO), Lockheed Martin ana entegratör rolü ve General Atomics’in MQ-20 üreticisi olarak projeye katılmasıyla çok taraflı bir iş birliği çerçevesinde yürütüldü. Yazılım altyapısı ve kod standartları ABD Hava Kuvvetleri 309. Yazılım Mühendisliği Grubu tarafından sağlandı; teknik test ve veri toplama sorumluluğu ise 461. ve 370. uçuş test filolarına aitti.
Nasıl işliyor?
Sistemin omurgası, açık bir mimari yaklaşımı üzerine kuruludur. Bashi tablet, pilotun bilişsel yükünü azaltan sade bir arayüz sunar ve bu sayede pilotlar daha karmaşık kumandalara ihtiyaç duymadan doğrudan taktik komut verebilir. Komutlar LOS (görüş hattı) veya BLOS (görüş hattı ötesi) veri bağlantıları üzerinden MQ-20 Avenger’a iletilir. İHA üzerindeki TacACE kontrol ünitesi gelen verileri gerçek zamanlı işleyerek manevralara dönüştürür ve aracın otonom tepkiler vermesini sağlar.
Toplamda 3,5 saat süren otonom görev ve veri akışı testleri sırasında tüm bileşenlerin uyumlu çalışması, projenin operasyonel açıdan önemli bir eşik atladığını gösterdi. Bu sonuçlar, yüksek riskli görevlerin gelecekte Loyal Wingman türü insansız sistemlere devredilmesi çalışmalarını hızlandırabilir. Autonodyne, 2026 boyunca devam edecek testlerle teknolojisinin CCA (Collaborative Combat Aircraft) programları içindeki performansını geliştirmeyi hedefliyor.
Mimari ve platform bağımsızlığı
Yazılımsal düzeyde GRACE (Hükümet Referans Mimarisi Hesaplama Ortamı) ve A‑GRA (Otonomi Hükümet Referans Mimarisi) protokolleri kullanılarak, farklı üretici ve platformların yazılım donanımlarının kısıtlamalara takılmadan entegrasyonu mümkün kılındı. Bu yaklaşımın en belirgin avantajı platform bağımsızlığıdır: Ordu, tek bir uçak tipine ya da üreticiye bağlı kalmadan yeni nesil otonom sistemleri mevcut filoya hızla ve maliyet etkin şekilde dâhil edebilir.
Benzer altyapılar daha önce F-16 ve F-22 platformlarında başarıyla test edilmiş olup, ileriye dönük olarak ABD’nin CCA programlarıyla (ör. XQ-67A ve bağlantılı prototipler) entegre edilecek şekilde geliştirilmeye devam ediyor.