ABD Merkez Bankası’nın (Fed) politika faizini beklentilere paralel olarak sabit bırakması, piyasalarda beklenen rahatlamayı sağlamadı. Faiz kararının ardından yatırımcılar, enflasyonla mücadelede izlenecek para politikasına ilişkin yeni soru işaretleriyle karşı karşıya kaldı. Özellikle uzun vadeli ABD tahvillerinde yaşanan sert satışlar, faizlerin son yılların en yüksek seviyelerine ulaşmasına neden oldu.
Fed’in faizleri değiştirmemesi ilk etapta beklentilerle uyumlu görülse de, karar metni ve Fed Başkanı Kevin Warsh’ın açıklamaları piyasalarda temkinli bir hava oluşturdu. Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, yatırımcıların enflasyon riskini daha uzun süre fiyatlamaya başladığını ortaya koydu.
Faizler Sabit Kaldı Ancak Belirsizlik Sürüyor
Fed, politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Karar, üç kurul üyesinin 25 baz puanlık faiz artışı yönündeki oyuna rağmen çoğunluğun desteğiyle alındı.
Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyonu yeniden yüzde 2 hedefiyle uyumlu seviyelere indirme konusunda kararlı olduklarını vurgularken, gelecek toplantılara ilişkin net bir yönlendirmede bulunmadı. Bu yaklaşım, yatırımcılar tarafından para politikasının geleceğine ilişkin belirsizliğin sürdüğü şeklinde değerlendirildi.
Piyasalarda oluşan bu algı, özellikle tahvil piyasasında satış baskısını hızlandırdı.
ABD Tahvil Faizleri Zirve Seviyelere Ulaştı
Fed kararının ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yükselişini sürdürerek yüzde 4,70 seviyesinde işlem görmeye başladı. Bir gün önce yüzde 4,69 seviyesine çıkan faizler, son dönemin en yüksek seviyeleri arasında yer aldı.
Daha dikkat çekici gelişme ise 30 yıllık tahvil piyasasında yaşandı. ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,2369 seviyesine çıkarak yaklaşık 19 yılın zirvesini gördü. Son olarak 2007 yılının temmuz ayında benzer seviyeler kaydedilmişti.
Uzun vadeli tahvillerde yaşanan satış dalgası, yatırımcıların gelecekte daha yüksek faiz ortamı beklediğine işaret ediyor.
Getiri Eğrisi Yeni Sinyaller Veriyor
ABD’nin 2 yıllık ve 30 yıllık tahvil faizleri arasındaki farkın yeniden açılması da piyasalarda dikkatle izlenen gelişmeler arasında yer aldı.
Getiri eğrisindeki bu hareket, Fed’in kısa vadede sert adımlar atmaktan kaçınabileceği beklentisini güçlendirirken, uzun vadede enflasyonun yüksek kalabileceği ve faizlerin daha uzun süre yüksek seviyelerde seyredebileceği öngörülerini destekledi.
Ekonomistler, uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin finansman maliyetleri üzerinde de baskı oluşturabileceğini belirtiyor.
Petrol Fiyatlarındaki Artış Enflasyon Kaygısını Güçlendiriyor
Uzmanlara göre tahvil piyasasında yaşanan hareket yalnızca Fed kararından kaynaklanmıyor.
KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, ABD ile İran arasında devam eden gerilim nedeniyle yükselen petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Artan enerji maliyetlerinin fiyat baskısını canlı tutabileceğini belirten Waterer, yatırımcıların bu nedenle uzun vadeli tahvillere temkinli yaklaştığını değerlendirdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin sürmesi halinde Fed’in ilerleyen dönemde daha sıkı bir para politikası uygulamak zorunda kalabileceği ihtimali de piyasalarda fiyatlanmaya devam ediyor.
Küresel Piyasalar Üzerindeki Etkisi Yakından İzleniyor
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş yalnızca Amerikan finans piyasalarını değil, küresel ekonomiyi de doğrudan etkiliyor.
Artan tahvil faizleri, dünya genelinde borçlanma maliyetlerinin yükselmesine neden olurken, doların güç kazanmasını da destekliyor. Bu durum özellikle gelişmekte olan ülke piyasaları ile teknoloji ve büyüme odaklı hisseler üzerinde baskı oluşturuyor.
Analistler, ABD’nin 30 yıllık tahvil faizinde yükseliş eğiliminin devam etmesi halinde küresel hisse senedi piyasalarında satış baskısının artabileceği, döviz piyasalarında ise oynaklığın daha da yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Yatırımcıların önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon verileri ve Fed yetkililerinin mesajlarını yakından takip etmesi bekleniyor.