Avrupa’da 2026 yazında etkisini artıran aşırı sıcaklar ve kuraklık, mevsimsel bir hava olayı olmanın ötesine geçerek ekonomik dengeleri değiştirmeye başladı. Artan sıcaklıkların iş gücü verimliliğinden turizme, sanayi üretiminden enerji ve su altyapısına kadar birçok alanda kalıcı etkiler oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Ekonomistler, sıcaklıkların yükselmeye devam etmesi halinde Avrupa’nın bazı bölgelerinde ekonomik büyümenin yavaşlayabileceğine, buna karşılık iklimlendirme, enerji ve su altyapısı gibi sektörlerde yeni bir yatırım döneminin başlayabileceğine dikkat çekiyor.
Güney Avrupa’da Büyüme Kaybı Riski
Paris ve Roma gibi Avrupa kentlerinde sıcaklıkların 38 dereceye yaklaşması, çalışma koşullarını ve enerji tüketimini doğrudan etkiliyor.
Allianz Research tarafından yapılan hesaplamalara göre, önümüzdeki beş yılın 2014’ten bu yana görülen en sıcak dönemlere benzer geçmesi halinde düşük iş gücü verimliliği ve yükselen enerji maliyetleri Güney Avrupa ülkelerinin gayrisafi yurt içi hasılasından her yıl yaklaşık yüzde 1 oranında kayba yol açabilir.
Büyümenin halihazırda düşük olduğu ekonomilerde bu etkinin daha belirgin hissedilmesi bekleniyor. Fransa ekonomisinin bu yıl yüzde 1’in altında büyümesinin öngörülmesi, aşırı sıcakların oluşturacağı ek maliyetleri daha önemli hale getiriyor.
Turizmde Rota Kuzeye Kayabilir
İklim değişikliğinin ekonomik sonuçlarının en fazla hissedilebileceği alanlardan biri turizm olarak öne çıkıyor. İtalya, İspanya ve Yunanistan’da turizmin ekonomik faaliyet içerisindeki payının yüzde 10’un üzerinde olması, bu ülkeleri sıcaklık artışlarına karşı daha hassas hale getiriyor.
Aşırı sıcaklar ve orman yangınlarının özellikle temmuz ve ağustos aylarında tatil tercihlerini değiştirebileceği değerlendiriliyor. Daha serin hava arayan turistlerin İskandinav ülkeleri, İskoçya ve Avrupa’nın kuzey bölgelerine yönelmesi, Akdeniz ülkelerinin ise turizm sezonunu ilkbahar ve sonbahara kaydırması gündeme gelebilir.
Ren Nehri Alman Sanayisini Zorluyor
Kuraklığın etkileri turizmle sınırlı kalmıyor. Avrupa’nın önemli ticaret güzergâhlarından Ren Nehri’nde su seviyelerinin düşmesi, Almanya’nın sanayi ve lojistik faaliyetleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Kaub ölçüm noktasındaki düşük su seviyesi, nehir üzerinden taşınan yüklerin miktarını azaltıyor. Ren Nehri kıyısındaki üretim tesisleri bu durumdan doğrudan etkilenirken, kimya sektöründeki büyük şirketlerin yanı sıra çelik üreticileri de lojistik sorunlarla karşı karşıya kalıyor.
Nehir taşımacılığının yerine demir yolu veya kara yolu taşımacılığının kullanılması maliyetleri artırırken, Avrupa’daki yaklaşık 500 bin kamyon şoförü açığı alternatif taşımacılık seçeneklerinin kapasitesini de sınırlıyor.
İklim Uyumuna 138 Milyar Dolarlık Yatırım
Aşırı sıcaklıklar bazı sektörlerde maliyetleri artırırken, iklim koşullarına uyum sağlamaya yönelik yeni yatırımlar için de büyük bir pazar oluşturuyor.
Allianz Research, Avrupa Birliği’nin iklim değişikliğine uyum yatırımlarını yıllık gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 0,6’sı oranında artırması gerektiğini belirtiyor. Bu oran, yılda yaklaşık 138 milyar dolarlık ek yatırım ihtiyacına karşılık geliyor.
Bu dönüşümün önemli alanlarından birinin iklimlendirme sistemleri olması bekleniyor. Avrupa’daki konutların yaklaşık yüzde 20’sinde klima bulunurken, ABD’de bu oran yüzde 90 seviyesine ulaşıyor. Almanya’da ise klima kullanımının yaklaşık yüzde 6 ile oldukça düşük seviyede kaldığı belirtiliyor.
Klima Ve Isı Pompalarına Talep Artıyor
Sıcaklıkların yükselmesiyle Avrupa’da klima ve soğutma sistemlerine yönelik talebin hızlanabileceği öngörülüyor. Isı pompaları da enerji dönüşümünün öne çıkan teknolojileri arasında yer alıyor.
Almanya’da yeni kazan satışlarının yaklaşık yarısını ısı pompalarının oluşturması, bu alandaki dönüşümün hızlandığını gösteriyor. Japon iklimlendirme üreticisi Daikin’in Avrupa satışlarında son çeyrekte yıllık yüzde 23 artış kaydedilmesi de soğutma ve iklimlendirme pazarındaki hareketliliğe işaret ediyor.
Elektrik Ve Su Altyapısı Öncelik Kazanıyor
Klima kullanımının yaygınlaşması, Avrupa elektrik şebekelerinin karşı karşıya olduğu yükü de artırabilir. Yenilenebilir enerji yatırımları ve veri merkezlerinin oluşturduğu ek talebe, sıcaklık artışına bağlı soğutma ihtiyacının da eklenmesi bekleniyor.
Su altyapısı ise iklim değişikliğinin bir başka kritik başlığı olarak öne çıkıyor. İspanya ve İrlanda gibi bazı ülkelerde eskiyen boru sistemleri nedeniyle suyun yaklaşık yüzde 40’ının tüketiciye ulaşmadan kaybedildiği tahmin ediliyor.
Kuraklığın kalıcı hale gelmesi durumunda su kayıplarını azaltacak altyapı yatırımlarının hızlandırılması gerekecek. Böylece Avrupa ekonomisinde sıcaklık artışından etkilenen turizm, ağır sanayi ve taşımacılık sektörlerinin yanında klima, ısı pompası, elektrik şebekesi ve su altyapısı gibi alanların yeni yatırım döneminin başlıca aktörleri haline gelmesi bekleniyor.