Türkiye’nin savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltma hedefiyle başlattığı çalışmalar, son 25 yılda kapsamlı bir teknolojik ve endüstriyel dönüşüme dönüştü. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen projelerle birlikte Türkiye, hazır sistem tedarik eden bir ülkeden kendi platformlarını tasarlayan, geliştiren ve ihraç eden bir savunma sanayisi ekosistemine doğru ilerledi.
Anadolu Ajansı verilerinden derlenen tablo, firma sayısından Ar-Ge yatırımlarına, proje hacminden ihracata kadar birçok alanda önemli büyüme yaşandığını ortaya koyuyor.
56 Firmadan 4 Bin 500’ün Üzerinde Şirkete
Savunma sanayisindeki dönüşümün boyutu, sektörde faaliyet gösteren şirketlerin sayısındaki artışla da kendisini gösteriyor. 2002 yılında ana ve alt yüklenici firma sayısı 56 seviyesindeyken, bugün yüksek teknolojili KOBİ’ler, yazılım şirketleri ve yan sanayi kuruluşlarının da dahil olduğu ekosistemde 4 bin 500’den fazla firma bulunuyor.
Aynı dönemde yürütülen savunma projelerinin sayısı da büyük ölçüde arttı. 2002 yılında 62 proje bulunurken, bugün kara, deniz, hava, uzay, elektronik harp ve siber güvenlik gibi alanlarda 1.400’ün üzerinde proje yürütülüyor.
Sektörün toplam proje hacmi de 5,5 milyar dolar seviyesinden 100 milyar doların üzerine çıktı.
Ar-Ge Ve İnsan Kaynağı Güçleniyor
Savunma sanayisindeki büyümenin temel unsurlarından biri Ar-Ge yatırımları oldu. Yıllık araştırma ve teknoloji geliştirme harcamalarının 49 milyon dolardan yaklaşık 3,5 milyar dolar seviyesine yükseldiği belirtiliyor.
Sektörde doğrudan istihdam edilenlerin sayısı da 100 bini aşmış durumda. Çalışan mühendis ve teknik personelin yaş ortalamasının yaklaşık 34 olması, Türkiye’nin savunma teknolojilerinde genç ve yüksek nitelikli bir insan kaynağı oluşturduğunu gösteriyor.
Bu insan kaynağı sayesinde yapay zeka, otonom sistemler, sensör teknolojileri ve nesnelerin interneti gibi yeni nesil teknolojilerin savunma platformlarına entegrasyonu hız kazanıyor.
Savunma İhracatında Rekor Seviyeler
Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşümü ihracat rakamlarına da yansıyor. 2002 yılında 248 milyon dolar seviyesinde bulunan savunma ve havacılık ihracatı, 2026’nın ocak-temmuz döneminde 5,79 milyar dolara ulaştı.
Son 12 aylık kümülatif verilere göre ihracat 11,2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Türk savunma sanayisi şirketleri bugün 185 ülkeye farklı kategorilerde ürün ve sistem ihraç ediyor.
Zırhlı araçlardan insansız hava araçlarına, radarlardan elektro-optik sistemlere ve mühimmata kadar yaklaşık 230 farklı ürün veya sistemin uluslararası pazarlarda yer aldığı belirtiliyor. Sektörün yıllık cirosu da 20 milyar doların üzerine çıkmış durumda.
İnsansız Hava Araçlarında Yeni Dönem
Türkiye’nin savunma sanayisindeki uluslararası görünürlüğünü artıran alanların başında insansız hava sistemleri geliyor. Bayraktar TB2’nin farklı coğrafyalardaki kullanımı, Türkiye’nin insansız sistemler alanındaki kapasitesinin dünya çapında tanınmasını sağladı.
AKINCI ve AKSUNGUR gibi daha yüksek faydalı yük kapasitesine sahip platformlarla bu kabiliyet genişletilirken, jet motorlu KIZILELMA ve düşük radar görünürlüğüne odaklanan ANKA-3 gibi sistemler de insansız savaş uçağı konseptini ileri taşıyor.
