Ziraat mühendisleri, son dönemde bazı yerleşimlerde rastlanan çekirgelerin tarlalardaki ürünlere zarar veren nitelikte bulunmadığını ve durumun titizlikle izlendiğini bildirdi.
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, Anadolu Ajansı muhabirine gündemdeki iri boyutlu çekirge türlerine dair açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda ilk beliren sorunun “Çekirgeler mahsullere zarar verir mi?” olduğunu aktaran Kiraz, “Ülkemizde yüzlerce çekirge çeşidi var ve bunların tamamı zararlı kategorisinde değil. Sahadan ulaştıralan veriler, gözlemlenen çekirgelerin tarımsal üretime zarar veren sınıfta olmadığını gösteriyor.” diye konuştu.
Her büyük gövdeli çekirgenin ekili alanlara saldıran istilacı tür olmadığını belirten Kiraz, şunları kaydetti:
“Mevcut durumda tüm süreç yakından izleniyor. Tarlalardaki mahsullere zarar verecek nitelikte bir bulguya rastlanmadı. Sahadaki takipler anlık yapılıyor. Türkiye’de dönem dönem çekirge kaynaklı yerel ve geçici riskler yaşansa da Tarım ve Orman Bakanlığı’nın müdahaleleri ve iklim şartları sayesinde durum kriz boyutuna ulaşmaz.”
“Panik Yapılacak Bir Durum Yok”
Ziraat Mühendisi Prof. Dr. Enver Durmuşoğlu ise çekirgelerin tekrar gündeme gelmesiyle ihbar alınan sahalarda Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ekipleriyle saha incelemeleri gerçekleştirdiğini ifade etti.
Bölgede diğer zararlılarla beslenen türler ile genel zararlı niteliğindeki çekirgelerin yer aldığı bilgisini veren Durmuşoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yöredeki türlerin tarım sahalarında varlığı risk yaratmıyor; ancak konutların çeşitli yerlerinde iri yapılı çekirgeler görülüyor. Bunların pek çoğu gerçekte diğer zararlı böcekleri tüketerek tarıma fayda sağlayan canlılardır. Yörede ürünü kitleler halinde bitirecek yapılara rastlamadık. İnsanlara zararsız bu iri türler için panik yapılacak bir tablo yok. Mahsulleri kısa sürede tüketenler genelde çöl çekirgeleridir. İncelemelerimizde bu yapılara rastlamadık. Türkiye’nin iklimi ve coğrafyası nedeniyle çöl çekirgesi sürüleri ülkemize kolayca ulaşamıyor. Nadiren girenler ise kalıcı istilaya dönüşmedi. En son bu tür 1985’te görüldü.”
Durmuşoğlu, bakanlık ekiplerinin yumurtlama sahalarını kıştan itibaren izlediğini, gereken noktalarda toplu ilaçlamayla populasyonun bastırıldığını belirterek çiftçilerin ve vatandaşların endişelenmesini gerektiren bir durum olmadığını söyledi.