ABD’nin Rus enerji gelirlerini hedef alan yeni yaptırım yasası, henüz büyük alıcılara doğrudan bir tarife uygulanmasına yol açmadı. Ancak düzenlemenin etkileri petrol piyasasında şimdiden görülmeye başladı. Hindistan’ın büyük rafinerileri, kasım teslimatları için Rus ham petrolünün yanı sıra alternatif tedarik kaynaklarını daha fazla değerlendirmeye başladı.
Kasım Siparişleri İçin Kritik Dönem
Hindistan’daki rafineriler normal şartlarda kasım ayında teslim edilecek Rus petrolü için görüşmeleri eylülün son haftasında yoğunlaştırıyor. Bu yıl ise alım dönemi, Washington’ın yeni yaptırım yasasının uygulanma takvimiyle aynı döneme denk geldi.
18 Eylül’de imzalanan yasa, Rusya’dan ham petrol veya doğal gaz alan son 12 aydaki en büyük beş alıcı arasında yer alan ve yasanın imzalanmasından 30 gün sonra Rusya’dan yeni alımlara devam eden ülkelerden ABD’ye yapılan ithalata yüzde 100’e kadar ek tarife uygulanabilmesine imkan tanıyor.
Bu nedenle Hindistanlı rafinerilerin kasım siparişlerinde yalnızca ham petrolün fiyatını değil, olası dış ticaret maliyetlerini de dikkate alması gerekiyor.
Rus Petrolünün Hindistan’daki Payı Geriliyor
Hindistan’ın Rusya’dan yaptığı ham petrol ithalatı ağustosta bir önceki aya göre yüzde 16,5 azalarak günlük yaklaşık 2,1 milyon varile geriledi. Buna rağmen Rusya, Hindistan’ın en büyük petrol tedarikçisi olmayı sürdürdü.
Eylül ayına ilişkin ilk tahminler ise Rusya’dan gelen petrol miktarının günlük yaklaşık 1,9 milyon varile kadar düşebileceğine işaret ediyor.
Ancak ağustosta yaşanan gerilemenin tamamını ABD’nin yeni yaptırım düzenlemesine bağlamak mümkün değil. Rus petrol arzındaki sıkışıklık, Çin’deki talep rekabeti, rafineri bakım çalışmaları ve Orta Doğu’daki arz koşulları da ithalattaki düşüşte etkili oldu.
Yeni dönemdeki temel değişiklik ise rafinerilerin tarife riskini doğrudan satın alma kararlarının bir parçası haline getirmesi.
Alternatif Kaynakların Maliyeti Daha Yüksek
Hindistan’ın Rus petrolünden kısa sürede tamamen uzaklaşması kolay görünmüyor. Ülke, son yıllarda Rusya’dan yüksek miktarlarda petrol alarak hem tedarik kaynaklarını çeşitlendirdi hem de Orta Doğu’daki olası arz kesintilerine karşı alternatif oluşturdu.
Geçen haftanın sonunda Hindistan’a teslim Rus Ural petrolünün varil fiyatı yaklaşık 133 dolar seviyesinde bulunurken, Oman ve Murban gibi Orta Doğu kaynaklı petrollerin birkaç dolar daha yüksek fiyatla işlem gördüğü belirtiliyor.
Üstelik Hindistan’ın ham petrol ihtiyacında düşüş değil, artış bekleniyor. Yeni Rajasthan rafinerisi ve mevcut tesislerde gerçekleştirilen kapasite artırımlarının, ülkenin toplam petrol alımını günlük yaklaşık 5,4 milyon varile taşıması öngörülüyor.
Bu durum Hindistan’ın bir yandan daha fazla petrole ihtiyaç duyarken diğer yandan en büyük tedarikçilerinden biriyle ticarette ek riskle karşı karşıya kalması anlamına geliyor.
Orta Doğu Kaynakları Yeniden Öne Çıkıyor
Rus petrolündeki gerilemeyle birlikte Hindistan’ın tedarik haritasında diğer üreticilerin payı da artmaya başladı.
Ağustosta Irak’tan yapılan petrol ithalatı yaklaşık dörtte bir oranında yükselirken, Suudi Arabistan’dan gelen petrol miktarında da artış görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri ise Hürmüz Boğazı’nın dışında bulunan Füceyre ve Sohar gibi terminaller üzerinden satış imkanlarını artırmaya çalışıyor.
Hindistanlı rafinerilerin kasım teslimatları için alternatif kargo arayışını artırması, söz konusu üreticiler arasındaki rekabeti daha da güçlendirebilir. Ancak Orta Doğu kaynaklı petrolün Rus varillerinin tamamının yerini kısa sürede alması, fiyat ve mevcut arz kapasitesi nedeniyle kolay görünmüyor.
Türkiye Açısından Da Yakından İzleniyor
Hindistan’daki gelişmeler, Türkiye açısından da yakından takip edilen bir örnek oluşturuyor. Türkiye yeni yaptırım yasasında doğrudan hedef ülke olarak belirtilmese de Rus enerji ithalatındaki büyüklüğü nedeniyle Washington’ın uygulama çerçevesi Ankara açısından önem taşıyor.
Hindistan gibi büyük bir alıcının Rus petrolü alımlarını azaltması, küresel petrol ticaretinde yeni bir arz ve talep dengesi oluşturabilir. Orta Doğu, Afrika ve Amerika kaynaklı alternatif variller için rekabetin artması, fiyat farkları ve navlun maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir.
Diğer taraftan Rusya’nın Hindistan’da kaybettiği pazar payını başka ülkelere yönlendirmek için daha düşük fiyatlar sunması da mümkün. Ancak yeni ABD yasası, Rus petrolü alan büyük ülkeler açısından enerji maliyetinin yanı sıra ABD’ye yapılan ihracata yönelik olası etkilerin de hesaba katılmasını gerektiriyor.
Şu aşamada Hindistan veya Türkiye’ye yasa kapsamında kesinleşmiş yüzde 100 oranında bir tarife uygulanmış değil. Piyasanın önündeki temel soru, Washington’ın 30 günlük sürenin ardından bu yetkiyi hangi ülkelere karşı ve hangi oranlarda kullanacağı olacak.