İnsanlı savaş uçakları alanında ise Milli Muharip Uçak KAAN’ın uçuş testleri devam ediyor. HÜRJET de ses üstü hız kapasitesiyle Türkiye’nin insanlı savaş uçağı ve eğitim uçağı teknolojilerindeki çalışmalarının önemli projeleri arasında bulunuyor.
Helikopter Teknolojilerinde Yerli Platformlar
Döner kanatlı hava araçlarında T129 ATAK ile kazanılan deneyim, yeni nesil yerli platformlara aktarılıyor. T625 GÖKBEY genel maksat helikopteri bu çalışmaların öne çıkan ürünlerinden biri olurken, ağır sınıf taarruz helikopteri ATAK-2 projesinde de daha yüksek kapasitelere ulaşılması hedefleniyor.
Bu projeler, Türkiye’nin yalnızca hava araçlarını kullanabilen değil, farklı görev ihtiyaçlarına yönelik helikopter platformlarını kendi mühendislik kapasitesiyle geliştirebilen bir ülke olma hedefini destekliyor.
Mavi Vatan İçin Yerli Deniz Platformları
Deniz kuvvetlerinin modernizasyonunda MİLGEM projesi önemli bir dönüm noktası oluşturdu. ADA sınıfı korvetlerin ardından İ sınıfı fırkateynlerin de hizmete girmesiyle Türkiye’nin savaş gemisi tasarlama ve üretme kapasitesi genişledi.
TCG ANADOLU’nun envantere katılması ise deniz havacılığı açısından yeni bir dönem başlattı. Platformun gelecekte Bayraktar TB3 gibi katlanabilir kanatlı insansız hava araçlarıyla kullanılması planlanıyor.
TF-2000 hava savunma muhribi ve MİLDEN milli denizaltı projesi de Türkiye’nin denizlerdeki bağımsız savunma kapasitesini artırmayı amaçlayan çalışmalar arasında yer alıyor.
Kara Araçlarında İhracat Gücü
Kara sistemlerinde Altay ana muharebe tankının seri üretim süreci devam ederken, Türkiye farklı görevler için çok sayıda zırhlı araç geliştiriyor.
Kirpi, Vuran, Cobra, Pars ve Arma gibi platformlar, Türk savunma sanayisinin kara araçları alanındaki ürün çeşitliliğini oluşturuyor. Bu araçların farklı modelleri Türkiye’nin yanı sıra çok sayıda ülkenin güvenlik ve savunma kuvvetleri tarafından da kullanılıyor.
Çelik Kubbe İle Katmanlı Hava Savunma
Türkiye’nin savunma sanayisinde öncelik verdiği alanlardan biri de hava savunması. Daha önce önemli ölçüde dış tedarike dayanan bu alanda yerli sistemlerin geliştirilmesi ve bunların entegre bir yapı içerisinde kullanılması hedefleniyor.
Çelik Kubbe konsepti kapsamında SUNGUR, HİSAR A+, HİSAR O+, GÜRZ ve SİPER gibi farklı menzil ve görev özelliklerine sahip hava savunma sistemlerinin birlikte çalışması amaçlanıyor.
Bu sistemlerin yanı sıra Türkiye’nin akıllı mühimmat ve füze ailesi de genişliyor. SOM seyir füzeleri, Gökdoğan ve Bozdoğan hava-hava füzeleri, Çakır ve Atmaca gemisavar füzeleri ile Tolun gibi mühimmatlar, farklı platformların hassas vuruş kapasitesini artırıyor.
Teknolojik Bağımsızlık Hedefi
Son 25 yıldaki gelişmeler, Türkiye’nin savunma sanayisinde yalnızca ürün sayısını artırmadığını, aynı zamanda tasarım, mühendislik, yazılım, Ar-Ge ve seri üretim kapasitesini de genişlettiğini gösteriyor.
Şirket sayısındaki yükseliş, milyarlarca dolarlık Ar-Ge yatırımları, artan ihracat ve kara, deniz, hava ile uzay alanlarında geliştirilen yerli platformlar, savunma sanayisinin daha geniş bir teknolojik ekosisteme dönüşmesini sağladı.
Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki hedefi ise bu kapasiteyi daha ileri teknolojilerle destekleyerek kritik sistemlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve küresel savunma pazarındaki konumunu güçlendirmek olacak.